Gece karalamaları

Ori

Tecrübeli Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,858
Tepkime puanı
1,917
Bugün bir rüya gördüm. Rüyamda henüz doğmamıştım. Koca bir ışık hüzmesinin içindeyken, sadece sesler duyarak bir şeylerin seçildiğini hatırlıyorum. Neler oluyor bilmiyorum, ne olduğumsa hiç belli değil. Kendimi göremeyecek kadar ışık var ama tuhaf bir kalıba sahibim. Hareket edebilsem de uzuvlarımı tanımlayamıyorum. Her seçimden sonra bir çığlık kopuyor ve ben korkamıyorum. Önümde duran kişileri hissediyorum. Atılan her çığlık sonrası sıranın yavaş yavaş bana geldiğini anlıyorum. En şiddetli çığlıktan sonra bir ses bana refakat ediyor ve ben aniden uzanıyorum. Konuşmaya başlıyorlar.

- Dünyaya gideceğin için şanslı değilsin. Sen sadece buradan ayrılırken yanında götürebildiklerin için şanslısın.

O sıra soru sorabilmek için çırpınıyorum ama yapamıyorum. Ve ses devam ediyor...

- Sana bir seçim hakkı tanıyorum. Kanatların mı, yoksa kollarınla beraber sana yardımcı olacak olan ellerin mi olsun istiyorsun?

Ve az önce çırpındığım halde soru soramazken, bu soruya küçük bir cevap fısıldıyorum.

- Kanatlarım olsun istiyorum.

Aniden bedenimi saran bir acı hissetmeye başlıyorum. Acılarla bağırıyorum. Etrafım birden simsiyah oluyor ve sanki ben takla atarak bir girdabın içinde dönmeye başlıyorum.

Tabi bu sırada uyanıyorum. Rüya da olsa, istediğim kanatlar yerine kollarıma bakıyorum. Ben seçim yapmaya layık değildim. O yüzden ellerimle boğarak öldürdüğüm insanları anımsıyorum. Ve ben yoktan öğrendiğim ihaneti, varken yaşatıyorum.

-Ori
 

Ori

Tecrübeli Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,858
Tepkime puanı
1,917
Geceleri huzurun bir nebze kalıntısı üzerime düşerse şans diyebilirim. Tıpkı senin gibi. Bulunduğumuz konum ve şartların temel taşları arattığı bu devirde yaşarken, artık neler hissettiğimize dair hepimizin ortak görüşleri var. Ruhen bireyselliğin beş para etmeyeceği zamanların kapısına dayanmışken, kimin ne hissettiğini kim umursayacak? Yalan olmasın hepimiz artık bazı basit dönemleri geride bıraktık. Sen, ben, o veya her kimse... Tutmayan bir proje hissiyatında darlayan ve bıktıran hayatlar varken, yetmezmiş gibi bunca çilenin içine saplanan ayrı bir savaş var. İnsanoğlu bu döngünün içinden nasıl çıksın... Bunca ruhsal savaşın ayrı bir savaş doğurması bitmeyecek bir döngünün başlangıcı olur. Yakın zamanların kıyametini dillendirmek başka kime nasip olursa olsun bundan pay çıkarmak böylece bana da düştü.
 

Ori

Tecrübeli Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,858
Tepkime puanı
1,917
Merak kediyi yedi kere tuzağına düşürür. Kedi sağ salim kurtulur ama içten içte yardım aldığını hisseder. Bu yüzden onca zaman geçer ama bir türlü akıllanmaz. Her geçen gün yeni düşler kurup durur. Gün gelir merak kediyi sekizinci kez tuzağına çeker. Kedi yine tuzağa ölüme atlar gibi atlar. Tabi kedi ne hikmetse yine kurtulur. Merak ise son bir hamle için fırsatını kollamaya başlar. Bu sefer ne pahasına olursa olsun o tuzağı kedinin başına yıkacağım dercesine beklemeye koyulur. Sonunda gün gelir ve kediye kuracağı tuzağı kedinin karşısına çıkarır.
 

byrosa

Kayıtlı Üye
Katılım
23 Eyl 2012
Mesajlar
201
Tepkime puanı
16
Konum
Secret Temple of Shiva
@Ori
Nasılsın kadim dostum? Seninle görüşmeyeli uzun bir zaman oldu. Yaklaşık 2 yıl kadar. Hâlâ buralarda olduğunu görmek beni sevindirdi.
 
Son düzenleme:

Ori

Tecrübeli Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,858
Tepkime puanı
1,917
@Ori
Nasılsın kadim dostum? Seninle görüşmeyeli uzun bir zaman oldu. Yaklaşık 2 yıl kadar. Hâlâ buralarda olduğunu görmek beni sevindirdi.
Teşekkür ederim byrosa, ben iyiyim. Umarım sende iyisindir. Seni gördüğüme sevindim. Ben hep buralardayım bilirsin. :)
 

Ori

Tecrübeli Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
2,858
Tepkime puanı
1,917
Gözlerim yerin yedi kat dibine dalmış gibi kocaman kesildi. Ne olduğunu bile anlamadan dalıp gittiğim an, kolumdan hızlıca çeken en yakın dostumla birlikte hızla koşmaya başladım. Nefesim kesilip dururken koşmak hiç kolay değildi. Ter içinde kalmışken, koşmaktan mı yoksa gördüklerimden mi olduğunu anlamanın imkanı yoktu. Tanrım aklımı başımdan alma, çünkü hiç sırası değil!

Adem bir ağacın dibine çöktüğü vakit durmam gerektiğini anlayabildim. Olayın şokunu hala atamamışken anlama güçlüğü çeken sadece ben değildim. Adem elleriyle delicesine yüzünü ovalarken ağlayıp duruyordu. Olayın derinliğini benden daha çabuk kavramıştı. Sonunda öleceğimiz gerçeğinden kaçmadan kabullenmeye çalışıyor gibiydi. Cevapsız sorular sorup, yanıt bekliyor gibi bana bakıyor ve her bakışı canını daha çok yakıyordu.

Ben mi? Ben hala olay anında kalmıştım. Gözlerim hala sonuna kadar açık, ter içindeydim. Bugün son günümdü. Bunu anlayabilmek ve kaçamamak... Hiçbir zaman böylesine bir hissiyat içinde kaybolmamıştım. Ne yapacağımızı bilmiyorum. Çaresizliğin getirdiği acı ve korkuya teslim olduk. Artık birden fazla düşmanımız var.

Şuan tek istediğim sabahı görebilmek...
 
Üst