Ölürken Yüksek Teknoloji

Su-Jok eğitimi - kerim ali

eterik

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Tem 2022
Mesajlar
17
Tepkime puanı
3
Yaş
40
Konum
KhunLun

ÖLÜM VE SONRASI​

Sizlere yaşadığım ölüm sürecini anlatacağım ve sonrası hakkında tanıştığım meleklerden aldığım bilgileri paylaşacağım. Farklı çeşitleri varmıdır bilmiyorum bana deneyimlemem için uyguladıkları yöntem, eterdeki bebeğim üzerinden vücuduma sokulan bir cihaz sayesinde oluyordu. Bu cihaz şekil ve davranış olarak iki tip hayvanı taklit ediyordu, bir mürekkep balığı ve arkasından giden örümcek. Bu cihazlar kolumdan girdikten sonra bir süre bekleyip görevine başladı ve gövdeme doğru ilerledi. Anladığım kadarı ile iç organlarımı muayene edip ölmek için sebep verebilecek en yatkın hasta olan organımı seçti. Benimkisi astım hastalığımdan dolayı ciğerlerimdi. Hayvansı robotlardan mürekkep balığı olan sağ ciğerime kocaman bir çizik attı. Daha sonra iki ciğeriminde tamamen tarayarak çeşitli yerlerindeki dokuları yaktığını hissettim. Bu esnada hayvansı robotlardan örümcek olan karın bölgemde hızla dönerek tur atmaya başladı. Bu olaylar olurken korku yerine büyük bir rahatlık ve güven hissettim, gözlerim hafif sisli görmeye başladı. Yanımdaki melek Michael a.s. beyin söylediğine göre iyi bir ölüm deneyimi için cihaz dopamin salgılatıyormuş vücuduma. Karnımın etrafında dönüp duran örümcek sadece dopamin salgısı ile görevli değil aynı zamanda eterik vücumuzun yani ruhumuz diye tabir ettiğimiz şeyin vücudumuzla olan bağını gevşeten kimyasallar ve işlemler yapıyor ki eterik vücudunuzu teslim almaya gelen emanetçi zorluk çekmeden sizi çekip alıp gideceğiniz yere götürebilsin.

ARŞIVCI​

Bu iki robot hayvanın vücudumda yaptıklarını hayretle izlerken çok daha şaşırtıcı birşey olmaya başladı. Koltukta oturur vaziyetteydim dizlerimin önünde bir karartı belirdi, tam iki dizimin arasında beliren karanlık bir silüyet bacaklarıma uzanıp daha önce hiç hissetmediğim iki makarayı çevirmeye başladı. Makaralardan biri sağ bacağımın sağ dış yanında kasığıma yakın hizada bir yerde, diğeri sol bacağımın sol dış yanında dizimin iki parmak kadar üstünde bir yerde duruyor. ( Bu satırları yazarken kulağıma konuşan melek Oğuz bey Arşivcinin çok güzel yüzlü bir animasyon olduğunu ama benim çok iyi insan olmadığım için göremediğim bilgisini verdi.) Makaralar dönmeye başlayınca daha önce hiç hissetmediğim diz bölgemin yukarısında kalan bacağın yarısından itibaren aşağı doğru inmeye başlayan bir kapağın varlığını hissettim. Bu hissiyat bende daha önce yaşamadığım bir farkındalık yarattı. Çok hafif canımı yakarak açılan bu kapak aslında daha öncede farkettiğim ama adını koyamadığım ruhumun (eterik bedenimin) aslında nasıl bir his bıraktığını, daha önce defalarca hissetiğim o duygunun ruhumdan kaynaklandığını farkettim. Sol dizimdeki makaranın açtığı diz kapakları, sağ baldırımın dışındaki makaranın çevirilmesi ile belimde açılan bazı minik arşiv çekmeceleri olduğunu farkettim. Daha sonra arşivden her yıl için bir bant çıkarıldı ve önümde beliren hologram ekranda bir yıllık günahların hızlı çekimini izledim. Bantların her biri sigara izmariti büyüklüğünde bir yılllık kayıttı, yüklendiği zaman bir yıllık iyi ve kötü kayıtların sağ ve sol koluma yüklendiğini hissettim. İzlemesi bitince tekrar Fazer cihazı yardımı ile kayıtları okutup arşive yerleştirdiler sanıyorum. Geçmiş yıllarda sol kolumdaki kayıtların sağ kolumdakilerden hep fazla olmasına üzüldüm. Onları izlerken keşke geçmişe gidip daha fazla iyi şey yapsam diye içimden geçirdim. Melek Oğuz beyin bana söylediğine göre benim göz perdem açık olduğu için süreci görmüşüm dünyada görebilen pek yokmuş. Buradan şunu anlıyorum, bu ölüm teknolojisi aslında göz perdesi olmayan bir medeniyet için dizayn edilmiş. Biz dünya insanlığının gözleri perdeli olduğu için ne arşivcinin nede izletilen günahların bir anlamı yok çünkü kimse göremiyor. Öyle sanıyorum bu dünyadan önce nice dünyalar varoldu, belki şuan nice başka dünyalarda hayat var veya bundan sonrakilerde olacak. Çünkü bu teknoloji bizim dünya insanının fıtratına göre ayarlanmamıştı.

