Elnora_alila
Moderator
Okült öğretilerde çekim ve itme, duygusal bir mesele olarak değil, bilinçler arası manyetik etkileşim olarak ele alınır. İnsanlar birbirine “neden” değil, “nasıl” çekilir. Bu nasıl sorusunun cevabı ise titreşim, polarite ve hazır oluş düzeyinde saklıdır. Usta sayılar söz konusu olduğunda bu mekanizma daha da keskinleşir çünkü burada sıradan uyumdan değil, inisiyatik rezonanslardan bahsedilir.
Hermetik öğretinin temel yasalarından biri Polarite İlkesidir. Bu ilkeye göre evrende her şey zıddıyla birlikte var olur ve bu zıtlar aslında aynı şeyin farklı uçlarıdır. Sıcak–soğuk, ışık–karanlık, bilinç–bilinçsizlik… Usta sayılar bu polaritenin uç noktalarında çalışır. Bu nedenle iki usta sayı karşılaştığında ortaya çıkan çekim ya da itme, kişisel tercihlerden çok daha derin bir yasaya dayanır.
11 sayısı aynalama titreşimidir. Bilinci hızlandırır, algıyı keskinleştirir ve karşısındakine kendi içeriğini gösterir. Bu yüzden 11 enerjisiyle temas eden biri, kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Eğer bu yüzleşmeye hazırsa, 11 büyüleyici bir çekim yaratır. Kişi, ilk kez görüldüğünü hisseder. Ancak hazır değilse aynı titreşim tehditkar hâle gelir. Çünkü 11, illüzyonu tolere etmez. İşte bu noktada çekim bir anda itmeye dönüşür. Usta sayılar arasındaki ani kopuşların temelinde genellikle bu vardır : Aynaya bakma cesareti tükenmiştir.
Yirmi iki sayısı ise yapı ve sorumluluk titreşimidir. 22, karşısındaki bilinçten ayakta durmasını ister. Bu nedenle 22 enerjisiyle temas eden kişilerde iki zıt tepki görülür. Hazır olan bilinçler, bu titreşimde güven ve istikrar hisseder çünkü 22 somutlaştırır, yere bastırır. Hazır olmayan bilinçler ise baskı hisseder. Onlar için 22 ağırdır. Bu yüzden 22 ustaları ; ya “hayat kurabileceğim insan” olarak algılanır ya da “beni sıkıştıran güç” olarak reddedilir. Çekim ya da itme, 22’nin gücünden değil, karşı tarafın sorumluluk kapasitesinden doğar.
Otuz üç sayısı şefkat ve dönüşüm titreşimidir. Ancak bu şefkat romantik değildir, bilgelik taşır. 33 enerjisiyle temas eden biri kendini anlaşılmış, tutulmuş ve derin biçimde kabul edilmiş hissedebilir. Bu durum güçlü bir çekim yaratır. Fakat burada da bir eşik vardır. 33, karşısındakinden olgunluk ister. Eğer kişi kendi yarasını sahiplenmeye hazır değilse, 33’ün şefkati bile rahatsız edici olur. Çünkü 33, acıyı saklamaz, dönüştürmek ister. Bu yüzden bazı bağlarda 33, kurtarıcı olarak idealize edilirken, bazı bağlarda fazla bulunur ve itilir.
Usta sayıların birbirini çekmesi genellikle tamamlanmamış simyasal evreler üzerinden gerçekleşir. Nigredo aşamasında olan bir bilinç, 11’e çekilir çünkü çözülmeye ihtiyaç duyar. Albedo aşamasında olan biri 22’ye yönelir çünkü yeniden inşa etmek ister. Rubedo’ya yaklaşan bir bilinç ise 33’le rezonansa girer çünkü artık bildiğini paylaşma eşiğindedir. Ancak burada kritik bir nokta vardır : Aynı evrede olmayan bilinçler, bir süre sonra birbirini iter. Çünkü rezonans yerini faz farkına bırakır.
