Tarihteki Büyük Katliamlar

Oddie

Kayıtlı Üye
Katılım
12 Haz 2009
Mesajlar
139
Tepkime puanı
9
Tarihteki en büyük katliamlara örnekler:

* Jozef Stalin (Rusya, 1934-1939) 13 milyon mülteci, yüzbinlerce ölü.
* Adolf Hitler (Almanya, 1939-1945) 12 milyon mülteci, kamplarda 2 milyon ölü ve kayıp.
* Mao Tze Dong (Çin, 1966-1969) 11 milyon kişiye kültürel asimilasyon. Toplama kamplarında sayısı belli olmayan ölü ve kayıplar.
* İspanyol ve Amerikalı Kaşifler (1492-1800) 7 milyon 972 bin ölü veya kayıp.
* Hideki Tojo (Japnya, 1941-1944) 5 millyon ölü veya kayıp.
* Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979) 1 milyon 700 bin ölü.
* Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994) 1 milylon 600 bin mülteci ve toplama kamplarında ölü veya kayıp.
* Menghitsu (Etopya, 1975-1978) 1 milyon 500 bin ölü veya kayıp.
* Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962)1 milyon ölü veya kayıp.
* Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970) 1 milyon ölü ve kayıp.
* Leonid Brejnev (Afganistan, 1979-1982) 900 bin ölü ve kayıp.
* Jean Kambanda (Ruanda, 1994) 800 bin ölü ve kayıp.
* İngiliz Kralligi (Avustralya, 1849-1938) 719 bin ölü ve kayıp, 100 bin mülteci.
* Suharto (Doğu Timor, 1976-9
icon_cool.gif
600 bin ölü ve kayıp.
* Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980-1990 600 bin ölü ve kayıp.
* Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990) 500 bin ölü ve kayıp.
* Savimbi (Angola, 1975-2002) 400 bin ölü ve kayıp.
* Idi Amin (Uganda, 1969-1979) 300 bin ölü ve kayıp.
* B.Mussolini (Etyopya, Yugoslavya 1936) 300 bin ölü ve kayıp.
* Danimarka (Danimarka 1945) 250 bin Alman mülteci ölüme terk edildi.
* Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997) 250 bin ölü ve kayıp, 200 bin mülteci.
* Charles Taylor (Liberya, 1989-1996) 220 bin ölü ve kayıp.
* Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000) 200 bin ölü ve kayıp.
* S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96) 180 bin ölü ve kayıp.
* Michel Micombero (Burundi, 1972) 150 bin ölü ve kayıp.
* Almanya (Namibya 1891) 117 bin ölü ve kayıp, 15 bin mülteci.
* Hassan Turabi (Sudan, 1989-1999) 100 bin ölü ve kayıp.
* Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971) 60 bin ölü ve kayıp.
* Marcos (Filipinler) 50 bin ölü ve kayıp.
* Hissene Habre (Çad, 1982-1990) 40 bin ölü ve kayıp.
* Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920) 30 bin muhalif infaz edildi.
* Francisco Franco (İspanya) 30 bin muhalif infaz edildi.
* Hafiz Esad (Suriye 1980-2000) 25 bin ölü ve kayıp.
* Khomeini (Iran, 1979-1989) 20 bin ölü ve kayıp.
* Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek) 15 ölü, 7500 kayıp, 45 bin mülteci.
* Paul Koroma (Sierra Leone, 1997) 6 bin ölü ve kayıp.
* Augusto Pinochet (Chile, 1973) 3 bin ölü ve kayıp.
* Efrain Rios Montt (Guatemala) 2 bin ölü ve kayıp. Sierra Leone, 80 bin mülteci, kayıp rakamı belli değil.
* Kıbrıs Cumhuriyeti (1912-1974) 25 bin sivil mülteci, bin ölü, 100 İngiliz ölü.
* Yunanistan (Bati Trakya,1923-1990) 400 bin mülteci evlerini terk etti.
* Bulgaristan (1970-1989) 360 bin mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerini terk etti, binlerce kişi toplama kamplarına alındı.
* Norveç (1920-1930) Tater göçmenleri kısırlaştırıldı. Direnenler toplama kamplarına alındı.




ALINTIDIR
 

Ajan 47

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2009
Mesajlar
537
Tepkime puanı
74
Tabiki bu sayılar sadece tahminlerden yola çıkarak bulunan ölü sayısı . Gerçeğini kimse bilmiyor .
 

Makyavel

Kayıtlı Üye
Katılım
6 Ocak 2010
Mesajlar
189
Tepkime puanı
210
Konum
Bulgaristan
Bulgaristan (1970-1989) 360 bin mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerini terk etti, binlerce kişi toplama kamplarına alındı.
Bunlardan biri biziz.
 

artenas

Kayıtlı Üye
Katılım
15 Nis 2009
Mesajlar
121
Tepkime puanı
5
Konum
antalya-ısparta
İş
üniversite ögrencisi
az daha bekleyin büyük planları nüfusun 3te 2 sini yok etmek ve gayet te basarılılar sürekli hastalıklarla bogusuyor insanlar aclık ve savaslar da cabası
 

Ajan 47

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2009
Mesajlar
537
Tepkime puanı
74
az daha bekleyin büyük planları nüfusun 3te 2 sini yok etmek ve gayet te basarılılar sürekli hastalıklarla bogusuyor insanlar aclık ve savaslar da cabası

