Evlilik hakkında

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Ori
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Angela Merkel'in bir lafı var, duy da inanma :

“Kadınlar savaşlarda eşlerini kaybetti. Erkekler savaşa gitti, kadınlar asıl acıyı yaşadı.”



Asıl Acıyı kadınlar yaşamış-mış. Biri Merkele desin ki erkekler senin ülkenin için ÖLÜYORLAR, ÖLÜYORLAR
Ö-LÜ-YOR-LAR
Yani erkeklerin ölmesi sorun değil, ama kadınların erkeksiz kaldıkları için üzülmelerine sorun öyle mi ?

:D
 
  • Sesli Güldüm
Tepkiler: Ori
Bir rivayete Titanic batarken erkeklerin %82 si,
Kadınların ise sadece %17 si ölmüş...
Kurtarma için ilk önce kadınlar ve çocuklar denilmiş hatta alt tabakada ki kadınlara bile öncelik verilmiş...
Servet sahibi zengin erkekler bile bu duruma ses etmeyip soğuk kanlılıkla ölümü beklemişler..
Kısacası kadın erkek eşitliği son 100 yılın durumudur.. dünya tarihinde daha önceleri böyle bir duruma rastlanmamıştır yada ben hiç duymadım 😊
 
Bir keresinde avukat platformuydu galiba bir kadının sorusuna denk geldim ve soru aynen şöyleydi.

- Bir kere evlenip boşanıp nafaka alıyoruz ya, tekrar evlenip boşansam ikinci nafaka bağlanıyor mu?
 
Artık nerde bir feminist görürsem bütün haklarımı sonuna kadar aricam. Sinirim bozuldu.


"Imparatorluklar yıkıldı, dünya savaşları bitti, askeri yönetimler, diktatörlükler geride kaldı, dünyaya demokrasi geldi, teknoloji geldi, dijital çağ geldi, artık yeni konjenktüre göre sokağa daha rahat çıkabiliyoruz, mesleki anlamda daha rahat iş görebiliyoruz, hatta hidrolik direksiyonlu araba bile kullanabiliyoruz, bizim de artık erkekler gibi varlık göstermeye hakkımız olmalı, ekonomiye katkı sağlayarak kendi ayaklarımız üstünde durmaya hakkımız olmalı "

Diyen bir feminizm akımını destekliyorum. İşte bu 1. Nesil feminizmdi.

Haklı bir çıkış yakaladılar. Haklarını yemek olmaz. Eski konjenktür degismeliydi. Feminen enerjiye sosyal ortamda daha fazla korunmuş ve güvenli alan açılması için bir bilinçlendirme akımı olarak doğdu feminizm. Çünkü ortam atık zemin itibari ile müsaitti ama eski ezberler yüzeysel olarak buna biraz engel oluyordu. Bir şeyler değişmeli idi.


Ama 4. Faz feministler artık erkeklerin korkunç versiyonları haline geldiler. Erkeklere ve eril otoriteye her fırsatta meydan okuyan, intikam almaya çalışan, kurban rolüne takıntılı olmaktan beslenerek sürekli öfke patlamaları yaşayan, yani taraflı bakan, kopuk ve istilacı hale evrildiler.

Sosyal medyada doyasiya only fans açabilecek kadar haklara ulaşmaları yetmiyormuş gibi..


5. faz feminizm lezbiyenlikle çok daha derin bir ittifak kurdu. Maskülenite dışı olan erkekler ve gey erkekler zaten bu ittifakın icindeydiler, şimdi lezbiyen evliliklerle eril enerjiyi tamamen dışlayan bir hale evrilmeye başladı iş.


Çok dikkatli olmak gerek. Dünyadaki önde gelen feminist savunucuları iyi araştırmak gerek. Hayatlarına ve tercihlerine bir bakmak gerek.
 
Son düzenleme:
Adam evlilik süresince zaten karısına ve çocuğuna bakmak için minimum 3 kişilik çalışıyorkenki yükü ve öz fedakarlıkları ne olacak peki ? Onu Kim telafi edecek ? Tek başına olsa tek maaşla mis gibi hayatını yaşardı. Ama evlendi ve ailesine bakmak sureti ile 3+ kişilik yük yükleniyor.

