Taş Plak Teorisi, paranormal literatürde ortaya atılmış spekülatif bir hipotezdir. Temel iddiası şudur: Güçlü duygusal olaylar özellikle travmatik, şiddetli ya da yoğun psikolojik yük taşıyan deneyimler fiziksel mekanın yapısına bir tür enerjik kayıt bırakabilir. Bu kayıt, uygun koşullar oluştuğunda tekrar çalınabilir ve insanlar tarafından hayalet ya da paranormal deneyim olarak algılanabilir.
Teoriye göre bazı materyaller özellikle taş, kaya, tuğla gibi kristal yapıya sahip maddeler bir tür kayıt ortamı gibi davranır. Bu benzetme, manyetik bant ya da plak kayıt sistemine dayanır. Nasıl ki bir plak sesi mekanik titreşimler olarak yüzeyine kaydediyorsa, Taş Plak Teorisi de yoğun duygusal enerjinin çevredeki fiziksel yapıya iz bıraktığını varsayar. Daha sonra belirli çevresel koşullar (nem, elektromanyetik alan değişimi, atmosfer basıncı vb.) bu kaydın tekrar algılanmasına neden olabilir.
Bu yaklaşım özellikle rezidüel hauntings olarak adlandırılan, etkileşimsiz hayalet fenomenlerini açıklamak için kullanılır. Yani görülen figür ya da duyulan ses bilinçli bir varlık değildir. Geçmişte yaşanmış olayın bir tür tekrar eden yankısıdır. Bu durumda gözlemciyle etkileşim yoktur, olay sanki bir sahne gibi tekrar eder. Bu yönüyle teori, klasik ruh ya da bilinçli hayalet kavramından ayrılır.
Teoriye göre bazı materyaller özellikle taş, kaya, tuğla gibi kristal yapıya sahip maddeler bir tür kayıt ortamı gibi davranır. Bu benzetme, manyetik bant ya da plak kayıt sistemine dayanır. Nasıl ki bir plak sesi mekanik titreşimler olarak yüzeyine kaydediyorsa, Taş Plak Teorisi de yoğun duygusal enerjinin çevredeki fiziksel yapıya iz bıraktığını varsayar. Daha sonra belirli çevresel koşullar (nem, elektromanyetik alan değişimi, atmosfer basıncı vb.) bu kaydın tekrar algılanmasına neden olabilir.
Bu yaklaşım özellikle rezidüel hauntings olarak adlandırılan, etkileşimsiz hayalet fenomenlerini açıklamak için kullanılır. Yani görülen figür ya da duyulan ses bilinçli bir varlık değildir. Geçmişte yaşanmış olayın bir tür tekrar eden yankısıdır. Bu durumda gözlemciyle etkileşim yoktur, olay sanki bir sahne gibi tekrar eder. Bu yönüyle teori, klasik ruh ya da bilinçli hayalet kavramından ayrılır.