Bunlar aynı taraftan değillerki başarı tek taraflı olsun . Hepsi ayrı safhadan yapılıyor . Yani öyle birşeyin olma olasılığı yok . Avrupadaki ülkeler siyasi geçmişlerinden ötürü bir araya gelipde ortak karar alamazlar .
 

naar

Banlı Kullanıcı
Katılım
24 Eki 2009
Mesajlar
5
Tepkime puanı
0
enver paşa ve yandaşları ve ittihatçılar 1915-1918 kars ağrı ve anadolu içleri yaklaşık 1milyon ermeni öldürüldü yada kayboldu. :DD
 

Voy

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ocak 2009
Mesajlar
525
Tepkime puanı
50
Bu yüzden ileryemiyoruz işte ve gittikçe gerileyip batıyoruz.Öğrenilmesi gereken şey canlıya sevgiyken bunları yaşıyoruz.İdeolojilerin hepside kendi çöküşünü hazırlıyor.
 

TURKMAGIC

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Kas 2009
Mesajlar
163
Tepkime puanı
4
Bence okadar geriye gitmeye gerek yok, yakin zamanda medyada konusulan olaylari yazmamiz yeter.
Dersim/Tunceli Kürt alevi katliami
Alevilere yapilan Sivas Maras katliamlari
baska dinden olan Süryanilerin ülkermizdeki vahim halleri
son zamanlardada Romanlara(cingelere) ülkemizde saldiri oranlari artmisdir.
vb...

Sözdede hep Biz Halk olarak hep Hosgörülüyüz denilir :)
 

artenas

Kayıtlı Üye
Katılım
15 Nis 2009
Mesajlar
121
Tepkime puanı
5
Konum
antalya-ısparta
İş
üniversite ögrencisi
Bunlar aynı taraftan değillerki başarı tek taraflı olsun . Hepsi ayrı safhadan yapılıyor . Yani öyle birşeyin olma olasılığı yok . Avrupadaki ülkeler siyasi geçmişlerinden ötürü bir araya gelipde ortak karar alamazlar .


bu devletler üstü elitist bir yapı
 

mally

Kayıtlı Üye
Katılım
29 Ocak 2010
Mesajlar
720
Tepkime puanı
225
Bununda yazılması gerekti ama gözden kaçtı herhalde .

Iğdır daki soykırım müzesinden, Kars ve çevre illerdeki toplu Türk mezarlarından haberiniz yok değil mi? Ermenilerin Azerbeycan işgali ve Azeri Türklerini katledişinden? Önce bi araştırın bakalım. Neler bulacaksınız...
 

Elfangel

Kayıtlı Üye
Katılım
29 Ara 2009
Mesajlar
938
Tepkime puanı
355
Bulgaristan (1970-1989) 360 bin mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerini terk etti, binlerce kişi toplama kamplarına alındı.
Bunlardan biri biziz.

Bulgaristan'da yapılmış olan asimilasyonun izlerini hala görmek mümkün, 2008'de bir okul gezisi için Bulgaristandaydık. Gördüklerimiz, dinlediklerimiz ve yaşadıklarımız beni dehşete düşürdü. Bazı köylerde çoğu ev bomboş, harabeye dönmüş, biz bunların kaçan Bulgaristan'dan kaçan Türklerin olduğunu tahmin ettik. Gittiğimiz kasabanın %75'i Türk'tü ama okullarında bir tane bile Türk öğretmen yoktu. Türkler hep ikinci sınıf işlerde çalışıyorlardı. Bizi sürekli kontrol altında tutmaya çalıştılar, Türk çocuklarından uzak tutmaya çalıştılar. Konuşabildiğimiz çocuklardan bir kaçı öğretmenlerinin Türkleri ve Bulgarları bariz bir biçimde ayırdıklarını söyledi. Oysa kültürlerimiz, dillerimiz bile öyle çok benziyor ki. Ve Bulgaristanla aramızda geçmiş birebir bir savaş da yok. Neden bize bu kadar düşmanlar anlamıyorum. İçim çok buruk dönmüştüm oradan, Türklerin hepsini toplayıp buraya getirmek geldi içimden çare olmayacağını bile bile...:(
 

Sydonay

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Haz 2010
Mesajlar
27
Tepkime puanı
1
Yaş
39
Konum
Ankara
İş
EÄŸitimci
Doğu Türkistan'da bir asırı aşkın süredir uygulanan asimilasyon. Sayısı onları aşan katliamlar. Sayısı onbinleri geçen Uygur Türk'ü kurbanlar. Katil: İşgalci Çin.

Güney Azerbaycan'da halen uygulanan kimliksizleştirme politikaları. Zaman içerisinde katledilen binlerce Güney Azerbaycan Türk'ü. Katil: Persler (İran)

1992 Hocalı Katliamı. 600'ü aşkın sivilin katledilmesi. Katil: Ermenistan

Kızılderili soykırımı. Fazla söze gerek yok. Katil: Amerika

Paganların sindirilmesi. Ortaçağ bataklığı boyunca sayısı onbinleri geçen cinayetler ve idamlar. Katil: Vatikan, Katolik Kilisesi
 

Zeyna

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ocak 2009
Mesajlar
330
Tepkime puanı
60
Konum
İstanbul
İş
yönetici
ERMENİ İSYAN ve KATLİAMLARI

Berlin Antlaşması'nın imzalanmasını izleyen dönemde Ermeni sorunu iki yönde gelişmiştir. Bunlardan ilki, Batılı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki baskı ve müdahaleleri; ikincisi ise, Anadolu, Suriye ve Rumeli'de yaşayan Ermenilerin Anadolu'nun çeşitli yerlerinde, özellikle Doğu Anadolu ve Klikya'da yeraltında örgütlenmeleri ve silahlanmalarıdır.