Yok öyle bir dünya artık. Feminizm, madem ki fifty/fifty 'ye fit oldular, hayatın her alanında eşitlik istiyorlar madem, e bazı cinsiyet eşitliği durumlarına da katlanacaklar. Çalışmayanın değil, çalışanın ve tüm yükü üstlenenin yükünün telafi edilmesi gerekiyor artık. Çalışmamak bir tercihtir.

Yok öyle bir dünya yani.
Çocuk doğurmak, büyütmek, ev işleri, duygusal emek, hasta bakım sorumlulukları çoğu kez kadının omuzlarındadır. Bu işler maaşla ölçülmez. Fakat gerçekçi bakıldığında, bir kreş, aşçı, temizlikçi, hemşire ve terapistin ücretlerini toplayınca kadının ev içi emeği çoğu kez erkeğin maaşından fazla eder. Dolayısıyla erkek “3 kişilik çalışıyorum” derken, kadının da “karşılıksız 3-4 meslek üstleniyorum” dediği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Çalışmamak nasıl tercih oluyor Retro ?

Çocuk doğurunca işten çıkmak zorunda kalan binlerce kadın var. İşe alınırken, çocuk yapacak diye elenen kadınlar var. Ev içi yükümlülükler eşit paylaşılmadığı için, kadınlar çalışsa bile “ikinci vardiya” dediğimiz ev işlerini de üstleniyor. Erkeğin yükü telafi edilsin demek yerine, yük adil paylaşılsın demek daha çözümcül bir yaklaşım olur.
 


Çocuk doğurmak, büyütmek, ev işleri, duygusal emek, hasta bakım sorumlulukları çoğu kez kadının omuzlarındadır. Bu işler maaşla ölçülmez. Fakat gerçekçi bakıldığında, bir kreş, aşçı, temizlikçi, hemşire ve terapistin ücretlerini toplayınca kadının ev içi emeği çoğu kez erkeğin maaşından fazla eder. Dolayısıyla erkek “3 kişilik çalışıyorum” derken, kadının da “karşılıksız 3-4 meslek üstleniyorum” dediği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Çalışmamak nasıl tercih oluyor Retro ?

Çocuk doğurunca işten çıkmak zorunda kalan binlerce kadın var. İşe alınırken, çocuk yapacak diye elenen kadınlar var. Ev içi yükümlülükler eşit paylaşılmadığı için, kadınlar çalışsa bile “ikinci vardiya” dediğimiz ev işlerini de üstleniyor. Erkeğin yükü telafi edilsin demek yerine, yük adil paylaşılsın demek daha çözümcül bir yaklaşım olur.

Bu anlattıkların, feminizm ile zehirlenmemiş kadınlar için geçerli. Nene hatun feminist miydi ? Yoo ! Cesur kadınlara karşı değilim. Ancak feminizmin kurban bilincini önce empoze edip sonra da bunu bahane ederek kadınların kafasını karıştırmasına karşıyım. Feminizmin LGBT ortaklığına karşıyım. Geyleri ve dönmeleri muhalefet ittifakı kurmak için kendi taraflarına çekmelerine karşıyım. Çok çirkin bir hale gelmeye başladı bu iş. Feminen, yani korunmuş dişil enerjiyi toplumun içine sağlıklı bir şekilde monte etmek için başlayan bir akımın geldiği hale bak !


İşlerine gelince devletin kadınlara verdiği tüm hakları sonuna kadar acımasızca kullanıyorlar adamın gözünün yaşına bile bakmadan, ama devlet aile müessesesini teşvik etmek için kürtaja kısıtlamalar getirdiğinde "benim bedemin benim kararım" diye meme aça aça sokaklara dökülüyorlar. Devleti müdafa etmeleri bile istenmiyor kendilerinden. Feministlerde milli duygular da yok. Kesinlikle yok.

Türkiyeden bahsetmiyorum bile. Türkiyede herşeyin özenticiliği yaşanır. Bizim feministler feminizmin ne olduğunu, neye hizmet ettiğini bile bilmiyorlar.



