Modern Zamanlar

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
MODERN ZAMANLAR (BİZİM DÖNEMİMİZ)

Bizim zamanımızda, dünyamıza manen olgun ruhlar geldiğinden, dini eğitim kişilerin manen gelişmesinde fayda sağlamamaktadır. İnsan niyetini arzusuna eşleştirmek zorundadır. Doğru manevi çalışma kişinin kendisi için olan bencil niyetini özgecil koşula çevirmesine yardımcı olur. Bu ancak bir perdeyle mümkündür (masah) ve kişi perdesi vasıtasıyla kendisine yönelik olan arzusunu Yaratan'a yönlendirebilir.

Bencilliğin düzeltilmesi safhasına "Yaratan'ın kanunlarının uygulanması" denir. İnsanın özellikle arzuları vardır ki bunları kullanarak niyeti değiştirebilsin ve "Yaratan'a yönlendirebilsin." Bu arzular aslında kişiye ait değildir, ancak bir perde sahibi olduktan sonra kişiye ait olabilir.

Bu arzular yenidir; manevi doğaları vardır yani Yaratan'ın varlığından mutluluk duyarlar. Bu arzular perde sahibi olan bir kişi içerisinde bencil olarak büyür. Bu arzulara "Klipot" (Kabuklar) ya da "kirli arzular" denir. Bu safhaya gelen bir kişi dünyevi arzuları olan, zenginlik, ün/itibar, güç isteklerini aşmıştır ve manevi zevkler peşindedir.

613 tane kirli arzu vardır. Bunlar insanın içinde doğar ve ıslah etmesi en kolaydan en zora doğru çeşitleri vardır. Kişi sadece kendi için alma koşuluna (klipa) karşı perde edinirse, o zaman "Yaratan'a yönelik bir niyet" (Keduşa; kutsallık) edinmiş olur. O zaman kişinin ıslah olan bir arzusu manevi bir "ışık" alabilir, Yaratan'ı hissedebilir ve Yaratan'la form eşitliği edinir.

Arzuların ıslahı Yaratan'ın kanunlarını yerine getirmek olarak bilinir. Alınan manevi ışık Yaratan'ın algılanmasıdır ve aslında bu Tora'ya tekabül eder.

Fiziksel olarak yapılan hareketlerin elbette manevi çalışmada yapılanlardakilerden farklı olduğunu görüyoruz. Elbette kişinin manen (içinde/içsel) yaptığı çalışma kişinin fiziksel (dini) vecibelerini yerine getirmesini iptal etmez. Zira maneviyatı edinmiş bir kişi hem bu dünyada hem de manevi dünyada aynı anda yaşar ve her iki koşulu kendi içinde yerine getirebilir.

Dolayısıyla, fiziksel olarak yerine getirilen dini hareketler ve kanunlar manevi dünyada hiç bir etki yapmaz. Bu yüzden şöyle yazar: "bir emri niyetsiz yapmak, ruhsuz bir beden gibidir" - manen ölü. Bir emir manevi tekabül yerine getirilmeden yapılırsa, uygulanmış olarak kabul edilmez. Bir insanın elleri olmayabilir ama hala "manevi ellerine" tekabül eden manevi emirleri yerine getirebilir, yani manevi arzularını.

Ruhumuza beden tabirini kullanırız, "partzuf". 613 parçadan oluşmaktadır, biyolojik bedenimizin nitelikleri gibi. Manevi bedenin 613 parçasının her bir tanesi bir arzuya tekabül eder. Partzuf iki ana bölümden ibarettir yani 2 tür arzu: her hangi bir kısıtlama olmadan ihsan etme arzularına ve kendi zevki için almaya yönelik olmayıp her hangi bir sınırlama olmadan kendisi için alma arzularına.

alıntı
 
Üst