çok kolay bir egzersiz

  • Konbuyu başlatan angeldream
  • Başlangıç tarihi
A

angeldream

Eğer kendinizi vererek yaparsanız rahatlayacağınızı garanti ediyorum..
İlk önce insanın kendi vücudunu tanıması ve vücudundaki enerji merkezlerini bilmesi gerekiyor..Vücudumuzun sol tarafı AY KANALI olarak adlandırılıyor..Sağ taraf ise GÜNEŞ KANALIDIR..

Güneş kanalı ANALİZ, REKABET, SALDIRGANLIK... gibi erkeksi YANG nitelikleri birleştirir..Ay kanalı ise nezaket, cevap verme, uyum, sağduyu gibi dişi YİN nitelikleri birleştirir..Ve ikisi uyumlu çalışarak YİNYANG meydana getirir..

Genelde yoga ve meditasyon için en uygun zamanın gece olduğunu düşünüyorum..Tüm günün yorgunluğu ve sıkıntısını atabilmek için..Müzik, mum ve tütsü ile daha etkili oluyor..
İlk önce kırmızı bölge ile başlıyoruz..Kök yani..Bu bölgede iken SAF VE MASUM OLMAK İSTEDİĞİMİ SÖYLÜYORUZ , kendimize..
ikinci çakra ise ..Yaratıcılık için gerekli enerji buradan sağlanır..İÇİMİZDEKİ DOĞAL YARATICILIĞI UYANDIRMAK İSTEDİĞİMİZİ söylüyoruz..
Üçüncü çakra..Huzur için gerekli enerji bu bölgededir..HUZURLU VE TATMİNKAR BİR İNSAN OLDUĞUMUZU söylüyoruz..
Dördüncü çakra..Kalp ile ilgili enerjinin olduğu bölge..KORKUSUZ OLMAK istediğimizi söylüyoruz..
Beşinci çakra.. Dış dünya ile iletişim enerjisinin olduğu bölge..BÜTÜNÜN BİR PARÇASI OLMAK İSTEDİĞİMİZİ ve HİÇBİRŞEY İÇİN SUÇLU OLMADIĞIMIZI söylüyoruz...
Altıncı çakra tam alnımızdaki bölge..Affetme ve edilme enerjisi bu bölgededir.. BEN KENDİM DAHİL HERKESİ AFFEDİYORUM diye söylüyoruz..
Son bölge ise beynimizdir..Pozitif düşünme enerjisi buradadır...AYDINLANMAMIZI istiyoruz...
NOT: YAPILACAKLARI KISACA ANLATTIM..EĞER VÜCUDUNUZDA AŞAĞIDAN YUKARIYA DOĞRU BU BÖLGELERE ELİNİZİ KOYARAK UYGUN İÇ CÜMLELER KULLANIRSANIZ, EN SON BEYNİNİZDE BİR RAHATLAMA HİSSEDECEKSİNİZ..HERŞEY BEYİNDE BİTİYOR ZATEN..

Her insanın içinde, dışarıdaki fiziksel dünyayı yorumlayan bir sinir ağı ve duyusal organlar mevcuttur. Aynı zamanda, içimizde, fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal varlığımızı gözeten üç kanal (nadi) ve yedi enerji merkezinin (çakra) yeraldığı gizli bir beden bulunmaktadır.

Yedi çakranın herbirinin birçok ruhani niteliği vardır. Bu nitelikler, içimizde hiç zarar görmemiş olarak yeralırlar, ve kendilerini çoğunlukla ortaya çıkarmamalarına rağmen asla yok edilemezler. Kundalini uyandığı zaman, bu nitelikler kendiliğinden ortaya çıkmaya ve yaşamımız içinde kendilerini ifade etmeye başlarlar. Böylece, düzenli meditasyon ile, otomatik olarak çok dinamik, yaratıcı, güven dolu ve aynı zamanda alçakgönüllü, sevecen ve şefkatli oluruz. Bu, Kundalini yükselmeye ve çakralarımızı beslemeye başladığı zaman kendiliğinden gelişmeye başlayan bir süreçtir.

Kök Çakra
Birinci çakra Kundalini'nin bulunduğu sakrum kemiğinin altında yeralır ve başlıca niteliği masumiyettir. Masumiyet, önyargıların ve şartlanmaların getirdiği sınırlar olmaksızın, saf ve çocuksu neşeyi deneyimlediğimiz bir niteliktir. Masumiyet bize haysiyet, denge ve son derece kuvvetli bir yön duygusu ve yaşama amacı verir. O, sadelik, saflık ve neşeden başka birşey değildir.

Masumiyet, küçük çocuklarda varolan ruhani bilgeliktir ve bazen modern yaşam tarzlarımız yüzünden bulutlanır. Ama bu nitelik sonsuza dek bizim içimizdedir ve asla yokedilemez. Masumiyet, Kundalini yükseldiği zaman, kendini saf neşe şeklinde göstermek için beklemektedir.