İlk kışkırtmalar Rusya'dan gelmeye başlamış, Rusların bu tutumu İngiliz ve Fransızları Ermenilerle daha çok ilgilenmeye sevk etmiştir. Doğu Anadolu'daki İngiliz Konsoloslukları'nın sayısı hızla artmış, ayrıca bölgeye çok sayıda Protestan misyonerler gönderilmiştir. Bu kışkırtmalar sonucunda Doğu Anadolu'da 1880'den itibaren çeşitli Ermeni komiteleri kurulmaya başlamıştır. Ancak, yerel düzeyde kalan bu komiteler, Osmanlı yönetiminden şikayeti olmayan, barış ve refah içinde yaşayan Ermeni halkının ilgisini çekmediğinden başarılı olamamıştır.

Osmanlı Ermenilerini içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karşı harekete geçirmek mümkün olmayınca, bu kez Rus Ermenilerine Osmanlı toprakları dışında komiteler kurdurulması yoluna gidilmiştir. Böylece 1887'de Cenevre'de sosyalist eğilimli, ılımlı militan Hınçak, 1890'da ise Tiflis'te aşırı, terör, isyan, mücadele ve bağımsızlık yanlısı Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere, "Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması" hedef olarak gösterilmiştir.

İstanbul'da örgütlenen ve Avrupa devletlerinin dikkatlerini Ermeni meselesine çekerek Osmanlı Ermenilerini kışkırtmayı hedefleyen Hınçakların başlattığı ayaklanma girişimlerini, aralarında siyasi mücadele başlayan Taşnaklarınki izlemiştir. Bu ayaklanma girişimlerinin ortak özellikleri; Osmanlı ülkesine dışarıdan gelen komitelerce planlanmış ve yönlendirilmiş olmaları ile örgütlenme faaliyetlerinde Anadolu'ya yayılan misyonerlerin büyük katkısının bulunmasıdır.

İlk isyan 1890'daki Erzurum'da gerçekleşmiştir. Bunu, yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi, 1892-93'te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olayları, 1894'te Sasun isyanı, Babıali gösterisi ve Zeytun isyanı, 1896'da Van isyanı ve Osmanlı Bankası'nın işgali, 1903'te ikinci Sasun isyanı, 1905'te Sultan Abdülhamid'e suikast girişimi ve nihayet 1909'da gerçekleşen Adana isyanı izlemiştir. 1914'de Zeytun'da 100, 1915 Van olaylarında 3.000 ve 1914-1915 Muş olaylarında 20.000 Türk, Ermeni mezalimi sonucu hayatlarını kaybetmiştir.

İsyanların Osmanlı kuvvetlerince bastırılması, dünya kamuoyuna propaganda maksatlı olarak "Müslümanlar Hıristiyanları katlediyor" mesajıyla yansıtılmış ve Ermeni sorunu giderek uluslararası bir sorun niteliği kazanmıştır. Nitekim, döneme ait İngiliz ve Rus diplomatik temsilciliklerinin raporları, "Ermeni ihtilalcilerin hedefinin karışıklıklar çıkararak Osmanlıların karşılık vermesini ve böylece yabancı ülkelerin duruma müdahalesini sağlamak" olduğunu kaydetmektedir.

Öte yandan sömürgeci devletlerin diplomatik temsilcilikleri Anadolu'ya dağılmış Hıristiyan misyonerler ile birlikte Ermeni propagandasının Batı kamuoyuna iletilmesinde ve benimsetilmesinde büyük rol oynamışlardır.

Ermeniler, Türk halkına en büyük zararı, Birinci Dünya Savaşı sırasında giriştikleri katliamlarla vermişlerdir. Bu dönemde Ermeniler; Ruslar hesabına casusluk yapmış, seferberlik gereği yapılan askere alma çağrısına uymaksızın askerden kaçmış, askere gelip silah altına alınanlar ise silahları ile birlikte Rus ordusu saflarına geçerek, "vatana ihanet" suçunu topluca işlemişlerdir.

Daha seferberliğin başlangıcında, Türk birliklerine karşı saldırıya geçen Ermeni çeteleri, büyük katliamlara girişmiş, Türk köylerine baskınlar düzenlemek suretiyle sivil halka büyük zararlar vermişlerdir. Örneğin Van'ın Zeve Köyü'nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştür.


ARŞİV BELGELERİ
»

Fatih Sultan Mehmet'in Fermanı
»

Meclis-i Vükela'nın Tehcir Kararı
»

Tehcir Kanunu
»

Ermenilerin Tehcir Nedenleri
»

Ermenilerin İâşe ve İskân Masraflarının Göçmen Ödeneğinden Karşılanması
»

Sevk Olunan Ermenilerin Yollarda Korunmaları, Bunlara Saldıranların Cezalandırılmaları
»

Protestan Ermenilerin Sevk Edilmemesi
»

Ermenilerin Sevkiyatında Gözetilmesi Gereken Gaye ve Esaslar
»

Uygunsuz Hareketlerde Bulunan Jandarmanın Divan-ı Harb'e Sevkleri
»

Ermeni Sevkiyatının Durdurulması
»

Ermenilerin Geri Dönmelerine İzin Verildiği
»

Memleketlerine Geri Dönecekler İçin Alınan Tedbirler
»

