Ez-Zümer Suresinin Sırları

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Tepkime puanı
132
bu sureyi bastan asagı okuyanın hiç bir talebi reddedilmez.bu sureyi yazıp üzerinde tasıyan veya evinde bulunduran sonsuz rızka nail olur. yine bu sureyi okuyan kişiye kim kötülük yapmak isterse delirir.
alıntı
 

aysari

Kayıtlı Üye
Katılım
26 Eki 2008
Mesajlar
248
Tepkime puanı
12
İş
öğrenci
"bir kere okusanız bile kafi ,üç defa okumak bir kere okumaktan daha efdaldür "der dua kitapları genelde :)
 

awra

Banlı Kullanıcı
Katılım
21 Kas 2008
Mesajlar
150
Tepkime puanı
0
TŞK paylaşımınız:) için..
 

handecan

Kayıtlı Üye
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
:euro:teşekkürler:willy_nilly::smash::driving::rockon::hurray:
 

astarr

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Şub 2009
Mesajlar
23
Tepkime puanı
1
ZÜMER SÛRESI

Kur'ân-i Kerîm'in otuz dokuzuncu sûresi. Yetmis bes âyet, binyüz yetmis kelime ve dört bin yediyüz sekiz harftir. Fasilasi, mim, nun, lam, ye, be, dal ve ra harfleridir. Mekkî surelerden olup Sebe sûresinden sonra nâzil olmustur.
Elli iki ve elli dördüncü âyetlerinin Medine'de nazil olduguna dair rivâyetler vardir.
Adini yetmisbirinci âyetinde geçen Zümer kelimesinden almistir. Zümer kelimesi, zümrenin çoguludur. Zümre, topluluk, cemâat demektir. Buna göre zümer, topluluk, cemâatler, demektir. Yetmis bir, yetmis iki ve yetmis üçüncü âyetlerinde cehenneme ve cennete sevkedilecek cemâatlerden söz edildigi için, sûreye bu isim verilmistir.
Ayni zamanda sûreye Guref sûresi de denir. Guref kelimesi, gurfe'nin çoguludur. Guref ise, oda demektir. Sûrenin yirminci âyetinde, cennet ehli olanlar için, cennette yapilan ve altlarindan irmaklar akan odalardan bahsedildigi için, sûreye guref sûresi de denmistir (el-Kurtubî, el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân, Kahire, 1967, XV, 232; Elmalili Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'ân Dili, Istanbul 1971, VI, 4113).
Sûre insanlari Allah'a inanmaya ve ibadet etmeye çagiran bir süredir. Kisacasi, konusu "Tevhid"dir. Sûre, bastan sona kadar insanin kalbine imani yerlestirme, bu husustaki süpheleri giderme, izâle etme mesajlarini vermektedir. Nitekim sûrenin basinda, ilk önce Allah'in varligi, birligi ve hakimiyeti dile getirilmekte, ondan sonra Hz. Muhammed (s.a.s)'e hitabedilmekte ve ondan sonra da, tüm insanliga seslenilmekte, mesajlar verilmektedir:
"(Bu) Kitab'in indirilmesi, aziz ve hikmet sahibi Allah tarafindandir. Biz bu Kitabi sana hak ile indirdik. Öyleyse sen de dini yalniz kendisine hâlis kilarak Allah'a kulluk et. Iyi bil ki, hâlis din yalniz Allah'indir. O'ndan baska veliler edinerek: "Biz bunlara, sirf bizi Allah'a yaklastirsinlar diye tapiyoruz" diyenlere gelince, süphesiz ki, Allah, onlar arasinda, ayriliga düstükleri seyde hükmünü verecektir. Allah, yalanci, nankör olan kimseyi dogru yola ilelmez" (3).
Hemen hemen sûrenin sonuna kadar ayni konu, "Tevhid" konusu islenmistir. Âhiret inanci, tabii olaylar ve insanin yaratilisi hakkinda bilgiler verilerek, Islâm esaslarina uygun bir inanç ve bir hayat tarzi telkin edilmistir (Seyyid Kutub, Fi Zilâli'l-Kur'ân, Beyrut 1971, VII, 116 vd). Yüce Allah'in varligi, birligi, hakimiyeti ve üstünlügü hakkinda çesitli bilgilerle beraber, bazen net ve açik bir sekilde "Tevhid" inancinin mesajlari verilmistir:
