Ezoterizm'de Büyük Kutsal Merkez

Su-Jok eğitimi - kerim ali

Ori

Tecrübeli Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Ocak 2010
Mesajlar
3,084
Tepkime puanı
2,548
Eski devirlerde yapılan inisiyatik çalışmalar, çeşitli mabetlerde ya da gizli yeraltı merkezlerinde gerçekleştirilirdi. Bu tür merkezlerin nerede kurulacağının da ayrı bir önemi vardı. Bu tür gizli çalışmaların yapılacağı yerin belirlenmesinde dikkat edilecek en önemli nokta, o yerin spiritüel coğrafyadaki konumuydu.

Spiritüel coğrafya ne demektir? Bunu biraz açalım...

Yeryüzünün öğle coğrafik bölgeleri vardır ki, bu yerler insan anlayışını yükseltici kozmik tesirleri taşımak bakımından diğer yerlere nazaran daha yeteneklidirler. Bu tür yerlere Ezoterizm’de “Kutsal Coğrafik Merkezler” adı verilmiştir.

Başta Eski Mısır olmak üzere Atlantis kültürünün ulaştığı yerlerde bu sır bilinmekteydi. Ve inşa edilecek bazı mabetler bu “Kutsal Coğrafik Noktalar” dikkate alınarak yapılırdı. Bunlar son derece önemli fonksiyonlar görmüş olan son derece enteresan özellikler gösteren mabetlerdir. Bunlardan yeryüzünde çok az vardır.

Örneğin: Delf Mabedi bu merkezlerden biriydi... Meşhur Orfe ve Fisagor’un insanları yetiştirdikleri bu mabetten dünyanın hemen hemen her yerine büyük manyetik enerjiler dağılırdı.

Böyle merkezleri daha çok Eski Mısır’da görüyoruz. Onlar daha etkili inisiyasyonlar veriyorlardı. O zamanlar büyük merkez Mısır’dı. Daha sonra Delfe kaymıştır.

Daha sonra bu “Kutsal Coğrafya” bazı sebeplerden dolayı değişmeye başladı. Ve Dünya’da büyük merkez görevi Kudüs üzerine kaydı. Son dinlerin ortaya çıkışında bu merkezin çok büyük bir fonksiyonu oldu. Hatta ezoterik bilgiler, Hz. Muhammed için de, bu merkezin önemli bir fonksiyon görmüş olduğunu söyler.

Ezoterik bilgiler, sadece çok küçük bir grubun elinde bulunduğu için, halkın büyük bir bölümü bu bilgilerden mahrum kalmışlardı. Mahrum kaldıkları bilgilerden biri de şüphesiz şu anda sözünü etmeye çalıştığımız “Kutsal Coğrafya” meselesidir. Her ne kadar bu bilgi açıkça halka anlatılmadıysa da, yine de halkın dilinde Kudüs’ün bir zamanlar kutsal topraklar olduğu inancı yaşayabilmişti.

Günümüzde hala kutsal topraklar sözünün ne anlama geldiği genel çoğunluk tarafından anlaşılabilmiş değildir. Çünkü bu sır hala açılabilmiş değildir. Bilenlerin sayısı da zaten iyice azalmış durumdadır.

Daha sonra Kudüs’ten de kayan büyük merkezin şu anda tam olarak nerede bulunduğu bilinmemektedir. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, buna benzer irili ufaklı bazı merkezler dünyanın çeşitli bölgelerinde tespit edilmiştir. Mekke, Roma, Yukatan bölgesindeki bazı yerler, Peru, Tibet (Himalayaları’ın güneyine bakan eteklerinde bazı noktalar, İstanbul’un tam olarak açıklanmayan özellikle bir noktası bu coğrafyada yer alan merkezlerdir. Bunların bir kısmı hala vardır ve vazifelerini görmektedir.

Bu merkezlere bağlılık, oralara yönelmek, hac etmekle sembolize edilmişti

Ayrıca, Hint’te Meru Dağı, Delf’te Onfalos Dağı, Hz. Musa’nın Sina Dağı, Hz. Muhammed’in Hira Dağı, Hz. İsa’nın Zeytinlik Dağı hep bu kutsal coğrafyanın belirli noktalarını ifade eden merkezlerdir.

Örneğin Delf’teki Onfolos Dağı’nda rahibeler büyük kehanetlerde bulunurlardı. Büyük kitleleri yöneten kehanetlerdi bunlar... Önceleri açıkta bulunan bu mabetler zaman ilerledikçe iyice gizlenmeye başlandı. “Gizli Öğreticilik” kelimenin tam anlamıyla, zaman geçtikçe daha da gizlenmiştir. Böylelikle inisiyasyon merkezleri tamamıyla sır mahalleri haline gelmiştir.

Eski toplumların geleneklerinde bu tür kutsal coğrafyaya ait yerlere: “Kutsal Topraklar”, “Ulvi Topraklar”, “Paradeşa”, “Saray” gibi çeşitli isimler verilmiştir. İslam Tasavvufu’nda ise bu tür yerlere “Kutup” ismi verilmiştir.

Kozmik tesirlerin biriktiği ve yansıtıldığı bu yerlerde ortaya çıkan muazzam enerjiler çevreye adeta bir ışın gibi yayılmaktaydı.

Alıntı.
 

Manetekelfares

Banlı Kullanıcı
Katılım
30 Ağu 2022
Mesajlar
113
Tepkime puanı
65
Mısır’da piramitlerin içinde insitiye olma yerleri varmış.İnsitiye uyumlama gibi bir anlama geliyor ama ben ilk Mısır ölüler kitabında görmüştüm.Ordaki bahsedilen kişilerin ölmesi ve geri gelmesiymiş.Çoğu kişi geri dönememiş.Geri dönenlerin anlattıkları kitapta geçiyor.Gökteki bir yoldan bahsediliyor.Değişik bekçiler bu yolun kapılarını tutuyor.Kişinin bu kapılardan geçmesi için büyülü sözcükleri bilmesi gerekiyormuş.Kapı muhafızları çok çetinmiş.Bazıları Kişinin omuriliğindeki ruhu emiyormuş.
Bu yoldaki yolcu yol boyunca eski savaşların kalıntılarını görebilirmiş.
 
Rune Okulu - kerim ali
Üst