Okült gelenekte buna “uyumsuz rezonans” denir. İki titreşim aynı notayı çalmıyor ama aynı oktavda bulunuyorsa, başlangıçta güçlü bir çekim oluşur. Zamanla frekans farkı belirginleşir ve bağ ya dönüşür ya da çözülür. Usta sayı ilişkilerinin “yoğun ama kısa” ya da “derin ama yorucu” hissedilmesinin nedeni budur. Burada amaç kalıcılık değil, bilincin hizalanmasıdır.
Bir diğer önemli etken de usta sayıların birbirine ayna tutma kapasitesidir. 11, 22 ve 33 birlikte olduklarında yalnızca birbirlerini değil, kendi gölgelerini de aktive ederler. Bu yüzden usta–usta ilişkilerinde çatışma, sıradan ilişkilerden daha sert yaşanır. Çünkü kaçacak alan yoktur. Her şey görünür hale gelir. Görünürlük bilinci yükseltir ama egoyu da zorlar. Ego zorlandığında ise itme başlar.
Hermetik açıdan bakıldığında çekim ve itme bir sorun değil, bilgilendirici bir tepkidir. Çekim, bilincin “burada bir ders var” demesidir. İtme ise “ders alındı ya da reddedildi” işaretidir. Usta sayılar bu mekanizmayı hızlandırır. O yüzden bu titreşimlerle yaşanan bağlar ya hızla derinleşir ya da ani biçimde kopar. Orta hal nadirdir.
Sonuçta usta sayılar birbirini ne rastgele çeker ne de sebepsiz iter. Bu etkileşim, ruh sözleşmesinin hangi aşamada olduğuyla ilgilidir. Bilinç hazırsa çekim öğretici olur, hazır değilse itme koruyucu hale gelir. Kadim bilgelik bu noktada net bir ilke sunar : Her çekim birleşme için değildir, her itme kayıp anlamına gelmez. Bazı bağlar gelmek için değil, bilinci hizalamak için ortaya çıkar.
Usta sayılar hakikati çağırır. Hakikatte hazır olan yaklaşır, hazır olmayan uzaklaşır.
Derleme, Elnora
Hermetik öğretinin temel yasalarından biri Polarite İlkesidir. Bu ilkeye göre evrende her şey zıddıyla birlikte var olur ve bu zıtlar aslında aynı şeyin farklı uçlarıdır. Sıcak–soğuk, ışık–karanlık, bilinç–bilinçsizlik… Usta sayılar bu polaritenin uç noktalarında çalışır. Bu nedenle iki usta sayı karşılaştığında ortaya çıkan çekim ya da itme, kişisel tercihlerden çok daha derin bir yasaya dayanır.
11 sayısı aynalama titreşimidir. Bilinci hızlandırır, algıyı keskinleştirir ve karşısındakine kendi içeriğini gösterir. Bu yüzden 11 enerjisiyle temas eden biri, kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Eğer bu yüzleşmeye hazırsa, 11 büyüleyici bir çekim yaratır. Kişi, ilk kez görüldüğünü hisseder. Ancak hazır değilse aynı titreşim tehditkar hâle gelir. Çünkü 11, illüzyonu tolere etmez. İşte bu noktada çekim bir anda itmeye dönüşür. Usta sayılar arasındaki ani kopuşların temelinde genellikle bu vardır : Aynaya bakma cesareti tükenmiştir.
Yirmi iki sayısı ise yapı ve sorumluluk titreşimidir. 22, karşısındaki bilinçten ayakta durmasını ister. Bu nedenle 22 enerjisiyle temas eden kişilerde iki zıt tepki görülür. Hazır olan bilinçler, bu titreşimde güven ve istikrar hisseder çünkü 22 somutlaştırır, yere bastırır. Hazır olmayan bilinçler ise baskı hisseder. Onlar için 22 ağırdır. Bu yüzden 22 ustaları ; ya “hayat kurabileceğim insan” olarak algılanır ya da “beni sıkıştıran güç” olarak reddedilir. Çekim ya da itme, 22’nin gücünden değil, karşı tarafın sorumluluk kapasitesinden doğar.