***



Bişey diyim de biraz da gülün : Feminizmin enerjisi Lilith'in enerjisi ile birebir örtüşüyor. Karakterleri örtüşüyor, amaçları örtüşüyor, isyan ve bel altı mücadele yöntemleri tamamen örtüşüyor. E bir enerji yönetiyor bu işi günün sonunda. Kimse durup dururken bu rezonansın tesir alanına giremez.
 
Son düzenleme:
Çalışmamak nasıl tercih oluyor Retro ?

Çocuk yapmak bir tercih değil mi ? Tercihini yapıyorsun işte.

Çocuk doğurunca işten çıkmak zorunda kalan binlerce kadın var.

Ödeme alıyor mu ? Alıyor. İşine geri dönebilir mi ? İsterse dönebilir. Ya da başka iş bulur. Çünkü kesinlikle daha güçlü oldu artık.

İşe alınırken, çocuk yapacak diye elenen kadınlar var.

Söylemek zorunda değil çocuk yapacağını. İşveren uyanıklık yapıyorsa, iş gören de yapabilir. Kariyerine odaklandığını söyler geçer.

Ev içi yükümlülükler eşit paylaşılmadığı için, kadınlar çalışsa bile “ikinci vardiya” dediğimiz ev işlerini de üstleniyor.

Yuvayı zaten dişi kuş kurar. Bunda bir sorun yok. Barınma krizi olan bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlar, hayatta kendini finansal olarak ispatlamış, evi ve arabası, hatta işletmesi olan erkekleri daha çok tercih ediyorlar madem,,, e bir zahmet evin içini de enerjileri ile bir güzel doldursunlar. Evin içinde eli her tarafa uzanan kadın bence çok güzel bir manzara. Annemden öyle gördüm en azından. Evlenirsem de öyle biri ile evlenirim.
 
Çocuk doğurmak, büyütmek, ev işleri, duygusal emek, hasta bakım sorumlulukları çoğu kez kadının omuzlarındadır. Bu işler maaşla ölçülmez. Fakat gerçekçi bakıldığında, bir kreş, aşçı, temizlikçi, hemşire ve terapistin ücretlerini toplayınca kadının ev içi emeği çoğu kez erkeğin maaşından fazla eder. Dolayısıyla erkek “3 kişilik çalışıyorum” derken, kadının da “karşılıksız 3-4 meslek üstleniyorum” dediği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Çalışmamak nasıl tercih oluyor Retro ?

Çocuk doğurunca işten çıkmak zorunda kalan binlerce kadın var. İşe alınırken, çocuk yapacak diye elenen kadınlar var. Ev içi yükümlülükler eşit paylaşılmadığı için, kadınlar çalışsa bile “ikinci vardiya” dediğimiz ev işlerini de üstleniyor. Erkeğin yükü telafi edilsin demek yerine, yük adil paylaşılsın demek daha çözümcül bir yaklaşım olur.
hocam çocuk doğurmak kısmında kadın erkek eşitliği değilde kadının direk ''ayrıcalıklı'' olması taraftarıyım. diğer yorumlarınıza katılıyorum normal şartlarda saydığınız tüm ev içi yapılanlar üç beş mesleğe ve maaşa tekamül ediyor doğrudur kesinlikle haklısınız... yani sizin aslında anlatmak istediğiniz şey mesleki eşitlikten ziyade kadının özgürlüğünün kısıtlanmaması ve hayatına müdahale edilmemesi sanırım...
 
yani sizin aslında anlatmak istediğiniz şey mesleki eşitlikten ziyade kadının özgürlüğünün kısıtlanmaması ve hayatına müdahale edilmemesi sanırım...

Evlenene kadar hayatlarına bir güzel müdahale ettiriyorlar ama.
(sözüm sadece eleştirdiğim kesim için geçerli)

diğer yorumlarınıza katılıyorum normal şartlarda saydığınız tüm ev içi yapılanlar üç beş mesleğe ve maaşa tekamül ediyor doğrudur kesinlikle haklısınız...