BAĞIRSAKLARINIZDA YAZAN BİLGİLER​

Bağırsakları çarpıcı olması için yazdım... Aslında bu bilgiler vücudunuzun tamamına işlenmiş vaziyette. Melekler bunu farkettiğim için rahatsız oldu ve bu konuda bilgi vermediler. O yüzden sadeece kendi idrak ettiğim kadarını yazacağım ama bu durumu görmediğim ve anlamadığım anlamına gelmiyor, tamamen gerçektir belki yorumum hatalı olabilir, öyle ise affedin.

Kollardaki kayıt bakiyelerinin toplanması, diz ve beldeki arşiv bölgelerinden çıkarılan yıllık bantların izlenmesi haricinde, şimdiye kadar bu bilinmeyen konularda beni en çok etkileyen bu olayı deneyimledim. Bütün vücudum tarayıcı cihazlar tarafından tarandı ve bu cihaz kasların üzeri, üst üste binen kas katmanlarının altları dahil, iç organlarının üzerinde kodlanmış bazı verileri okudu. Benim hissettiğim bu okuduğu veriler haflere benziyordu fakat harf gibi görünen bu yazıların aslında kendi içerisinde daha büyük miktarda veri depolayan işaretler olduğunu düşünüyorum. Bu işaretlerin boyları yarım santimetre kare civarındaydı ve tüm vücudu kaplıyordu. Bunun haricinde farklı şekilde birde beynimi taradılar... 360 derece panaromik bir tarama yapılan beynimin birkaç dakika boyunca taranmaktan ısındığını hissettim. Bu inanılmaz ölüm öncesi deneyiminin son evrelerine yaklaşırken üçüncü göz bölgemde, üç defa, daha önce hiç hissetmediğim yoğunlukta okuma yapıldığını hissettim. (Üçüncü göz bölgenizde güçlü bir transfer yaşıyorsanız baktığınız yönün ortasında yerden kaynayan bir pınarı andıran, şefaf bir odak görürsünüz) Üçüncü göz transferini daha önceki hayatımda yoğun yaşadığım zamanlar oldu ama bu ölüm anındaki okuma hepsinden güçlüydü. Bütün bu organlara yazılmış olan verilerin, arşivde tutulan kayıtların bir yedeği olduğu izlenimine kapıldım, oradaki verilere birşey olursa belki buradan sağlama yapıyor olabilirler diye düşünüyorum... işte bu kısım benim yorumumdur, diğer yazdıklarım tamamen gerçek.

O ESNADA BİR GÖRÜNTÜ...​

Infaz görevlisi hayvansi robotlar... Vücudumun bilmediğim mekanik parçaları... Arşivci ve büyük ekran televizyon kadar hologramda seyrettirilen utanç verici günahlarim... Derken tam olarak yerde kabartma bir görüntü almaya başladım. Hareket eden bir varlığın beni seyrettigini farkettim. Kanepe gibi birşeyin üzerinde oturuyordu, önünde masa gibi birsey vardi. Birşeyleri iştahlı şekilde ağzına tıkıştırıyordu. Benim onu gördüğümü fark edince biraz çekinir gibi oldu. Görüntü olarak insansi değildi, biraz simpsons çizgi filmindeki karakterlere benziyordu. O an yanimda olmayan görüntüyü sonradan izleyen melek Oğuz bey, onun insanlarin ölümünü izlemeyi seven merak eden bir tür olduğunu söyledi.. Ölüm esnasinda bu türü gördükleri bilgisi verdi. Kendisine teşekkür ve selam ederiz...
 