Sakral Çakra
İkinci çakra, yaratıcılığın, saf dikkatin ve saf bilginin çakrasıdır. Bizi ruhani ilham kaynağına bağlar ve etrafımızdaki güzellikleri deneyimlememizi sağlar. Bu çakra tarafından verilen saf bilgi akla ait değildir, fakat avuçlarımızın içinde hissedilebilen ve gizli bedenimizdeki tıkanıklıkları ortaya çıkartan Gerçek'in birebir idrakıdır. Bu çakra ayrıca saf, istikrarlı dikkatin ve konsantrasyon gücünün de merkezidir.

Fiziksel boyutta sakral Çakra karaciğer, böbrekler ve karnın alt bölümünü kontrol eder. Çok fazla düşündüğümüz zaman, bu merkezin tüm enerjisi tükenir, ve bu çakra tamamen dengeden çıktığında şeker veya kan kanseri gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.

Solar Çakra
Üçüncü çakra bize cömertlik, mutlak tatminkarlık ve menuniyet duygularını verir. Sol tarafta, bu merkezin ana niteliği huzurdur, bu çakrayı temizleyerek kişi stres ve gerginlikten kurtulur. Sağ tarafta, dikkatimizin ve konsantrasyon gücümüzün organı olan karaciğeri yönetir.

Kundalini tarafından aydınlandığında, Solar Çakra bize ruhani yükselişi, dürüstlüğü ve ruhani ahlak duygusunu, ve hayatımızın her evresinde mutlak denegeyi verir.

Void
İkinci ve Üçüncü çakrayı çevreleyen Void içimizdeki efendilik ilkelerini ortaya çıkarır. Birçok ruhani öğretilerde bu bölge, ruhani bir rehberin yardımıyla geçilmesi gereken "yanılsamalar okyanusu"olarak anlatılır. Kundalini uyandırıldığında ve Void'dan geçtiğinde, bu efendilik ilkesi içimize yerleştirilir. Böylece, siz, tüm sorunlarınızı parmaklarınızda hissettiğiniz ve kendi Kundalini'nizi kullanarak bütün bu sorunları iyileştirme gücüne sahip olduğunuz için, kendi kendinizin gurusu, kendi kendinizin ruhani rehberi olursunuz. Bunun da ötesinde, bu merkezi içimizde yerleştirmek, bütün alışkanlıklarımızdan, tembelliğimizden, bağımlılıklarımızdan ve bizi bir şekilde köleleştiren herşeyden kurtulmamızı sağlar: kendi kendimizin efendisi oluruz. Sadece güç elde etmekle veya cüzdanınızla ilgilenen yanlış "guruları" takip etmek, Void bölgesini derinden tahrip edebilir. Fakat Aydınlanmadan sonra, meditasyonla, Kundalini'nin saflaştırma gücü sayesinde herşey iyileştirilebilir.

Kalp Çakra
Dördüncü çakra, kalbin çakrasıdır ve burası, bütün hareketlerimize şahitlik eden, içimizde gizlenmiş bir elmas gibi parlayan, ezeli ve ebediyyen saf olan ve hiçbirşey tarafından bozulmayan gerçek Kendi'mizin, Ruh'umuzun bulunduğu yerdir. Aydınlanmadan sonra, dikkatimiz ilk defa olarak Ruhumuzla iletişime girer ve biz böylece Ruhumuzun idrakına varırız. Egomuz ve şartlanmalarımızla oluşmuş olan tüm yanlış kimliklerimiz yokolur ve biz gerçek doğamız olan Ruhumuzla ödeşleşmeye başlarız.

Fiziksel boyutta, bu çakra kalbimiz ve akciğerlerimizi kontrol eder. Eğer bozulmuşsa astım veya kalple ilgili çeşitli rahatsızlıklar meydana gelebilir.

Şefkat ve sevgi kalbimiz aracılığı ile ortaya çıkar, ve aynı zamanda bize sorumluluk duygusu ve başkalarına karşı temiz davranışlar verir. Kalp Çakra orta bölgede (göğüs kemiği bölgesinde) mutlak güvenlik ve inanç duygusu verir. Bütün endişelerimiz, şüphelerimiz ve korkularımız, Kalp Çakrası Kundalini tarafından tamamen aydınlandığında sona erer.

Boğaz Çakra
Beşinci çakra, diplomasinin, başkalarıyla saf ilişkilerin ve neşe veren bağımsızlığın çakrasıdır. Kundalini tarafından açıldığı zaman, bütün suçluluk duygularımız ve vicdan azabımız yokolur ve şefkat dolu bir sese sahip oluruz. Başkalarına hükmetmek eğilimimiz veya başkaları tarafından hükmedilme duygusu, büyüklük veya küçüklük duygusu ve tüm kıskançlıklar, bu çakra Kundalini tarafından beslendiği zaman ortadan kalkar. Ayrıca, bu çakra, bizi bütüne bağlayan, bir olduğumuz ve bütünün bir parçası olduğumuz gerçeğini hissetmemizi sağlayan çakradır.