Analitik düşün, analitik düşünemiyorsan hiç olmazsa şöyle düşün :

Bir kadın bir otelde temizlik yapıyorsa para kazanır, ama hizmetinin konforunu da anca turistlere yaşatır.
Bu kadın kendi evini çok daha az yorularak, hatta hiç yorulmadan temizliyorsa para kazanmaz belki ama hizmetinin konforunu da evvela kendisi ve çocukları yaşarlar.

Olayı dramatize etmeye gerek yok. Temizlik yapmak yorucu bir iş değil, ayrıca erkekler bu işe bizzat kendileri girişirlerse daha analitik ve daha mekanik iş görecekleri için çok daha iyi bir şekilde yaparlar. İnatçı lekeleri mermeriyle birlikte kazırım mesela..




21. yy' lın feminist telkinlerinin tuzaklarına düşmeyin. Ev işleri yapmak aslında öz saygı göstergesidir ve asla küçümsenemez. Ev işleri bence de paylaşılmalı, ama kadınlar ona da izin vermiyorlar. Çekil ayağımın altından falan diyorlar. Annem mesela ona yardım etmiyorum diye lafı çakıyor, ama ben birşey yapmaya çalışırken de çekil ben hallederim benim kendi ayarımı bozma diye kovuyor..
 
Son düzenleme:
Yapay zekaya istatistik sordum ve aldığım yanıt :


2025 yılına ait güncel araştırmalara göre, kadınların aldatma oranı erkeklerle neredeyse eşitlenmiş durumda, hatta bazı veriler kadınların oranının daha yüksek olduğunu gösteriyor. İşte dikkat çekici istatistikler:

📊 2025 Aldatma İstatistikleri:
- Kadınların %30’u, erkeklerin %20’si eşlerini aldattığını itiraf etti⁽¹⁾.
- Evli çiftlerin %16’sı, eşlerine sadakatsizlik ettiğini kabul ediyor⁽¹⁾.
- Kadınların sadakatsizlik oranı 1990’dan bu yana %40 arttı ⁽¹⁾⁽²⁾.
- Kadınların %91’i duygusal aldatma yaptığını, erkeklerin ise %77’si bu tür aldatmayı kabul etti⁽¹⁾.
- İş yerinde aldatma oranı çiftler arasında %30’a kadar çıkabiliyor⁽¹⁾.

🔍 Neden bu artış yaşanıyor?
- Kadınların ekonomik ve sosyal bağımsızlığı arttıkça, ilişkilerdeki beklentileri ve özgürlük alanları da genişliyor.
- Sosyal medya ve arkadaşlık uygulamaları, aldatmayı kolaylaştıran ortamlar sunuyor.



***


Feminizm, kadınları gerçekten de erkeklerin korkunç birer toxic versiyonu haline getirdi. İşin kötüsü bu akım, tüm bu istatistiklere rağmen doygunluğa ulaşmadığı gibi, kurban rolünü bahane ederek dominasyonunu pekiştirmek için hızla yayılmaya devam ediryor.


Ahir zamanda evlenmeyin diye hadis bile var.
 
Son düzenleme:
Evlenene kadar hayatlarına bir güzel müdahale ettiriyorlar ama.
(sözüm sadece eleştirdiğim kesim için geçerli)



Analitik düşün, analitik düşünemiyorsan hiç olmazsa şöyle düşün :

Bir kadın bir otelde temizlik yapıyorsa para kazanır, ama hizmetinin konforunu da anca turistlere yaşatır.
Bu kadın kendi evini çok daha az yorularak, hatta hiç yorulmadan temizliyorsa para kazanmaz belki ama hizmetinin konforunu da evvela kendisi ve çocukları yaşarlar.

Olayı dramatize etmeye gerek yok. Temizlik yapmak yorucu bir iş değil, ayrıca erkekler bu işe bizzat kendileri girişirlerse daha analitik ve daha mekanik iş görecekleri için çok daha iyi bir şekilde yaparlar. İnatçı lekeleri mermeriyle birlikte kazırım mesela..