Tarafsız Hukukçulardan Tehciri Soruşturma Komisyonu Oluşturulması
»

Anadolu'ya Gidecek Heyetin Masraflarının Karşılanması
»

Yerleri Değiştirilen Ermeni ve Rumlara Ait Malların İadesi
»

Tehcir Sırasında Ermenilere Zarar Verenler Hakkında Soruşturma Açılması
»

Hukuk Müşaviri Mehmet Münir Bey'in Ermeni Faaliyetleri ve Tehcir Sebepleri Hakkındaki Raporu
»

Ermeni Çeteleri ile Rusların Müslümanlara Yaptıkları Soykırım
»

Ermeni ve Rusların Yaptıkları Soykırım
»

Fransız Askerleriyle Birlikte Ermenilerin Ayıntap, Maraş ve Adana Civarında Müslüman Halka Zulüm Yaptıkları
»

Kars, Sarıkamış ve Karakurt Civarında Ermenilerin Müslüman Halka Yaptıkları Mezâlim
»

Ermenilerin Tortum'un Altmış Dört Köyünü Yakıp, Katliâm Yaptıkları ve Mezâlimden Kurtulanların İskânı
»

Zeytun, Demirkapu ve Pilümür Karyelerinde Ermeni Askerleri Tarafından Yapılan Yağma ve Mezâlim
»

Ermenilerin Erivan Mıntıkasında Yeniden Mezâlim Başlattıkları
»

Erzurum Köylerinde Ermenilerce Katledilen İslâm Nüfusu İle Yakılan Köy ve Hâneleri Gösterir Cetvel
»

Ermenilerin Faaliyetleri Hakkında Patriğe Yazılan Yazı
»

Dersim Eşkiyasının Ermeni Kafilelerine Saldırıları
»

Nakledilen Ermenilerin Borç ve Alacaklarının Belirlenmesi
»

Esnaf ve Tüccar Ermeniler Dışındaki Komiteci Ermenilerin Uzaklaştırılması
»

Sevk Edilen Ermenilerin Borçlarının Tesbiti ve Mallarının Korunması
»

Nakledilen Ermenilerin Menkul Mallarının Korunması
»

Mamuretülaziz Amerika Konsolosunun İstanbul'daki Amerika Sefirine Yazdığı Yazının Görüldüğü
»

Ermenilerin İsviçre'ye Büyük Miktarda Para Kaçırmaları
»

Ermeni Ailelerinin İskân ve İaşeleri
»

Kimsesiz Ermenilerin İskân ve İaşeleri
»

Tahliye Edileceklerin Yetimlerinin Yetimhanelere Yerleştirilmesi
»

Ermenilerin Geri Dönüşlerine Kolaylık Gösterilmesi ve İhtiyaçlarının Sağlanması
»

Ermenilerin Geri Dönmeleri Esnasında Dikkat Edilecek Hususlar
»

Sevk Edilecek Ermenilerden Kadın, Çocuk ve Hastaların Araba ile Sevki
»

Ermenilerin Vergiden Muaf Olması
»

Ticaret ve Benzeri Suretlerle İkâmet Eden Ermenilerin Yerlerinde Bırakılmaları
»

Erzurum'dan Sevk Edilen Ermenilerin Taarruza Uğradığı, Korunmaları İçin Gerekli Önlemlerin Alınması
»

Ermeni Çocuklarının Yetimhanelere Yerleştirilmesi
»

Ermeni Sevkiyatının Emniyet İçinde Yapılması
»

Ermeni Mebus ve Ailelerinin İhraç Edilmemesi
»

Ermenilerin Sevkedilecekleri Yerler
»

Öğretmen ve Çocukların Sevkedilmemeleri
»

Mamuretülaziz'de Ermeni Çetelerinin Jandarmalarla Çatışmaları
»

Ermeni Çetelerinin İslâm Köylerine Zarar Vermelerine Engel Olunması İçin Tedbir Alınması
»

Hasta Ermenilerin Sevk Edilmemesi
»

Humma ve Tifo Dolayısıyla Ölmekte Olan Göçmenlerin Kendi Yerlerine Sevk Edilmeleri
»

Ermenilerin Sevki Sırasındaki Suistimallerin Önlenmesi
»

Hiyanet Etmeyen ve Komitelerle İlişkileri Olmayan Ermenilerin Sevk Edilmemeleri
»

Tehcir Sırasında Suç İşleyenlerin Tahkikatı İçin Heyet Gönderilmesi ve Masraflarının Karşılanması
»

Geri Dönen Rum ve Ermenilerin İaşe, Sevk ve İskân Durumlarını İnceleyecek Komisyonun Masraflarının Karşılanması
»

Soruşturma Komisyonları Oluşturulması Teklifinin Reddedildiğine Dair
»

Tehcir Sırasında Suç İşleyenlerin Yargılanması
»

Rum ve Ermeni Halka Saldırıda Bulunulduğu İddialarının Asılsız Olduğu
»

Piskopos Kendifyan'ın Diyarbakır'dan Ermeni Faaliyetleriyle İlgili Mektubu
»

Albert Jean Amateau'nun California Noterine Verdiği Yeminli İfadesi
»

Talat Paşa'ya Atfedilen Belgeler
»

Soruşturma Komisyonları Oluşturulmasına Dair Notalar
»

Amerikalı 68 bilim adamının ABD Temsilciler Meclisi'ne sunduğu rapor.
»

Erivan'da bastırılarak Avrupa ülkelerinde dağıtılan, Türkiye'nin sınırlarını ihlal eden hayali Ermenistan haritası (20,03,2001 Tarihli Türkiye Gazetesi)
»

ASALA Terör Örgütünü Konu alan 29 Eylül 1986 tarihli TIME dergisinin kapağı.
»

Terörün Beş Yüzü. - Herald American Newspaper -
»

Aram Andonian'ın "Katledilen Ermeniler" İsimli Kitabının Kapağı
»

Tiflis'teki Milli Ermeni Bürosunun ABD'nin Boston Şehrindeki Ermeni Taşnaksütyun Devrimci Komitesi'ne Gönderdiği Telgraf.