Maximillian

Kayıtlı Üye
Katılım
1 Nis 2021
Mesajlar
217
Tepkime puanı
185

ÖLÜM VE SONRASI​

Sizlere yaşadığım ölüm sürecini anlatacağım ve sonrası hakkında tanıştığım meleklerden aldığım bilgileri paylaşacağım. Farklı çeşitleri varmıdır bilmiyorum bana deneyimlemem için uyguladıkları yöntem, eterdeki bebeğim üzerinden vücuduma sokulan bir cihaz sayesinde oluyordu. Bu cihaz şekil ve davranış olarak iki tip hayvanı taklit ediyordu, bir mürekkep balığı ve arkasından giden örümcek. Bu cihazlar kolumdan girdikten sonra bir süre bekleyip görevine başladı ve gövdeme doğru ilerledi. Anladığım kadarı ile iç organlarımı muayene edip ölmek için sebep verebilecek en yatkın hasta olan organımı seçti. Benimkisi astım hastalığımdan dolayı ciğerlerimdi. Hayvansı robotlardan mürekkep balığı olan sağ ciğerime kocaman bir çizik attı. Daha sonra iki ciğeriminde tamamen tarayarak çeşitli yerlerindeki dokuları yaktığını hissettim. Bu esnada hayvansı robotlardan örümcek olan karın bölgemde hızla dönerek tur atmaya başladı. Bu olaylar olurken korku yerine büyük bir rahatlık ve güven hissettim, gözlerim hafif sisli görmeye başladı. Yanımdaki melek Michael a.s. beyin söylediğine göre iyi bir ölüm deneyimi için cihaz dopamin salgılatıyormuş vücuduma. Karnımın etrafında dönüp duran örümcek sadece dopamin salgısı ile görevli değil aynı zamanda eterik vücumuzun yani ruhumuz diye tabir ettiğimiz şeyin vücudumuzla olan bağını gevşeten kimyasallar ve işlemler yapıyor ki eterik vücudunuzu teslim almaya gelen emanetçi zorluk çekmeden sizi çekip alıp gideceğiniz yere götürebilsin.

ARŞIVCI​

Bu iki robot hayvanın vücudumda yaptıklarını hayretle izlerken çok daha şaşırtıcı birşey olmaya başladı. Koltukta oturur vaziyetteydim dizlerimin önünde bir karartı belirdi, tam iki dizimin arasında beliren karanlık bir silüyet bacaklarıma uzanıp daha önce hiç hissetmediğim iki makarayı çevirmeye başladı. Makaralardan biri sağ bacağımın sağ dış yanında kasığıma yakın hizada bir yerde, diğeri sol bacağımın sol dış yanında dizimin iki parmak kadar üstünde bir yerde duruyor. ( Bu satırları yazarken kulağıma konuşan melek Oğuz bey Arşivcinin çok güzel yüzlü bir animasyon olduğunu ama benim çok iyi insan olmadığım için göremediğim bilgisini verdi.) Makaralar dönmeye başlayınca daha önce hiç hissetmediğim diz bölgemin yukarısında kalan bacağın yarısından itibaren aşağı doğru inmeye başlayan bir kapağın varlığını hissettim. Bu hissiyat bende daha önce yaşamadığım bir farkındalık yarattı. Çok hafif canımı yakarak açılan bu kapak aslında daha öncede farkettiğim ama adını koyamadığım ruhumun (eterik bedenimin) aslında nasıl bir his bıraktığını, daha önce defalarca hissetiğim o duygunun ruhumdan kaynaklandığını farkettim. Sol dizimdeki makaranın açtığı diz kapakları, sağ baldırımın dışındaki makaranın çevirilmesi ile belimde açılan bazı minik arşiv çekmeceleri olduğunu farkettim. Daha sonra arşivden her yıl için bir bant çıkarıldı ve önümde beliren hologram ekranda bir yıllık günahların hızlı çekimini izledim. Bantların her biri sigara izmariti büyüklüğünde bir yılllık kayıttı, yüklendiği zaman bir yıllık iyi ve kötü kayıtların sağ ve sol koluma yüklendiğini hissettim. İzlemesi bitince tekrar Fazer cihazı yardımı ile kayıtları okutup arşive yerleştirdiler sanıyorum. Geçmiş yıllarda sol kolumdaki kayıtların sağ kolumdakilerden hep fazla olmasına üzüldüm. Onları izlerken keşke geçmişe gidip daha fazla iyi şey yapsam diye içimden geçirdim. Melek Oğuz beyin bana söylediğine göre benim göz perdem açık olduğu için süreci görmüşüm dünyada görebilen pek yokmuş. Buradan şunu anlıyorum, bu ölüm teknolojisi aslında göz perdesi olmayan bir medeniyet için dizayn edilmiş. Biz dünya insanlığının gözleri perdeli olduğu için ne arşivcinin nede izletilen günahların bir anlamı yok çünkü kimse göremiyor. Öyle sanıyorum bu dünyadan önce nice dünyalar varoldu, belki şuan nice başka dünyalarda hayat var veya bundan sonrakilerde olacak. Çünkü bu teknoloji bizim dünya insanının fıtratına göre ayarlanmamıştı.

