orucun manevi hikmetleri

crowley

Kayıtlı Üye
Katılım
5 Haz 2008
Mesajlar
223
Tepkime puanı
20
Yaş
38
İş
kulluk
Orucun mütâfatı bizzat Allah tarafından ödenir. Bu öyle bir bahşiş ki: bütün beden, ruh, nefs, gönül, topluca oruç tuttu mu, oruçlunun iftarı bizzat vuslattır.
Hz İnsan, onun için Ramazan sonunda Allah Bayramı yapar. Kurban Bayramı CELÂL, Ramazan Bayramı CEMÂL tezahürlü bir bayramdır.
Onun içindir ki; tekbirle, vuslatın sırrını ilân eden tevhid, yapılır. Onun içindir ki, Ramazan Bayramı namazında “SÜPHÂHEKE” okununca, vuslât ilan olduğu için, kul cezbe içinde üç defe daha tekbiri tahrimi alır. Onun içindir ki vuslatın zevkiyle kul son rükûdan evvel bütün ledünniyat-ı aşkı seyreder. Ve ALLAH’IN âzâmetini üç defa “ALLAHÜ EKBER” diyerek ilan eder. Ve nihayet vuslatın şiddetinde bu üç tekbiri almasa rükûdan kalkamaz; AŞK OCAĞINDAN KALKAMAZ…
1- İNSAN-I KÂMİLİN ORUCU
Haramdan korunmada verâ hükmü taşır. Verâ sırrıyla her an oruçludur. Verâda en ufak bir hata zuhur ederse orucu bozulmuş olur. Verâ demek, haramdan sakınmada en ideal şekle gelme demektir. Ehli verâ, menşeini en ince tahlilden geçirmediği lokmayı yemez. Fahr-i Kâinatın kesin olarak beyan etmediği gıdaları bile yiyemez. Bir misâl verirsek: Bir yetimin bahçesine konup kalkan kuş kendi tarlasına konarsa oradan hasıl olan mahsulü yiyemez. (Yetimin toprağı kendi toprağına karışmış, yetim hakkı geçmiş diye). İmamı Âzam Hazretleri, tezgâhtarının sehven fazla fiatla sattığı kumaş yüzünden, o seferki satışın bütün hâsılatını sadaka olarak dağıtmıştır.
2- İnsan-ı Kâmil ALLAH’tan bir an gafil kalırsa cünûp olacağı için, Allah’ı gönül zikrinden bir an geri kalmakla orucu bozulur. Onun içindir ki, o zikri enfüsde daim olan abdihas ne söyler ve yaparsa sahibinindir. Hz Ömer hutbede nükte okurken “dağ tarafına” diye seslenmiş ve kilometrelerce ötedeki ordusuna emir vermiştir.
3- İnsan-ı Kâmil Ehl-i Beyt sevgisinde, Fahr-i Kâina tkarşısında her an terakkiye mecburdur. Eğer bu aşk hep aynı dozda kalırsa mânâ orucu bozulmuş olur. Her an terakkiye mecburdur. Yani insân-ı kâmil de, nefsin gaflet giderinde bu sevgide monotonluğa oruçludur.
4- Ve nihayet Muhammedî olan (âlî kul), Ümmet-i Muhammed’e şefkât ve rahîmiyetlerini bir an kaybolmuş sezerlerse oruçlarını bozulmuş kabul ederler.
Bundan dolayı Hz ŞEMS için MEVLÂNA’YI irşad mânevî bir oruç sırrı idi. Her mürşid, her ŞEMS, zevkinin en derin ateşinde irşad için çırpınır ve Fahr-i Kâinat arzusundan gayri her istek mânâ orucunu bozucu mahiyettedir.
Zaman ve mekân iklimlerini aşan her abdihâs için oruç daimi bir hikmet olur. Yani her ânı Ramazan Şehri haline ihyâ olmuştur. Akşamları aldığı birkaç lokma, orucu bozmak için değil; sünnet-i seniye içindir.
Son olarak orucun mânevî laboratuvarımızdaki öneminden bahsedelim:
Nefs hakkındaki makalemizde incelediğimiz gibi, kompleksimizin laboratuvarına düşen her lokma, hislerimizle bulduğumuz her duyuş, tahlil ve tertibe mecburdur. Yani ottan meskenet, öküz etinden vahşet alırız. Mü’min meskeneti hak üzere sabra, vahşeti cesarete tebdîle memurdur. Bu güç değişim, zikr ve aşkla mümkündür. İşte oruç, bu laboratuvara düşen her lokmayı bir ay müddetle Allah’ın bizzat kendi tarafından arıtmasını bahşeden kurtuluştur. Çünkü Allah, oruçlunun laboratuvarlarını, tasarruf-u ilâhîde tutar. Ramazandaki âlî feyzin en rakik noktası budur. Kezâ nazar ve fiildeki şehvet, laboratuvarımızda muhabbete çevrilir. İşte bu çetin ameliye ile de Ramazanda otomatikman bize lütfedilir.


ONK. DR. HALUK NURBAKİ

alıntıdır
 
Üst