Alıntı
»

Boghos Nubar'ın Fransız Dışişleri Bakanına Yazdığı Mektup.
»

Türkiye ile Sovyetler Birliği Arasındaki Sınırların Çizildiği Gümrü Anlaşması'nın Kopyası.
»
1914 Yazında Paris'de Çıkarılan Hınçak Gazetesi'nin Ön Sayfası.
 

Zeyna

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ocak 2009
Mesajlar
330
Tepkime puanı
60
Konum
İstanbul
İş
yönetici
Sincan değil Doğu Türkistan!

Çin’de Doğu Türkistan bölgesinde yüzlerce Türk katledildi. Türk basını doğal olarak bu konudaki haberleri manşetlerine taşıdı.

Ancak ortada bir yanlış bilgilenme ve üslup var. Hemen hemen bütün haberlerde yer alan bir cümleye dikkatinizi çekerek başlayalım: “Çin’e bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde çıkan olaylarda 156 Uygur öldürüldü.”

Her şeyden önce olayların yaşandığı bölgenin binlerce yıllık tarihsel adı “Doğu Türkistan”. “Sincan” ise Çin’in o bölgeyi işgal ettiği 1880’li yıllarda verilmiş bir isim. Anlamı da “Yeni fethedilmiş toprak”. Dolayısıyla o bölgeye “Sincan” demek, Çin’in işgalini kabullenmek anlamına geliyor. Doğu Türkistan’a “Sincan” demenin, örneğin Batı Trakya’ya “Doğu Makedonya” demekten bir farkı yok. Yunanistan’ın idari örgütlenmesinde Batı Trakya resmi olarak “Doğu Makedonya” diye geçiyor. Biz Türkler ise o bölgeyle tarihsel bağımızı hatırlatmak için ısrarla “Batı Trakya” diyoruz.

Alıntı yaptığımız cümledeki ikinci büyük yanlış ise ölenlere “Uygur” denmesi. Halbuki Uygur diye bir millet yok. Türk diye bir millet var. Bu yüzden Uygur Türkü demek daha doğru olacaktır. Aynen Kırgızlara Kırgız Türkü, Azerilere Azerbaycan Türkü, Kıbrıslılara Kıbrıs Türkü dememiz gibi. Uygur Türküne Uygur demek emperyalizmin Türk milletini parçalara ayırma çabaları karşısında pes etmek anlamına gelir.



Binlerce yıllık Türk Yurdu:
Doğu Türkistan

Türkistan, Batılı kaynaklarda ve Rus ve Çin tarih yazınında “Türklerin Orta Asya’da yaşadığı bölge” olarak tanımlanır. Kabaca tarif etmek gerekirse, Hazar Denizi’nden bugünkü Moğolistan’a uzanan bölgedir. Güneyi Afganistan’a kadar uzar, kuzeyi bugünkü Kazakistan’ı kapsar. Türkistan 18. yüzyıla kadar sürekli bir Türk hakimiyeti altında yaşamıştır. Batısı 1700’lü yılların başından itibaren Rusya tarafından işgal edilmiştir. Bugün “Batı Türkistan”da dört bağımsız Türk devleti bulunmaktadır: Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan.

Türkistan’ın doğusu ise 1750’li yıllardan itibaren Çin saldırılarına uğramıştır. Basında “Sincan” olarak isimlendirilen Doğu Türkistan 1.6 milyon kilometrekarelik çok büyük bir bölgedir. Bütün Türkistan’ın neredeyse üçte biri büyüklüğündedir. Türkiye’nin ise 2 katıdır!

Doğu Türkistan çok önemli Türk uygarlıklarına evsahipliği yapmıştır:

MÖ 300-MS 550: Hunlar, 550-750: Göktürkler
750-850: Göktürkler-Uygurlar, 850-900: Uygurlar,
900-1200: Uygurlar-Karahanlılar,
1200-1230: Karahitaylar, 1230-1515: Çağatay Hanlığı,
1514-1680: Yarkent Hanlığı,
1680-1750: Türk-Çağatay beylikleri arasında bölünme,
1750-1933: Çin saldırıları, Çin işgali ve Türk direnişi,
1933-1934: Bağımsız Doğu Türkistan İslam Devleti,
1934-1944: Çin hakimiyeti,
1944-1949: Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti,
1949: Doğu Türkistan Devleti’nin Mao önderliğindeki Çin Devrimi’ni desteklemesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne katılması,
1949-2009: Çin hakimiyeti

Görüldüğü gibi Doğu Türkistan tarihçilerin saptayabildiği MÖ 300’lü yıllardan başlayarak 2000 yıl boyunca sürekli Türklerin kontrolü altında kalmıştır.