BAĞIRSAKLARINIZDA YAZAN BİLGİLER​

Bağırsakları çarpıcı olması için yazdım... Aslında bu bilgiler vücudunuzun tamamına işlenmiş vaziyette. Melekler bunu farkettiğim için rahatsız oldu ve bu konuda bilgi vermediler. O yüzden sadeece kendi idrak ettiğim kadarını yazacağım ama bu durumu görmediğim ve anlamadığım anlamına gelmiyor, tamamen gerçektir belki yorumum hatalı olabilir, öyle ise affedin.

Kollardaki kayıt bakiyelerinin toplanması, diz ve beldeki arşiv bölgelerinden çıkarılan yıllık bantların izlenmesi haricinde, şimdiye kadar bu bilinmeyen konularda beni en çok etkileyen bu olayı deneyimledim. Bütün vücudum tarayıcı cihazlar tarafından tarandı ve bu cihaz kasların üzeri, üst üste binen kas katmanlarının altları dahil, iç organlarının üzerinde kodlanmış bazı verileri okudu. Benim hissettiğim bu okuduğu veriler haflere benziyordu fakat harf gibi görünen bu yazıların aslında kendi içerisinde daha büyük miktarda veri depolayan işaretler olduğunu düşünüyorum. Bu işaretlerin boyları yarım santimetre kare civarındaydı ve tüm vücudu kaplıyordu. Bunun haricinde farklı şekilde birde beynimi taradılar... 360 derece panaromik bir tarama yapılan beynimin birkaç dakika boyunca taranmaktan ısındığını hissettim. Bu inanılmaz ölüm öncesi deneyiminin son evrelerine yaklaşırken üçüncü göz bölgemde, üç defa, daha önce hiç hissetmediğim yoğunlukta okuma yapıldığını hissettim. (Üçüncü göz bölgenizde güçlü bir transfer yaşıyorsanız baktığınız yönün ortasında yerden kaynayan bir pınarı andıran, şefaf bir odak görürsünüz) Üçüncü göz transferini daha önceki hayatımda yoğun yaşadığım zamanlar oldu ama bu ölüm anındaki okuma hepsinden güçlüydü. Bütün bu organlara yazılmış olan verilerin, arşivde tutulan kayıtların bir yedeği olduğu izlenimine kapıldım, oradaki verilere birşey olursa belki buradan sağlama yapıyor olabilirler diye düşünüyorum... işte bu kısım benim yorumumdur, diğer yazdıklarım tamamen gerçek.

O ESNADA BİR GÖRÜNTÜ...​

Infaz görevlisi hayvansi robotlar... Vücudumun bilmediğim mekanik parçaları... Arşivci ve büyük ekran televizyon kadar hologramda seyrettirilen utanç verici günahlarim... Derken tam olarak yerde kabartma bir görüntü almaya başladım. Hareket eden bir varlığın beni seyrettigini farkettim. Kanepe gibi birşeyin üzerinde oturuyordu, önünde masa gibi birsey vardi. Birşeyleri iştahlı şekilde ağzına tıkıştırıyordu. Benim onu gördüğümü fark edince biraz çekinir gibi oldu. Görüntü olarak insansi değildi, biraz simpsons çizgi filmindeki karakterlere benziyordu. O an yanimda olmayan görüntüyü sonradan izleyen melek Oğuz bey, onun insanlarin ölümünü izlemeyi seven merak eden bir tür olduğunu söyledi.. Ölüm esnasinda bu türü gördükleri bilgisi verdi. Kendisine teşekkür ve selam ederiz...
Yani yanlış demem doğru da demem ama sen en iyisi bir bakım yaptır , bence yani karar yine senin
 