Otuz üç sayısı şefkat ve dönüşüm titreşimidir. Ancak bu şefkat romantik değildir, bilgelik taşır. 33 enerjisiyle temas eden biri kendini anlaşılmış, tutulmuş ve derin biçimde kabul edilmiş hissedebilir. Bu durum güçlü bir çekim yaratır. Fakat burada da bir eşik vardır. 33, karşısındakinden olgunluk ister. Eğer kişi kendi yarasını sahiplenmeye hazır değilse, 33’ün şefkati bile rahatsız edici olur. Çünkü 33, acıyı saklamaz, dönüştürmek ister. Bu yüzden bazı bağlarda 33, kurtarıcı olarak idealize edilirken, bazı bağlarda fazla bulunur ve itilir.
Usta sayıların birbirini çekmesi genellikle tamamlanmamış simyasal evreler üzerinden gerçekleşir. Nigredo aşamasında olan bir bilinç, 11’e çekilir çünkü çözülmeye ihtiyaç duyar. Albedo aşamasında olan biri 22’ye yönelir çünkü yeniden inşa etmek ister. Rubedo’ya yaklaşan bir bilinç ise 33’le rezonansa girer çünkü artık bildiğini paylaşma eşiğindedir. Ancak burada kritik bir nokta vardır : Aynı evrede olmayan bilinçler, bir süre sonra birbirini iter. Çünkü rezonans yerini faz farkına bırakır.
Okült gelenekte buna “uyumsuz rezonans” denir. İki titreşim aynı notayı çalmıyor ama aynı oktavda bulunuyorsa, başlangıçta güçlü bir çekim oluşur. Zamanla frekans farkı belirginleşir ve bağ ya dönüşür ya da çözülür. Usta sayı ilişkilerinin “yoğun ama kısa” ya da “derin ama yorucu” hissedilmesinin nedeni budur. Burada amaç kalıcılık değil, bilincin hizalanmasıdır.
Bir diğer önemli etken de usta sayıların birbirine ayna tutma kapasitesidir. 11, 22 ve 33 birlikte olduklarında yalnızca birbirlerini değil, kendi gölgelerini de aktive ederler. Bu yüzden usta–usta ilişkilerinde çatışma, sıradan ilişkilerden daha sert yaşanır. Çünkü kaçacak alan yoktur. Her şey görünür hale gelir. Görünürlük bilinci yükseltir ama egoyu da zorlar. Ego zorlandığında ise itme başlar.
Hermetik açıdan bakıldığında çekim ve itme bir sorun değil, bilgilendirici bir tepkidir. Çekim, bilincin “burada bir ders var” demesidir. İtme ise “ders alındı ya da reddedildi” işaretidir. Usta sayılar bu mekanizmayı hızlandırır. O yüzden bu titreşimlerle yaşanan bağlar ya hızla derinleşir ya da ani biçimde kopar. Orta hal nadirdir.
Sonuçta usta sayılar birbirini ne rastgele çeker ne de sebepsiz iter. Bu etkileşim, ruh sözleşmesinin hangi aşamada olduğuyla ilgilidir. Bilinç hazırsa çekim öğretici olur, hazır değilse itme koruyucu hale gelir. Kadim bilgelik bu noktada net bir ilke sunar : Her çekim birleşme için değildir, her itme kayıp anlamına gelmez. Bazı bağlar gelmek için değil, bilinci hizalamak için ortaya çıkar.
Usta sayılar hakikati çağırır. Hakikatte hazır olan yaklaşır, hazır olmayan uzaklaşır.
Derleme, Elnora