Konuya döneyim ben.
Evliliği doğru temelde anlamak için fabrika ayarlarına yani fıtratın yazılımına bakmak gerek. "İnancın biyolojisi" adlı kitapta da yazdığı gibi evreni anlamlandırmaya biyo-atomik bazdan başlamak, hayata dair birçok meseleyi derinden anlamamıza ışık tutacaktır :
"
yumurta" ve "
spermin" hayatta kalma stratejisi :
Sperm, hayatta kalmak için, dölleyebildiği her yumurtayı döllemeye, tohumlarını saçabildiği kadar saçmaya programlıdır.
Yumurtalık, hayatta kalmak için, kendisine saçılan sonsuz sayıda sperm tohumundan , kendine en uygun, EN GÜÇLÜ olanını seçmeye programlıdır.
Yani bu beceriye dayalı bir piyasadır. Bunu inkar etseniz de etmeseniz de bu bir
eşleşme piyasasıdır. Bir kadını 100 kişi ister 1 kişi alır diye boşuna dememişler. Çünkü erkekler dener. Ulaşabildiği skaladaki tüm kadınlara ulaşabilmeyi severler. Bazıları liginin üstündeki kadınları bile denerler hatta

.. Kadınlar ise ilgiyi severler. Bu boşuna değildir. Hipergamik oldukları için kendileri için en doğru erkeği seçebilmeleri için talep yoğunluğu olması gerekir.
Karşılşıklı Eşleşme olduğunda ise, yumurta da sperm de artık kendilerine has stratejilerinden vazgeçme kararı almak zorundadırlar.
Eğer erkek birilerini döllemeye devam ediyorsa, demek ki güç ve iktidarını tam anlamı ile yaşayamıyordur. Kapasitesinin altında bir eş seçimi yapmıştır.
Eğer kadın hala kendisine gelen taleplere göz ucuyla da olsa baklamaya, tartmaya, gizli gündemini oluşturmaya devam ediyorsa, demek ki hipergamisi tatmin olmuyordur. Yani tercih etttiği o şanslı erkekten daha üst ligde olduğu ortaya çıkmıştır ve bu da eşyanın tabiatına aykırıdır. Bir noktada dişil enerjisi daha alfa bir erkek tarafından yutulmaya başlanana kadar vakti kalmıştır. Yani yıkım bir noktada kaçınılmazdır çarpık eşleşme ısrarla devam ettirilirse.
Şimdi bazı acımasız gerçekler var. Kadın da olsa, erkek te olsa evlilik kararı almadan önce öz tekamülüne, bilinç seviyesine, cinsel öz değerine yoğun yatırım yapmış olmalıdır. Günümüzde dümdüz evleniyorlar bir kaçış sentromu olarak, sonra da düşük bilinç seviyesinde oldukları için hayatın yüksek seviye gerçekleri ile yüzleşip 2 sene içinde kanlı bıçaklı hale geliyorlar.