Metanoia

Kayıtlı Üye
Katılım
4 Tem 2018
Mesajlar
63
Tepkime puanı
84
Yazdıklarınızı okudum. Söyleyeceklerim birçoklarına saçma gelecektir fakat ziyanı yok. Düşüncelerinizde bir nebze fark yaratabilirsem ne mutlu. Ölüm sonrasında sizi bekleyenlerde dini inancınız kadar kökeninizin de bir etkisi var. Dini inancınızın boyunduruğundan henüz kurtulamadıysanız, öldükten sonra sizi bekleyecek olan şeyler o dini inancın gereklerine göredir. Fakat bir adım ötesine geçebildiyseniz bu sefer işler kökeninizin nereye ait olduğuna göre çeşitlilik gösterir. Dünyaya mı aitsiniz, yoksa başka bir yerden mi geldiniz, bu önemli bir konu. Çünkü çeşitli uygarlıklar çeşitli varlık gruplarının hükmü altındadır ve sizden onlar sorumludur. Dolayısıyla öldükten sonra bu gibi şeylerle karşılaşaksınız demenin pek bir anlamı yok, bazıları için durum böyleyken bazıları için farklı olacaktır. Tekrar söylüyorum, sorgulamaktan hiç vazgeçmeyin zira bilginin bir sınırı yok.
 

eterik

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Tem 2022
Mesajlar
17
Tepkime puanı
3
Yaş
40
Konum
KhunLun
Yazdıklarınızı okudum. Söyleyeceklerim birçoklarına saçma gelecektir fakat ziyanı yok. Düşüncelerinizde bir nebze fark yaratabilirsem ne mutlu. Ölüm sonrasında sizi bekleyenlerde dini inancınız kadar kökeninizin de bir etkisi var. Dini inancınızın boyunduruğundan henüz kurtulamadıysanız, öldükten sonra sizi bekleyecek olan şeyler o dini inancın gereklerine göredir. Fakat bir adım ötesine geçebildiyseniz bu sefer işler kökeninizin nereye ait olduğuna göre çeşitlilik gösterir. Dünyaya mı aitsiniz, yoksa başka bir yerden mi geldiniz, bu önemli bir konu. Çünkü çeşitli uygarlıklar çeşitli varlık gruplarının hükmü altındadır ve sizden onlar sorumludur. Dolayısıyla öldükten sonra bu gibi şeylerle karşılaşaksınız demenin pek bir anlamı yok, bazıları için durum böyleyken bazıları için farklı olacaktır. Tekrar söylüyorum, sorgulamaktan hiç vazgeçmeyin zira bilginin bir sınırı yok.
Şüpheci olmak güzel, bilimin en güzel metodu. Kökten inanmak veya kökten reddetmek insanı kör yapar katılıyorum. Bazı topladığım bilgilere şüpheciyim, açık fikirliyim hala. Bazı çok açıdan teyit yaptığım sabit doğruları buldum. Mesela, sohbetiniz için bir örnek vermek istiyorum... Bana ilk başta güzel yerlerdeki hristiyanların bindörtyüz sene öncesinden kaldığını söylediler, fakat sonra koreli ölülerden güzel yerde olanlardan bahsettiler. Korenin ilahi dinle tanışması 1400 seneden önce değil. Yani orada çelişkili bir bilgi aldım ben ikinci söylediklerine daha sıcak bakıyorum ama net olmayan böyle bir konuda şüpheyi elden bırakmıyorum.

Şüphem olmayan birşey varmı? Var bu başlıktaki ölüm teknolojisini saniye saniye yaşadım, hayatımda yaşadığım en tuhaf olaydır. Mesela kolda bulunan dijital kayıtlardan şüphem varmı, hayır yok. Eterik vücudumla tam farkındalık içinde yaşadığım için, eksildiği zamanda ilave olduğu zamanda hatta şuan bile yerlerini hissediyorum.
 
Rune Okulu - kerim ali
Üst