"Allah her seyin yaraticisidir. O, her seyin yöneticisidir" (ez-Zümer, 39/62)
Sûrede bir de, Allah'in yolundan sapan, çesitli yanlis ve kötü hareketlerde bulunan insanlara, tevbe ederek "Tevhid" yoluna dönmeleri ve tevbe ettikleri takdirde, hata, kusur ve günahlarinin affedilecegi haber verilmektedir:
"(Tarafimdan onlara) de ki: Ey nefislerine karsi asiri giden kullarim, Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahlari bagislar. Çünkü, O, çok esirgeyen, çok bagislayandir" (53).
Ibn Abbas (r.a)'dan nakledildigine göre, sirke düsen ve çesitli günahlari isleyen bazi kisiler, Hz. Muhammed (s.a.s)'e gelmisler ve: "Senin anlattigin ve insanlari ona davet ettigin yol (din), güzel bir seydir. Yaptigimiz çesitli kötülükleri affettirecek herhangi bir sey var midir? Bize bu hususta bir bilgi verir misin?" demisler. Bunun üzerine yukarida meâli sunulan âyet nazil olmustur (Abdulfettah el-Kadi, Esbâbu'n-Nüzûl, Misir, 194).
Sûrede dikkat çeken bir diger önemli nokta ise, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadigi hususudur:
"De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akli selim sahipleri ögüt alir"(9).
Bu âyette, Yüce Allah'in çesitli eser ve nimetlerini düsünen ve bunun neticesinde "Tevhid" inancinda karar kilanlarin, gaflet ve dalâlet içinde kalanlardan farkli oldugu vurgulanmaktadir.
Sûrenin sonunda, tekrar, cennet ve cehenneme gidecek olan zümre ve topluluklar konu edilmektedir:
"Inkâr edenler, bölük bölük cehenneme sürüldüler. Oraya geldikleri zaman, cehennemin kapilari açildi, cehennemin bekçileri onlara söyle dedi: "Kendi aranizdan, Rabb'inizin âyetlerini size okuyan ve sizi bu gününüzle karsilasacaginiz hakkinda uyaran elçiler gelmedi mi?" Evet, geldi, dediler. Ama kâfirlere azab sözü hak oldu. "O halde içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapilarindan girin. Kibirlenenlerin yeri ne kölüymüs!" denilir. Rabb'lerinin (azâbindan) korunanlar da, bölük bölük cennete sevkedilirler. Oraya varip da (cennetin) kapilari açildiginda, bekçileri onlara: "Selam size, (ne) hossunuz. Ebedi kalmak üzere buraya girin!"dediler. (Cennetlikler) de: "Bize verdigi sözü yerine getiren ve bizi diledigimiz yerde oturacagimiz bu cennet yurduna vâris kilan Allah'a hamd olsun. (Allah için) çalisanlarin ücreti ne güzelmis!" dediler. Melekleri görürsün ki, ArS'in etrafini çevirmis olarak Rabblerini övgü ile anarlar. (O gün) aralarinda hak ile hükmedilmis ve: "Hamd âlemlerin Rabb'ine mahsustur"denmistir" (71-75).

Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi
 

mecra

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Ara 2008
Mesajlar
482
Tepkime puanı
37
Güzel bir paylaşım olmuş. Teşekkürler.
 

yule

Yönetici
Katılım
4 Haz 2008
Mesajlar
3,139
Tepkime puanı
1,519
İş
Parapsikolog & Enerji Terapist /Sosyolog
" salça " Arkadaşım "şana" kelimesini ne manada kullandığını da açıklayarak yazar mısın rica etsem.
 
Üst