Fast - Farkındalık

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
Son yıllarda tüm batı ülkelerinde, Hindistan ve Uzakdoğu’dan gelen guru taklitleriyle dolmuş durumda. Bu şahıslar genellikle ,derin bilgilerle dolu olan Uzakdoğu’nun gerçek öğretilerini içselleştirememiş kimselerdir.

Kökenleri doğuya dayanan bu insanlar, kendi ülkelerinde önemli biri olamayacaklarını anlayınca ; mistisizmin kök salmadığı Batı ülkelerine giderek, önemsiz mistik gösterilerle Batılıları büyüleyerek mürit grupları edinmişlerdir.

(Yazar: Gülüm Omay)
Maalesef bu gün bu insanlar ülkemizde de itibar görür hale gelmişlerdir.

Kaldı ki bizler geleneklerinde önemli ölçüde Tasavvuf terbiyesi olan bir ülkenin bireyleriyiz. Ama göz boyamalar öyle bir mertebeye ulaşmış durumda ki geleneksel bilgilerimiz bile göz ardı edilmektedir. En önemli medeniyetlerin ve Sufi bilgilerin yaşandığı Anadolu topraklarında yaşadığımızı unutup, Amerikalı sıradan medyumların genellikle ticari yapılandırmaya dayanan tebliğ bilgileriyle manevi olarak zenginleştiğimizi düşünen bir toplum olmaya doğru gitmekteyiz. Ve bu medyumları önemli bütçelerle memleketimizde ağırlayıp , ziyaret ederek onurlandırmaktayız. Kanallar var, ejderhalar var, melekler var, Reiki çeşitleri var, antenler var, dünyanın çekirdeğine uyumluyoruz diyenler var, kendini peygamber sananlar var....var...var.

Bir "Yunus Emre" farkındalığını araştırmaktansa , "Baş melek Michael" ya da "manyetik alandan Kryon" bilgileri çok cazip görünmekte insanlarımıza. Bu da anlamsız batı hayranlığımızın ürünleri ... Fast-food çılgınlığını mistik bilgilere uyarlayıp, öğlen tatilinde bir koşu alınan inisiyasyonlarla ulaşıldığı sanılan derin bilgiler. Sözde meleklerle yapılan kah dans, kah meditasyon adı altındaki komiklikler. Ve kendini kandırmaya her gün biraz daha programlanan güzel insanlarımız.

Şimdilerde gurular artık bir telefonla bile, uzaktaki bir insanın çakralarını açabiliyorlar (!), ama para karşılığında...Ya da uzaktan toplu inisiyasyonlarla insanlara farkındalık (!) yolunu açıyorlar. Aslında her iki tarafta sadece öyle olduğunu sanıyor ve öyleymiş gibi davranıyor. Bu kandırmaca süratle yayılıyor ve kitlesel bir çılgınlık yaşanıyor.

<!--[if !vml]--><!--[endif]-->Keşke bu toplu ya da muhtelif isimler altındaki inisiyasyon uygulamalarına katılanlar , inisiyasyon denen şeyin ne olduğunu biraz araştırmak için zaman ayırsalar. Verilen sembol bilgilerinin onları nerelere götürebileceğini araştırsalar. Her sembol ve temsil ettikleri her kavram, uzun bir tarihsel sürecin ürünüdür. Ne semboller, ne kavramlar, ne de inisiyasyon, insanlığın kültür tarihinden bağımsız olamaz.

Tekamül denilen farkındalık yoluna çakraların açılmasıyla veya mistik uygulamalarla ulaşılmaz.Tekamül ancak yaşam deneyimiyle, sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla ilişkilerde bulunarak yaşamasıyla olanaklıdır. İnsanın çakralarını açmaya çalışmak yerine ,vicdanını ve aklını kullanarak yaşamayı öğrenmesi gerekmektedir.

Milyonlarca insanın açlıktan öldüğü, bencilliğin,savaşların kol gezdiği dünyamızda, bir guru oturduğu yerden müritlerinin çakrasını açmaya çalışmakla ne onları tekamül ettirebilir ne de kendisi tekamül edebilir.