21. yy' lın feminist telkinlerinin tuzaklarına düşmeyin. Ev işleri yapmak aslında öz saygı göstergesidir ve asla küçümsenemez. Ev işleri bence de paylaşılmalı, ama kadınlar ona da izin vermiyorlar. Çekil ayağımın altından falan diyorlar. Annem mesela ona yardım etmiyorum diye lafı çakıyor, ama ben birşey yapmaya çalışırken de çekil ben hallederim benim kendi ayarımı bozma diye kovuyor..
hocam dramatize etme durumu yok, o sizin düşünceniz.. bu kadar eleştirel bakmaya lüzum olmadığını düşünüyorum nasıl sizin söylediklerinizin haklı yönleri varsa, elnora'nın bazı düşüncelerinde de haklı yönler görüyorum tabi bu kendi düşüncem..
her erkeği aynı kefeye koymamak gerek tıpkı her kadını aynı kefeye koymamak gibi..
 
Dramatize etmeye gerek yok derken, dramayı resmen erkekler yaşıyorlar artık demek istemiştim :D Neyse herkes bir noktada zaten duvara toslayacaktır ve umulur ki doğru fıtri sorgulamayı yaparak kendi rolünü nasıl oynadığını (rolünü kaptırdığını mı, rol çaldığını mı) sorgulamak zorunda kalacaktır.
 
hocam çocuk doğurmak kısmında kadın erkek eşitliği değilde kadının direk ''ayrıcalıklı'' olması taraftarıyım. diğer yorumlarınıza katılıyorum normal şartlarda saydığınız tüm ev içi yapılanlar üç beş mesleğe ve maaşa tekamül ediyor doğrudur kesinlikle haklısınız... yani sizin aslında anlatmak istediğiniz şey mesleki eşitlikten ziyade kadının özgürlüğünün kısıtlanmaması ve hayatına müdahale edilmemesi sanırım...
Kadınların hayatına müdahale edilen pek çok alan var hatta bazı alanlar erkek hayatına da müdahale içeriyor.

Örn. Evlilik kararı , çocuk kararı , mesleki seçimi , kıyafet tercihi ..

Aile, toplum, eş baskısı gibi faktörlerin öne çıkması özgürlük meselesidir. Ki şunu da belirteyim.. Ben burada ne feminizmi savunuyorum ne de ekstra bir oluşumu. Toplumsal sorunların altını çiziyorum. Özellikle Retro kişisinin yazdıklarından yola çıkarak anti tez oluşturuyorum.

Günümüzde kadın kadar erkek de ; evlilik, çocuk, meslek kararında toplum ve aile baskısına maruz kalıyor. Nitekim, yüksek perspektiften baktığımızda daha da içler acısı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Çünkü erkek, baskı gördüğü halde, kadına dönük baskıyı yeniden üretebilen taraf olabiliyor. Erkek, erkek olmanın toplumsal rollerinde zorlanıyor fakat kadına uygulanan baskı, daha fazla kontrol ve denetim içeriyor.
 
Konuya döneyim ben.

Evliliği doğru temelde anlamak için fabrika ayarlarına yani fıtratın yazılımına bakmak gerek. "İnancın biyolojisi" adlı kitapta da yazdığı gibi evreni anlamlandırmaya biyo-atomik bazdan başlamak, hayata dair birçok meseleyi derinden anlamamıza ışık tutacaktır :

"yumurta" ve "spermin" hayatta kalma stratejisi :

Sperm, hayatta kalmak için, dölleyebildiği her yumurtayı döllemeye, tohumlarını saçabildiği kadar saçmaya programlıdır.
Yumurtalık, hayatta kalmak için, kendisine saçılan sonsuz sayıda sperm tohumundan , kendine en uygun, EN GÜÇLÜ olanını seçmeye programlıdır.

Yani bu beceriye dayalı bir piyasadır. Bunu inkar etseniz de etmeseniz de bu bir eşleşme piyasasıdır. Bir kadını 100 kişi ister 1 kişi alır diye boşuna dememişler. Çünkü erkekler dener. Ulaşabildiği skaladaki tüm kadınlara ulaşabilmeyi severler. Bazıları liginin üstündeki kadınları bile denerler hatta :D .. Kadınlar ise ilgiyi severler. Bu boşuna değildir. Hipergamik oldukları için kendileri için en doğru erkeği seçebilmeleri için talep yoğunluğu olması gerekir.