Doğu Türkistan’ın kalbi sayılan Kaşgar da, Türk uygarlığı için önemli bir şehirdir. İlk Türk şehirleşmesi Uygurlar döneminde burada başlamıştır. İlk Türkçe ansiklopedi ve sözlük Divanı Lugati Türk, Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072’de bu şehirde yazılmıştır. Bu eserin benzerleri Batıda ancak 1700’lerde yazılabilecektir.

Kutadgu Bilig de yine 1060’larda Yusuf Has Hacib tarafından bu bölgede kaleme alınmıştır. Kutadgu Bilig döneminin en büyük edebi eserlerinden biri olmasını yanı sıra, önemli bir felsefe kitabıdır.

Uygur Türkleri, yüzlerce yıl hakim oldukları Doğu Türkistan’da Kaşgar, Yarkent, Balasagun, Hotan gibi döneminin ticaret ve bilim merkezleri sayılan çok önemli şehirler kurmuştur.

Doğu Türkistan’a 1750’den itibaren saldırmaya başlayan Çin, bu bölgede hiçbir zaman tam bir hakimiyet kuramamıştır. Bölgede Çin hakimiyeti ancak Çin Devrimi’yle birlikte kurulabilmiştir. O da Doğu Türkistan’daki Türk devrimcilerin Mao’nun devrimine desteğiyle mümkün olmuştur. Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda önemli rolleri olmasına karşın Rus Bolşevikleri tarafından tasfiye edilen Galiyev, Nerimanov, Rıskulov gibi Türk devrimcilerinin kaderinin benzerini Doğu Türkistanlı devrimciler de yaşamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’ne katılım görüşmeleri sırasında Kasimi, Abbasov, Sugurbayov, Mononov gibi önemli Türk liderler Alma Ata’dan Pekin’e giderken şüpheli bir uçak kazasında hayatını yitirmiştir.

1949’dan sonra Doğu Türkistan sistemli bir Çinleştirmeye tabi tutulmuştur. 1949’da Türk oranı %95, Han Çinlisi oranı yalnızca %5’ti. Bugün ise 20 milyon nüfusun 8,5 milyonu Uygur Türkü, 7,5 milyonu Han Çinlisidir. Bütün baskılara karşın Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri milli kimliklerini korumayı başarmış ve Çinlileşmemiştir. Nüfus yapısındaki bu büyük değişim bölgeye yapılan büyük Han Çinlisi göçleri nedeniyledir.

Etnik çatışma değil katliam!

Şimdi yaşanan olaylara bir bakalım. Tabii tam olarak neler yaşandı bilemiyoruz. Bunun en büyük nedeni, Çin’in bölgeden her tür iletişimi kapatması ve internete bile izin vermemesi. Ancak Çinli yetkililer bile 156 Uygur Türkünün öldüğünü kabul ediyor. Doğru rakam bunun muhtemelen 3-4 katıdır. Türkiye’de Uygur Türklerine ait dernekler yaptıkları açıklamalarda en az 500 kişinin öldüğünü söyledi. Binlerce yaralı ve bir o kadar da tutuklu bulunduğu Çiniler tarafından da kabul ediliyor. Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kader’e göreyse binlerce ölü var!

Olaylar 6 Temmuz Pazartesi yaşandı. Çarşamba günlü gazetelere yansıyan resimlere bir bakın, Uygur Türklerinin yaptığı bütün protesto eylemlerinde yalnızca kadınlar var. Anlayacağınız o bölgedeki erkekler ya öldürülmüş, ya yaralı hastanede ya da tutuklanmış. Ve bir başka fotoğraf. Elinde çivili sopalarla Çinli erkeklerin Urumçi sokaklarında dolaştığını görüyoruz.

Tablo gayet net ve açık. Bölgeden pek haber gelmese bile, ne olduğu ortada. Doğu Türkistan’da yaşayan Çinliler, Çin Ordusu’nu da arkalarına alarak Uygur Türklerine karşı bir etnik temizlik başlatmış. Çin Hükümeti ise doğal olarak olayları farklı yansıtıyor: “Uygurlar ayaklandı, ordumuz da bastırdı. Olay bundan ibaret.” Bir kısım medya ise Çinlilerle Türklerin birbirine girdiği bir etnik çatışmadan bahsediyor. Ama ne hikmetse, fotoğraflarda silahsız cesetler var. Bir tane bile güvenlik görevlisi ölmemiş. Nasıl bir ayaklanmaysa. Ölenlerin tümünün Uygur Türkü olduğu söyleniyor. Nasıl bir etnik çatışmaysa.

Durum gayet net. Türkiye’deki çeşitli Uygur Türk derneklerinin de açıkladığı gibi, Çin’in güneyindeki bir sanayi şehri olan Guangdong’da bir fabrikada Türklerin kaldığı yatakhane Çin polisi ve yerel halk tarafından basılmış. Yüzlerce Uygur Türkü öldürülmüş. Bu olayları Urumçi’de protesto eden Türklerin üzerine ise otomatik silahlarla ateş açılmış. Birkaç bin gösterici içinden 500’ü aşkın ölü çıkmasının nedeni de bu. Açık bir katliam ve peşi sıra etnik temizlik yaşanıyor.