Zaten insanlardan beklenen bu değildir; beklenen, sadece “insan” olmalarıdır...

Yıllar boyu süren araştırmalar, inisiyasyonlar, eğitimler, uygulamalar sonunda düşünüp "ben sadece insanmışım" diyebilmek, farkındalığa ulaşmanın gerçek başarısıdır. Bu da ciddi bir cesaret ister insanoğlu için.

Dünya insanlığı şimdilerde manevi açıdan bir arayış içinde ve etrafta bu durumdan yararlanan gurulardan geçilmemekte.


Bunlar :

<!--[if !vml]--><!--[endif]-->-Maddi çıkar amaçlayanlar / Manevi tatmin arayanlar
-Bir bedensiz varlığın etkisi altında olup, çevresine topladıklarının da, bu bedensiz varlığa itaat etmesini sağlayanlar (Toplu obsesyon denilen bu tür olaylarda, bedensiz varlık, etkisi altına aldığı grup liderine genellikle, peygamber ya da tanrı olduğunu empoze ediyor. )
- Ya da maddi veya manevi bir çıkar gütmemekle birlikte, gerçek üstatların birer taklidi olan, olması gereken yeteneklerden yoksun, sahte inisiyatörler ve gurulardır.

Ezoterik yaklaşım çerçevesinde, farkındalık bir süreçtir. İster en ilkel uygarlık düzeyinde, isterse en gelişmiş teknoloji toplumlarında olsun, yapılan törenler, bu sürecin sembolik olarak başlangıcını temsil ederler. Hangi uygarlık düzeyinde olursa olsun, farkındalık süreci, mevcut kültürde, belirli bir akıl gereğini ön görür.

Burada söz konusu olan, insanın doğa ve toplum içinde kendi özgünlüğünün ayrımına varması demektir.

Farkındalık; insanın kendini bilinçli olarak kavrama sürecidir. Kavramların özümsenmesi ve bilinçlenme, farkındalık sürecinin kendisini oluşturur.

Bu da, temel bilgilerin enine boyuna araştırılmasını gerektirir. Maalesef arayış içinde olan insanlar bu önemli noktayı gözden kaçırmakta ve sonu hüsranla biten öğretilere kapılmaktadırlar. Ve ne yazık ki ortalıkta sahte guruların sunduğu , obsessif öğretiler onları beklemektedir. Farkındalık uğruna insanlar bugün süratle, uluslararası bir beyin yıkama ortamının tuzağına düşmektedirler.

( Reiki de aslında bir kendini tanıma yoludur. Farkında olmasanız da bu yola adımınızı attığınız zaman kendini tanıma yolunun ilk taşlarına takılmaya başlarsınız. Sonra, sıra onları temizlemeye gelir. Bazen yorucu bazen de çok keyifli olarak sürer gider bu yol. Reiki sadece fiziksel şifa değildir. Bir yaşam tarzıdır. Bir kariyer değildir. Eğlencelik bir iş, ya da hobi hiç değildir. Son zamanlarda iş başvurularında cv lerini doldurabilmek için ücret karşılığı master olan çok kişi ile karşılaşıyoruz.Ya da yanlış bilgilendirilip, bütün inisiyasyonları aynı anda alarak intihar eğilimine girenleri görüyoruz. )

<!--[if !vml]--><!--[endif]-->Kendini tanıma yolu, yanılgılarımızı itiraf etmekten geçiyorsa bunu neden geciktiriyoruz ? Artık kendi sorumluluğumuzu alma zamanı geldi de geçiyor bile. Ortada insanları farkındalığa ulaştıracak bir sihirli değnek falan yok, sadece taklit yaşamlar var... Görünenin ardındaki görünmeyeni görmek gerekiyor.

Avusturya asıllı hekim Wilhelm Reich’ın şu sözlerini asla aklımızdan çıkarmayalım:

“Dinle küçük adam…

Kendi yaşamından sen, yalnızca sen sorumlusun..!”
 
Üst