Din, tarih boyunca bireylerin en hassas duygularına dokunan bir alan olduğu için manipülasyonun en etkili araçlarından biri olmuştur. İnanç, umut ve korku gibi temel insani duygular üzerinden hareket eden kişi veya gruplar, dini kullanarak geniş kitleleri yönlendirebilmişlerdir. Örneğin, kutsal metinlerden seçici alıntılar yaparak ya da dini figürlerin otoritesini arkasına alarak toplumun belirli bir düşünceye ya da davranışa yönelmesi sağlanmıştır. Bu süreçte, bireylerin özgür düşünmesi yerine, tek doğru yol algısı aşılanarak farklı görüşlerin bastırılması kolaylaşmıştır. Böylece din, yalnızca manevi bir rehber değil, aynı zamanda güçlü bir sosyal kontrol mekanizması hâline getirilmiştir.
Manipülasyonun en yaygın yöntemlerinden biri, korku ve umut ekseninde hareket etmektir. Cehennem, lanet, günah gibi kavramlarla insanlar üzerinde baskı kurularak itaat sağlanırken, cennet, af ve kurtuluş vaatleriyle de bağlılık güçlendirilir. Bu ikili mekanizma, insanların sorgulamadan uzaklaşmasına ve lidere ya da gruba kayıtsız şartsız bağlanmasına yol açar. Ayrıca düşman yaratma stratejisiyle biz ve onlar ayrımı inşa edilerek iç dayanışma güçlendirilirken dışarıya karşı nefret ve saldırganlık meşrulaştırılır. Bu yöntem özellikle savaş dönemlerinde veya siyasi kargaşalarda sıkça kullanılmıştır.
Tarihsel süreçte kiliselerin endüljans satışları, Haçlı Seferleri, farklı dönemlerdeki tarikat ve cemaat yapılanmaları gibi örnekler, dini manipülasyonun nasıl siyasi, ekonomik ve toplumsal çıkarlar için araçsallaştırıldığını göstermektedir. Günümüzde ise bu süreç medya, sosyal ağlar ve siyasi propaganda yoluyla daha sofistike biçimlerde sürmektedir. Din adına kurulan bazı yapılar, bağış ve ibadetleri ekonomik güç toplamak için kullanırken; siyasi aktörler de dini retorikle meşruiyet sağlamaya çalışmaktadır. Dolayısıyla dinin manipülasyon için kullanımı, geçmişten günümüze değişen araçlarla ama benzer stratejilerle devam eden güçlü bir olgudur.
Manipülasyonun en yaygın yöntemlerinden biri, korku ve umut ekseninde hareket etmektir. Cehennem, lanet, günah gibi kavramlarla insanlar üzerinde baskı kurularak itaat sağlanırken, cennet, af ve kurtuluş vaatleriyle de bağlılık güçlendirilir. Bu ikili mekanizma, insanların sorgulamadan uzaklaşmasına ve lidere ya da gruba kayıtsız şartsız bağlanmasına yol açar. Ayrıca düşman yaratma stratejisiyle biz ve onlar ayrımı inşa edilerek iç dayanışma güçlendirilirken dışarıya karşı nefret ve saldırganlık meşrulaştırılır. Bu yöntem özellikle savaş dönemlerinde veya siyasi kargaşalarda sıkça kullanılmıştır.
Tarihsel süreçte kiliselerin endüljans satışları, Haçlı Seferleri, farklı dönemlerdeki tarikat ve cemaat yapılanmaları gibi örnekler, dini manipülasyonun nasıl siyasi, ekonomik ve toplumsal çıkarlar için araçsallaştırıldığını göstermektedir. Günümüzde ise bu süreç medya, sosyal ağlar ve siyasi propaganda yoluyla daha sofistike biçimlerde sürmektedir. Din adına kurulan bazı yapılar, bağış ve ibadetleri ekonomik güç toplamak için kullanırken; siyasi aktörler de dini retorikle meşruiyet sağlamaya çalışmaktadır. Dolayısıyla dinin manipülasyon için kullanımı, geçmişten günümüze değişen araçlarla ama benzer stratejilerle devam eden güçlü bir olgudur.