Alıntı
 

Zeyna

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ocak 2009
Mesajlar
330
Tepkime puanı
60
Konum
İstanbul
İş
yönetici
Zalim rus'ların, çoluk çocuk demeden katlettiği Kırım Türklerinin katliamı


İkinci Dünya Savaşının sürdüğü dönemlerde Kırım Türklerinin acıları katlanarak çoğaldı. Savaş sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) Devlet Başkanı Stalin Rus olmayan milletlerin sürgün kararını müzakere edilerek karara bağlanmıştır. Stalin Kırım Türkleri’nin savaş sırasında Almanlarla işbirliği yaptığını iddia ederek top yekûn sürgüne gönderilmesini emreder. 18 Mayıs 1944 gecesi gelen emir’ in ardından 100 binin üzerinde soydaşımız katledilmiştir.

Stalin’in emri Kırım Türkleri’ne iletilir. 15 dakikada içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları şehrin meydanında toplanmaları istenir. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürülür. Direnenler, dipçik darbeleriyle hemen oracıkta öldürülür. Sağ kalan Kırım Türkleri hayvan taşınmasında kullanılan tren vagonlarına, âdeta istif eder gibi yerleştirildiler. İki ay süren bu zor yolculukta çok sayıda insan öldü. Ölüm sebebi susuzluk, hastalık, açlık, havasızlık, ve pislikti. İlk göç ettirilenler eşler, çocuklar ve yaşlı insanlardı; erkekler savaşa devam ettikleri için onlar daha sonra göce tabi tutulacaklardı. Dayanamayıp yolda can verenlerin gömülmesine bile izin yoktu , cesetlerini dışarı çıkartamazlar yaşayanların arasında çürürdü, ancak kısa molalarda demiryolu hattı üzerine bırakırlardı. İnsanlar havasızlıktan boğuluyor, bir çokları da akıllarını kaybediyordu.

Kırım Türkleri Ural, Sibirya, Kazakistan, Özbekistan, Orta Asya’nın binlerce kilometre içlerine naklediliyorlardı. Sürgün işlemleri tamamlanınca hayatta kalmayı başarabilenler ulaştıkları yerlerdeki kötü şartlar altındaki hayata dayanamadılar. Açlık, sıtma, verem ve diğer hastalıklar sebebiyle ilk altı ay içerisinde de yarısı ölür, kalanların ise bulundukları yerleşim alanının dışına çıkmaları yasaktır. İzinsiz çıkanların cezası yirmi beş yıl mahkumiyetti. Eğitim görmeleri engelleniyor, kültürlerini korumalarına izin verilmiyordu. Kırım şivesiyle konuşanlar, şarkı-türkü söyleyenler cezalandırılıyordu. Adeta açık hava hapishanesi şartlarında yaşamaya mahkûm edilmişlerdi.

Bütün Türkleri ayrı ayrı yerlere sürerek aralarındaki iletişimi koparıp direnişi kırıp parçalamaktı amaçları. 1956 yılına kadar bu zor koşullar altında yaşamlarını sürdürerek, ülkenin ahalisi içinde erimeyerek milli benliklerini korumayı bilmişlerdir.

Sürgünün ardından Kırım’ın Arabat bölgesinde bir köyde, 150 civarında Türk’ün unutulduğu anlaşıldığında Stalin’den gelen emir şöyleydi “Bunların işini 24 saat içerisinde bitirin !” Emir yerine getirildi: Bebek, ihtiyar ve genç... köy halkı, küçücük bir tekneye dolduruldu. Tekne, kıyıdan bir-kaç mil açılınca batırıldı. Karadeniz’in hırçın dalgaları soydaşlarımıza mezar olmuştu.

Kırımlıların dışında aynı akıbete uğrayan diğer milletler şöyledir, Kalmuk, Çeçen-İnguş, Volga-Germen, Kabartay-Balkar, ve Karaçaylılar da sürgüne tabi tutulmuşlardır.

Sovyet Hükümetleri tarafından Kırım Türkleri ve diğer halkların halen bulundukları yerler, ısrarla gizli tutulmaktadır ve dünya kamuoyundan da büyük bir maharetle de yıllarca gizlenmiştir.

5 Eylül 1967 tarihli kararname ile Kırım Türklerinin itibarının iade edilmesine karar verildi. Bundan cesaret alan Kırım Türkleri, kitleler halinde vatana döndüler ama bunun aldatmaca olduğunu ve yerleşme izinlerinin olmadığını, görünce tekrar geri dönmek zorunda kaldılar.

Kırım Türkleri’nin millî mücadelesi, kitle hareketine dönüşmüştü. Miting ve protesto toplantıları düzenlendi. Toplantılara katılanlar ağır şekilde cezalandırıldı. 23 Nisan 1978 günü Musa Mahmut isimli bir Türk, soydaşlarına yapılan haksızlığı protesto etmek için kendisini yakarak intihar etti. Kırım Türkleri’nin efsaneleşen lideri Abdülcemil Mustafa Kırımoğlu hapse mahkûm edildi. Moskova gösterilerinden sonra, SSCB’yi yönetimi, Kırım Türkleri’nin haksız yere suçladıklarını anlamış “vatana ihanet suçlarını” kaldırmıştır.
Sovyet hükümetinin Kırım Türklerini vatanlarından uzak tutmak için gösterdikleri gayretlerin hepsi boşa çıkıyordu. Onlara sunulan “yeni vatan” seçeneği kabul görmemiş anavatanlarına dönme kararlılığından asla taviz vermemişlerdi.