Karşılşıklı Eşleşme olduğunda ise, yumurta da sperm de artık kendilerine has stratejilerinden vazgeçme kararı almak zorundadırlar.
Eğer erkek birilerini döllemeye devam ediyorsa, demek ki güç ve iktidarını tam anlamı ile yaşayamıyordur. Kapasitesinin altında bir eş seçimi yapmıştır.
Eğer kadın hala kendisine gelen taleplere göz ucuyla da olsa baklamaya, tartmaya, gizli gündemini oluşturmaya devam ediyorsa, demek ki hipergamisi tatmin olmuyordur. Yani tercih etttiği o şanslı erkekten daha üst ligde olduğu ortaya çıkmıştır ve bu da eşyanın tabiatına aykırıdır. Bir noktada dişil enerjisi daha alfa bir erkek tarafından yutulmaya başlanana kadar vakti kalmıştır. Yani yıkım bir noktada kaçınılmazdır çarpık eşleşme ısrarla devam ettirilirse.




Şimdi bazı acımasız gerçekler var. Kadın da olsa, erkek te olsa evlilik kararı almadan önce öz tekamülüne, bilinç seviyesine, cinsel öz değerine yoğun yatırım yapmış olmalıdır. Günümüzde dümdüz evleniyorlar bir kaçış sentromu olarak, sonra da düşük bilinç seviyesinde oldukları için hayatın yüksek seviye gerçekleri ile yüzleşip 2 sene içinde kanlı bıçaklı hale geliyorlar.
 
Son düzenleme:
Feminizm, kadınları gerçekten de erkeklerin korkunç birer toxic versiyonu haline getirdi. İşin kötüsü bu akım, tüm bu istatistiklere rağmen doygunluğa ulaşmadığı gibi, kurban rolünü bahane ederek dominasyonunu pekiştirmek için hızla yayılmaya devam ediryor.
Feminizmi toksik bir dominasyon aracı olarak görmek, özgürlüğü yalnızca ; aldatabileceğini haddinden fazla hissetme gibi bir narsisizmle eşleştirmek oldukça dar bir yorum. Oysa feminizm, daha çok eşit sorumlulukları ve hakları paylaşma meselesi.

Ayrıca aldatma dediğin olay, bireysel ve psikolojik bir oluşum. Bunu bir ideolojiye bağlayamazsın. İnsan ilişkilerindeki kırılgan yapıyla alakalı.

İhanet, her toplumda ve her dönemde vardı. Feminizm ortaya çıkmadan önce de insanlar eşlerini aldatıyordu. Dolayısıyla aldatmayı feminizm gibi bir oluşuma bağlamak, tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz. İdeolojiyi suçlamak, bireyin sorumluluğunu göz ardı etmektir. Oysa her ihanet, kişisel bir seçimdir.

Bu anlattıkların, feminizm ile zehirlenmemiş kadınlar için geçerli. Nene hatun feminist miydi ? Yoo ! Cesur kadınlara karşı değilim. Ancak feminizmin kurban bilincini önce empoze edip sonra da bunu bahane ederek kadınların kafasını karıştırmasına karşıyım.
Bugün birçok kadın, Nene Hatun’un bağımsızlık ruhunu : Kadının da kendi iradesiyle var olabileceğine dair bir sembol olarak görebilir. Yani feminizm, Nene Hatun gibi kadınlara karşı değil ; tam tersine onların özgürlük iradesini sistemli biçimde destekleyen bir çaba. Yersiz bir örnek oldu..

Bir kadın bir otelde temizlik yapıyorsa para kazanır, ama hizmetinin konforunu da anca turistlere yaşatır.
Adı üstünde hizmet sektörü. Sektör. İşin gerekliliği bu. Garsonluk yapan bir erkek için farkı var mı ?

Eğer akılcı ve senin tabirinle ANALİTİK yorumlar yapmayacaksan boş savunma yapma lütfen. Konuda dikkat çekici unsur bırakmadın. Sıkıcı olmaya başladı.
 
Geri
Üst