Crowley hakkında

aris

Kayıtlı Üye
Katılım
3 Tem 2008
Mesajlar
660
Beğeni
132
Tanrı cinsiyet ötesidir; bu sebeple ne erkeğin nede kadının Tanrıyı tamamıyla anlaması, hatta anladığından da az oranda onu temsil edebilmesi mevzu bahis değildir. Bu yüzden erkek majisyenin, kendisinde eksik olan dişil erdemleri geliştirmesi gereklidir ve tabii ki bu görevi eril gücünü kaybetmeden yerine getirmesi lazımdır.


Crowley in yazısından bir cümle.Netten okuduğum kadarı ile çalkantılı bir hayatı var.Şiir ve edebiyat ile ilgili çalışmaları da varmış.Okuduklarımdan anlayabildiğim,öyle sıradan bir büyücü tanımlamasına uymadığı.Sıcak evlerinde ve kimselere bulaşmadan yaşayan ve toplumda iyi anılması olan kişilerin,ne kendilerine ne de topluma tekamül açıdan pek bir faydaları yoktur.Toplum ne akar,ne kokar şeklinde bu rölantide olan insanları adeta atıl duruma çıkarmıştır.

Crowley in ağır çocukluk geçirdiğini okuyoruz.Katı dinsel aile ortamı ve insan isteklerinin baskı altına alındığı ve özellikle cinsel gelişim dönemine rastlayan bir zamanda erkek lisesinde rastlaştığı davranışlar,tahmin ediyorum ki,isyanı ve aykırı yaşamı konusunda belirleyici olmuştur.Şiir ve edebiyat yönelişi,algılarının açık ve farkında oluşunun bir işaretidir.

Fizik ötesi alemin örgütlenmiş toplulukları ile yollarının çakışması noktası,hayatında önemli rol oynamıştır.Yaşadıkları ve yaşananlar arasında kurduğu bağıntının iplerini koparmak şeklinde bir isyanı söz konusu.Dahil olduğu örgütlerin sır olarak sakladığı bilgileri topluma açıklamak gayretinde,kendi kişiliğinin baskı ve otoriteye karşı çocukluğunun ve ergenliğinin etkisi dışında bir başka unsuru da görürüz.Crowley,bu isyanında reddetme yolunu değil,gerçekte reddedilen değerlerin gerçekliliğini savunmuştur.

Bu durumda Crowley in isyanı ve aykırılığı,düzenin beslendiği kaynağa ihanetini sorgulayan bir savaşa dönüşür.Dahil olduğu örgütlenmelerin sahip olduğu bilgiyi topluluklarla paylaşması,aynen ergenlikte kendisine yapılan baskılarla eşdeğerdir.Şunu demek istemektedir adeta.Bunu biliyorsunuz ve toplumdan gizliyorsunuz,ve diğerlerinin de hakkı olan mirasa sahipleniyor ve kendiniz için kullanıyorsunuz.Böylece düzen içinde düzen kurmak şeklinde adeta bir rahipler sınıfı oluşturarak imtiyazlı sınıf meydana getiriyorsunuz.Oysa Crowley katı dinsel aile ortamında büyümüştür.Okulda da okul idaresinin katı tutumlarıyla karşılaşmıştır.Ve her türlü otoritenin işleyişin düzeninden ayrı kural koymasına karşıdır.

Dahil olduğu cemiyetlerin sırlarını topluma açıklamak eylemini ben bu dürtüye dayandırıyorum.Üstelik Crowley kendisi de üretmiştir.Yani sırları adeta bir muhbir gibi kopya bilgisinde sunmamış,kendi çalışmalarını ve emeğini de örmüştür.

Bilgi kişiyi çarpar.Crowley in hayatında bu çarpmanın travmalarını,aynen ergenlik döneminde çarpışı gibi çarptığını görmekteyiz.Yazılanlara bakarsak ve eğer doğru iseler,sınırlarda arayışlarda olan bir Crowley görmekteyiz.Bal tutan parmağını yalar örneği gibi,cemiyet sırlarına vakıf olan Crowley,bu sırların bilgisini abartı diyebileceğimiz bir yaşantı ile kendisinde örneklemiştir.Doğanın temel prensibi eril ve dişil enerjilerin kullanımı konusunda sarsıcı deneyimleri olduğu ima edilen Crowley in,yine de ifade anlamında gerçekle bağıntısı yitirmediğini görürüz,yukarıdaki alıntıda yazdığı gibi.

Bu durumda Crowley in yazdıklarının dahil olduğu cemiyetin bilgileri mi,yoksa kendi hayatının ensanteleri mi olduğu konusunda çelişkiye düşebiliriz.En sağlıklı çıkarım,sorunlu bir büyüme devresi geçiren Crowley in,bilgi ile tanışması sonucu,kendi ve bilgi arasında bir ayar yapmak çalışması yaşadığını söylemek olur.Yaşadıkları ve miras bilgi ile tanışması sonucu öğrendikleri Crowley de,olduğu kendini,olmak istediği kendine uyarlaması çalışmaları sürecini başlatmıştır.Kanun kitabı kendindeki ilerlemenin kendi kendine tescilidir.O da mirasa bir katkı sunmuştur kendince.

Bireylerin özel yaşamları tabi ki bizi ilgilendirmez.Ancak biliriz ki özel yaşamın genelde gözüken resmidir insan.Ve kendini iyi tanıyan,resmi gördüğünde işaretlerinden resimdekini tanır.Bedenli yaşamını sonlandırmış bir isimden söz etmek zor.Sanki bir suçlamada bulunmuş olmaktan rahatsızlık duyarım ve öyle anlaşılmasını istemem.Sadece okuduklarımdan ve bize de bıraktığı eserleri ulaştığından,kendinden bahsetmek gereğini durdum.Okusaydı sanırım rahatsız olmazdı.Kendisine selam olsun.
alıntı
 

circe

Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2008
Mesajlar
20
Beğeni
0
malesef türkçeye bi kaç kitabı çevrildi sadece
 
Üst