Yaşam Programı

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Tepkime puanı
132
İnsanoğlunun dünyaya geliş amacı tekamül etmek ve tekamüle hizmet etmektir. Dolayısıyla yaşam programlarımızın da ana hedefi de gelişmek ve gelişime hizmet etmek olmaktadır. Zaten bizler de şu bulunduğumuz zaman ve mekan kesiti içinde kendi yaşam programlarımızın içindeyiz ve onları yaşamaktayız.
Bizler bu zamanda, bu bedende, bu bölge ve şartlar içinde gelmeyi bilerek ve isteyerek seçtik. Yaşam planı ya da kader diye adlandırdığımız programda ana arterler, kanallar bellidir !
Bu ana kanallara hangi yollardan, neyi seçerek, nasıl ulaşacağımız ise bizim niyet ve seçimlerimizle belirlenir ve şekil alır. İster yolları kısaltarak uygularız bu programı, istersek dolambaçlı yollardan geçip uzatarak birazını uygularız ya da hiç uygulamayabiliriz.
Uyuyan, farkında olmayan insan, otomatik bir şekilde bilmeden, anlamadan, görmeden yaşar. Bu tip insanlar sistemin mevcut düzeneğinde, dünyanın cezbedici, yanar döner ışıltılarına kapılarak sürüklenirler de sürüklenirler. Acılar, beklentiler, aşırı istekler içinde kaybolurcasına bir sürüklenmedir bu…
Bizim temel sorumluluğumuz öncelikle ilkeleri anlamak, bu ilkeler doğrultusunda duruş sergilemek, gerçek özümüzü ortaya çıkarmak, sabırla, cehitle, sevgiyle, yüksek vibrasyonlara açık olmak ve onlara uyum sağlayarak gelişmektir.
Yaptığımız seçimler yaşam programımıza uygun değilse, ruhsal ikazlar alınır, hayati tehlikeler atlatılır ve büyük sarsıntılar yaşanır, aynı olaylar hiç durmadan tekrar eder. Ve hep bu tekrarlarla karşılaşırız. Bu olayları fark etmek, durup üzerinde düşünmek bizlerin şuur uyanıklığına bağlıdır. Dünyanın şartları zordur gerçekten, bu şartlarda yaşam programını yaşayabilmek büyük bir marifet ve yüceliktir. Bu da ancak bilgi ve uygulama ile olur.
Yaşam programının uygulanabilmesi için şuurlanma gerekir!
Bu yüzden yaşam programlarının uygulanması ile şuur uyanıklığı arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Şuur ve şuurlanma konusu önemli bir konudur. Bir konunun idrakine vardım demek öyle bir anda olacak iş değildir. Çünkü şuur; o an için içinde bulunmakta olduğumuz gerçeklik noktasıdır. Bizim gerçeklik noktamız…
Bir şuur noktasına gerçekten varmak demek, onu her durum ve şart altında koruyabilmek demektir. Basit bir örnek ile yaşamak için yemek yememiz ve nefes almamız gerektiğinin yeterince şuurunda olduğumuz için bu eylemlere son vermemekte ve devamlı gerçekleştirmekteyiz. Çünkü gerçekten farkındayız ve biliriz ki, bu eylemler yaşamak için gereklidir.
Eğer ki, bir noktayı zihnimizde yeterince açık ve aydınlık tutamıyorsak, zaman içinde kaybolmalar, karışıklıklar yaşıyorsak; bu, o noktayı henüz yeterince idrak edip anlayamamış olduğumuzu göstermektedir. Gereklilikleri ve icapları henüz yeterince kavrayamamış, anlayamamış, görememişiz demektir. Ama zaten bir şuur noktası da öyle bir günde oluşmaz. Bir sabah uyandım tüm meseleyi kavradım demek mümkün değildir. Olsa yalandır zaten. Diyenlere de inanmayınız. Bir şuur noktasının oluşabilmesi; gayret demektir, sabır demektir, çaba demektir hatta sürefor demektir.
"Yanlış olmadan doğru olmaz !"
Bir şeyi yanlış yapmadan doğrusu öğrenilmez. Yanlışlar bu yüzden kıymetlidir. Hele ki bir de yapılan yanlışın ardından, o yanlışı fark edebiliyor ve değiştirmek için niyet ediyorsanız ne güzel!
Şuur nedir ve nasıl geliştirilir?
Şuur; bir varlığın içinde bulunduğu gerçeklik noktasıdır. Anlama kabiliyeti, idrak etme becerisi, görebilme yetisi hep o an içindeki şuur seviyesine bağlıdır. Eğer anlayamıyorsa yeterli zihin noktasında yani şuurda değildir. Meselenin bilincine varamıyordur. O yüzdende varlıklar kendi gerçeklik dünyaları içinde yaşarlar ve ona göre hareket ederek, ona göre karar verirler. O nedenledir ki, birimizin kararını bazen bir diğerimiz anlamaz.
Bir varlığın çaba içinde olması çok mühimdir. Daha fazla gerçeğe temas etmek, daha fazla görebilmek, daha fazla işitebilmek için çaba hayrınadır elbette.
Şuurumuzu geliştirmek için ne yapabiliriz? Daha engin bir şuur ile daha az duygusal yük taşımak için neler yapılabilir? Böylece daha uyumlu ve olumlu bir yaşamımız olabilir mi? Şuurlanma bizim daha rahat, yumuşak ve esnek zihinlere sahip olmamızı sağlar mı?
Öncelikle şuurumuzu genişletmek ve geliştirmek bir yaşanmışlık neticesinde olabilecek bir iştir. Yaşamakta olduğumuz her olay zaten bunun için vardır. Şuurumuzu genişletelim esnetelim diye… Yaşayarak, anlayarak, öğrenerek şuurumuz genişlemektedir zaten. Ancak buna ilave olarak yapabileceğimiz şey niyetimiz korumak ve irade koymaktır.
Şuurlanma konusunda Niyet ve İrade oldukça önemli yasalardır. Niyetimizi bozmayarak, irademizi kaybetmeyerek şuurumuzu yükseltmek çabasında bulunabiliriz.
Çünkü şuuru yukarıda tutma çabası zaman içinde zihinde bir genişleme yaratacağı için gereksiz duygusal yüklerin azalmasına neden olacaktır. Bu çaba bizi aşağıya çeken ağır ve ağdalı duygusal olaylara zaman içinde daha rahat ve hafif bakmanıza neden olacaktır. Ki, bu da elbette kendiyle ve evrenle barışık daha uyumlu ve olumlu bir yaşam getirecektir bizlere.
Kendisiyle ve evrenle daha barışık olmak demek, sevmek demektir. Zamanla daha çok sevmek demektir. Sevemediğini de sevmek demektir. Ve bir gün hiçbir şeyi ayırmamak demektir. Her şeye eşit mesafede olmak demektir. Her şeyi sevebilmek elbetteki çok yüksek bir anlayış, çok yüksek bir beceridir. Ama oraya doğru yürüdüğümüz her an daha rahat, esnek, yumuşak ve akıcı olmamız; evrenle bütünleşerek onun sesini duyabilmemiz demektir.
Olayların dilini yavaş yavaş çözerek, bu yaşamın kulaklarınıza neler fısıldıyor olduğunu nihayet duymak deme
alıntı
 
Üst