Alın Çakra
Altıncı çakra affediciliğin ve şefkatin çakrasıdır. Affedicilik, öfkeyi, nefreti ve küskünlüğü ortadan kaldıran ve alçakgönüllülük içinde, Ruhun soyluluğunu ve cömertliliğini keşfeden güçtür. Bütün egomuz, şartlanmalarımız, alışkanlıklarımız, ırkçılık fikrimiz ve tüm yanlış kimliklerimiz affediciliğin içinde eriyip yokolur. Bilincimizin yedinci çakra olan son durağa yükselmesi için yolu açan dar bir köprüdür Alın Çakra.

Fıldır fıldır dönen gözler, saf olmayan şeylere bakmak veya benmerkezcilik bu merkeze hasar verir. Gökyüzüne, toprağa veya doğaya bakmak ise onu temizlemeye yardımcı olur.

Taç Çakra

Yedinci çakra bütün çakraları tüm nitelikleri ile birlikte içinde barındırır. İnsanın idrakının evrimindeki son kilometretaşıdır. Bugün, biz, bu çakraya tekabül eden konumdayız ve sınırlı aklımız ve kavramlarımızın ötesinde olan ve Sahasrara konumunda mutlağa dönüşen bu yeni idrak sahasına kolayca girebilme yeteneğine bilincimiz artık sahiptir. Bu çakra bize, merkezi sinir sistemimiz hakkında Gerçek'in kesin ve mutlak idrakını verir.

Üç enerji kanalıyla ilgili kısa bir açıklama: Sol kanal (mavi) geçmişimizin, duygularımızın, arzularımızın, hissiyatımızın kanalıdır. Bu kanalın sonu, tüm hatıralarımızın, alışkanlıklarımızın ve şartlanmalarımızın depolandığı süperego ile biter. Sağ kanal (sarı) hareketlerimizin ve planlarımızın, fiziksel ve zihinsel davranışlarımızın kanalıdır. Bu kanalın sonu, bize ben-lik fikrini, kendimizin bu dünyadan ayrı olduğumuz duygusunu veren ego ile biter. Orta kanal yükseliş kanalıdır, evrimimizi besleyen ve bize, bilinçlice veya bilinçsizce, Sahasrara'nın (yedinci çakra) daha yüksek idrakına doğru rehberlik eden güçtür.

Aydınlanmanın ve çakraların hassas niteliklerinin ve kanalların işleyişi burada anlatılamayacak kadar geniş bir konudur. Bunlar, zihinsel düzeyde öğrenilmesi gereken değil, aynı zamanda doğrudan doğruya deneyimlenmesi gereken bir öğretinin sadece bir bölümünü oluşturmaktadırlar.

Alıntı
 

DreaMLife

Kayıtlı Üye
Katılım
17 Kas 2008
Mesajlar
74
Tepkime puanı
8
çok güzel bir meditasyon gerçekten çok basitmiş en ihtiyacım olan şey korkularımdan ve beynimdeki negatiflerden arınmak. Ancak Osho 'nun Yaratıcılık adlı kitabında meditasyonun bu gibi durumları bastırdığına ilişkin bir açıklama vardı. Bastırılmış duygular daha yoğun şekilde ortaya çıkar salıvermek gerektiği yazmakta bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 

osho

Kayıtlı Üye
Katılım
20 Ara 2008
Mesajlar
105
Tepkime puanı
23
Konum
İstanbul
İş
müzisyen/öğrenci
Osho'nun bahsettiği şeyi şu şekilde anlatayım.Çoğu insan hayatı boyunca birkez bile kendi kendiyle başbaşa kalmamıştır.Çoğu insan kendiyle yüzleşmekten korktuğundan dolayı çoğu zaman yalnız başına kaldığında bile kendi kendine sürekli konuşur ki kendi ve aklındaki düşüncelerle başbaşa kalmasın.İşte Osho'nun bahsettiği bu insanın ne kadar fazla korkuları varsa sorunları varsa yüzleşmekten korktuğu ne kadar çok şey varsa meditasyon "ilk başta" onun için inanılmaz bir işkencedir.Meditasyondan en çok kaçınan insan türü budur.çünkü yalnız kalırsın sessizlik vardır ve iç sesinle başbaşa kalırsın bu da bazı insanlar için inanılmaz korkunçtur.Bu tabi ilk başta böyledir.Yüzleşmeyi öğrendikten sonra ilk adım onlarla yaşamaya alışmak ve sonrasında da onlarla yaşamak zorunda olmadığını anlamak...Bu yüzden meditasyondan vazgeçmeyin....Meditasyondaki konsantrasyon olayı insanları soğutuyor,korkutuyor,birkaç gün sonra umarım siteye farklı meditasyon teknikleri yazıcam Osho'nun anlayışıyla meditasyon...konsantre olmak diye birşey yok bu meditasyonda...
 

matthew

Kayıtlı Üye
Katılım
2 Ocak 2009
Mesajlar
41
Tepkime puanı
1
hmm çok güsel bir paylaşım olmuş
denicem
teşekkürler
 
Üst