Günümüz'deki Mısır

Ori

Elit Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,705
Tepkime puanı
1,536
Günümüzde İslâmiyet Mısır'ın resmi devlet dinidir. Halife Ömer döneminde başlayan İslâmlaştırma hareketiyle bugün Mısır Müslümanlaştırılmış durumdadır. Eski mabetler zaten daha o dönemlerde kapanmıştı. Daha sonraları İskenderiye Okulu mensuplarınca başlatılan çalışmalardan da bugün geriye hiç bir şey kalmamıştır. Onlar da Demir Çağ'ın öğütücü dişlileri arasında tarih sahnesinden çoktan silinip gitmişlerdir. Mısır'dan geriye, rüzgarda savrulan kuru dallardan ve taş yapılardan başka bir şey kalmamıştır. Aynen Tevrat'ın Zekerya Bölümü Bab 10/11 'de önceden söylenmiş olduğu gibi, Mısır asasını artık kaybetmiştir:

Ve sıkıntı denizden geçecek ve denizde dalgaları vuracak ve Nil'in bütün derin yerleri kuruyacak ve Aşur'un kibri kırılacak ve Mısır'ın asası elinden gidecek.

Asa: Tüm Ezoterik Geleneklerde güç ve kudret sembolü olarak kullanılmıştır. Ancak asa, sadece bir sembol değil, aynı zamanda enerji çeken ve dağıtan bir obje olarak da kullanılmıştır. Mısır'ın asasını kaybetmesi ise, bir zamanlar sahip olduğu bilgeliği ve majik çalışmalarını yitirmesi anlamına gelmektedir.

Fakat her şeye rağmen hâlâ Mısır'ın eski dönemlerine ait gizlerin farkında olan ve bunları büyük bir sadakatle saklayan rahipler vardır. Bunlar günümüzde gözler önünde değildir. Bilinen bir mabetleri de yoktur. Onları bulmak gerçekten son derece güçtür. Eğer bulabilirseniz size hâlâ eskinin hatıralarıyla ilgili kısıtlı da olsa bir şeyler anlatabilirler. Bakın bugün Mısır'da yaşayan ve eski inisiyatik bilgi geleneğini hâlâ içinde yaşatan bir rahip, Antik Mısır Tanrıları için neler söylüyor:

- Ezoterik olarak, Neterler: Evren'in dışından bizim halklarımız olan Amonitlere ve kuzenlerimiz olan Tutsi halklarına geldikleri kaynağı ifade eder. Amonitler, dağlık kayalara ateşten parmaklarıyla yazılar işlemişler, kanatları olmadan gökte yol almışlar, düşünceleriyle nehirlerin yollarını değiştirmişler ve bizlere ve kardeşlerimize köken ve büyük maji bilgisini aktarmışlardır. Ana vatanlarımızda atalarımız "Işıltılı Olanlar"la evlenip orada yaşamışlardır. Gittiklerinde halklarımızın ataları büyük üzüntü duymuş. Onlar vahşilerin geleceğini önceden bildirmişlerdi, Vahşilerin liderlerinin kötü adının kutsal diyarlarda Tanrı'nın adı gibi duyulacağını önceden biliyorduk. Ancak günü gelince onlar da, Işıltılı Olanlara boyun eğecekler. Onlar şimdilik saklı olmakla birlikte, bir kez daha halkımızla buluşacak ve yeni bir çağ başlayacaktır. Beyanın sonudur.

Bu metinde sözü geçen "Işıklı Varlıklar" kimlerdir? Buna, ilerleyen bölümleri içinde birlikte bir cevap bulmaya çalışacağız. Şimdilik sadece şunu vurgulamak istiyorum ki, bir zamanlar bu yörelerde yaşanmış olanlar. Klasik Tarih bilgilerimizle hiç uymayan bir özellik gösterir. Aynen bir zamanlar Orta Asya'da yaşananlar gibi..

Ancak bir zamanlar burada yaşananları ve burada yaşayanların kültürünü günümüze kadar taşıyabilecek yazılı kayıtların maalesef büyük bir bölümü yukarıda sözünü etmiş olduğumuz gibi yakılıp yokedilmiştir. Bu nedenle bazı sulara belki de hiç bir zaman ulaşamayacağız!...

Alıntı
 
Üst