1990 yılının Temmuz ayında VATANA DÖNÜŞ’E izin çıktı. Kırım Türkleri’nden bir grup, 2-3 ay süren çileli yolculuktan sonra ata yurduna dönmüşlerdir. 1944’de ayrılırken üzerlerindeki elbiselerden ve gönüllerindeki vatan aşkından başka hiçbir şeyleri yoktu. Dönüşte; ceplerinde diplomaları, altlarında arabaları, cüzdanlarında az veya çokça bir paraları vardı, meslek sahibi olarak dönmüşlerdir. 15 dakikada terk ettikleri evlerine Ruslar yerleştirilmişti, hükümet de ev ve toprak vermediği için birçoğu vatana döndükten sonra aylarca naylondan yapılmış çadırlarda yaşadılar. İmkânı olanlar kendi evlerini kendileri inşa ettiler. Olmayanlar, zor şartlar altında, fakat vatanda olmanın huzuru içerisinde yaşamaya çalışıyorlardı. Sürgünden dönenlerin sayısı 260.000 civarındadır. Daha bir o kadarı dönüş izni bekliyor ve imkân arıyorlar.

SSCB'nin dağılmasından sonra Kırım, Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında çıbanbaşı olmuştur. 1774 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılan Kırım Türkleri, bugün Ukrayna sınırları içinde bağımsızlık mücadelesi devam etmektedir. Dönüş yapan Kırım Türklerinin 50-60 bin kadarı Ukrayna vatandaşlığı hakkını elde etmiştir. Bugün büyük bir bölümü ise, Özbekistan vatandaşı durumundadırlar. Efendi değiştirerek yeni esaret zincirleri takmak değil, milli istikbale kavuşmaktı amaçları. İşte bu yüzden son Kırım Türkünün de anayurduna dönmeden, Kırım’ın gelecekteki durumunu belirlemek zor görülüyordu.

Kırım Türkleri; büyük önderleri Gaspıralı İsmail Bey’in söylemi ile: “Dilde, fikirde ve işte birlik” sağlayabilirlerse, arzuladıkları çözüme ulaşabilirlerdi.

Tarihte olduğu gibi ve halende devam eden Türklere karşı yapılan katliamlar incelendiğinde bütün belgeler karşılaştırıldığında esas katliamlara kimlerin maruz kaldığı çok net görülecektir. İnsanların eşitliğine ve halkların kardeşliğine dayandığını iddia eden Sosyalizm bu şartları ne yazık ki Slav ırkı için geçerli sayıyor.

Kırım da, Balkanlar da, Kafkaslar da, Azerbaycan da, Irak da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan katliamlar gerçek bir soykırımdır. Soykırımların baş aktörü kim olursa olsun, Emperyalizmin sahnelediği bu oyun yayılmacı ve istilacı politikaların çirkin bir yüzü ve büyük bir insanlık suçudur. Kınıyoruz

Alıntı
 

Zeyna

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ocak 2009
Mesajlar
330
Tepkime puanı
60
Konum
İstanbul
İş
yönetici
Talkan Şehrine saldıran Araplar, 40bin Türk’ü kılıçtan geçirir,
Daha sonra Kes ve Nesef şehrinde aynı katliam ve yağmaları yapan Araplar, gasp ve soyguna devam ederler. Bundan sonra Faryap’ı yağmalayan Araplar katliamlarını sürdürürler.
Kuteybe Tarhan beyi ile anlaşır fakat hile ile Tarhan’a saldırır 700 Türk’ün başlarını kestirir . Kuteybe Harzem’de 4 bin Türk’ü esir alır ve öldürür. Halk isyan eder Kuteybe’de Harzem’i yakar ve şehirdeki Türklerin tamamını katleder.
Harzemden sonra Kuteybe Semerkant’ı kuşatır. Semerkant emiri Gurek bey Araplara 30 bin Türk gencini köle olarak vermek mecburiyetinde kalır.
Curcan katliamı. Katili Kuteybe 716 da ölür. İbn-i Mühellef Horasan valisi olur. Dağıstan’ı işgal ederek yağmalar, 14 bin Türk’ü öldürür. Curcan 300 bin dirhem karşılığında Araplara teslim olur, fakat Curcan halkı ayaklanır Arap askerlerini öldürür. Yezit büyük bir kuvvetle Curcan’ı kuşatır.7 ay savaşır. Curcan Arapların eline geçer. Türkleri katleden Araplar, Türkleri Curcan’da da Ağaçlara asar. Öldürdüğü Türklerim kanını nehre akıtır. Su değirmenleri kanlı akan bu sularla çalışarak bu vahşeti yapan Araplar un öğütür. Kaynaklarda, Talkan katliamında öldürülen Türklerin sayısı kadar(40 bin ) Türk’ün Curcan’da da Araplar tarafından katledildiği kaydedilmektedir.
717 yılından sonra Araplar kendi aralarında çatışmalara girer, katliamlar olur ve Arapların Türk katliamında duraklama dönemi başlar.



720 ler den sonra Türkler Arap vahşetine karşı birleşmeye başlarlar. Hakan Sulu Gök Türklerin başına geçer. Arapları Türklerin ana yurdundan atmak için mücadeleye başlar fakat 739 da Türkler arası ihanetler devam eder. Arap işbirlikçilerce Hakan sulu öldürülür, Türk ordusu dağılır.Türk’lerin Arap katliamları ile zayıf düşmesi, Çinlileri cesaretlendirir.

Alıntı
 

blacklord

Kayıtlı Üye
Katılım
14 Haz 2011
Mesajlar
10
Tepkime puanı
5
arapların türkleri muhammedin uydurduğu islama sokma çabaları 40.000 türk öldürülmüş,50.000 kadın cariye olarak arabistana götürülmüş
 
Üst