Cinler, Şeytanlar ve Uzaylılar

Blacklight0044

Kayıtlı Üye
Öbür tarafın en gizemli ve en karmaşık konularından biri varlıklar. İnsanoğlunun varoluşundan beri görünmeyen varlıklar, hep insan ile temas içinde olmuştur. Teması kim başlatıyor bunu bilemiyoruz ama mitolojiye ve inançlara baktığımız zaman görünmeyen varlıkların insanlarla ilişkisi hep olmuştur. Kuran'da bu varlıklar herhangi bir sınıfa ayrılmadan direk olarak cin diye hitap edilmiştir, yani görünmeyen varlıklar. Bu işle uğraşan insanlar ise onlara farklı şekillerde hitap etmiştir. Daha inançlı insanlar öbür taraftan varlıkların çoğunu şeytan olarak sınıflarındırmış, direk teması günah olarak saymıştır. Zamanında bazı insanlar bu varlıklara tanrı olarak görüp tapmıştır. Hatta günümüze yaklaştıkça spiritüel kesim bu varlıklardan önemli bilgiler almıştır, oranın kanunlarını ve evrenin işleyişini varlıklar onlara ifşa etmiştir, iddiaları böyledir. Kimileri ise bu varlıkların komple ölen insanların ruhu olabileciğini söylemiştir. Yani gördüğünüz üzere kimse net bir bilgiye sahip değil, ama biz analiz, akıl ve vicdan ile bazı yerlere varabiliriz. Temasları incelediğimizde bu varlıkların çok çeşitolduğunu görebiliriz. İyisi, kötüsü, bilgesi, bilgelik taslamayı seveni, tapınmayı seveni, kibirlisi, kıskancı, inançlısı, inançsızı yani böyle say say bitmez, insanlar gibi çeşit çeşitdir. Bu benim bir fikrim olmakla birlikte, araştırıp, incelerseniz siz de bu yargıya katılacaksınızdır. Peki nasıl bu varlıklara güvenebiliriz, ne yapmamız gerekiyor, onlarla temasa geçmeli miyiz. Benim fikrim şudur, orayı ne görebiliyoruz, ne inceleyebiliyoruz. O yüzden her türlü temasa, varlığa şüphe ile yaklaşmak gerek. Spiritüelizmden gidersek Allan Kardec ve Bedri Ruhselman benim aklıma gelen ilk isimlerdir. Bunlar medyum vasıtası ile ileri, rehber varlıklardan aldıkları bilgileri insanlığa sunmuşlardır. Ruhların Kitabı ve İlahi Nizam ve Kainat bakabilirsiniz. Bu kitapların içinde öbür tarafın sistemi ve mekanizmaları ile ilgili inanılmaz bilgiler vardır, yani dersiniz bunu bir insan, hele ki o dönem, yazamaz. Peki bu varlıklar güvenilebilir mi, içersindeki bilgiler insanı büyüleyici cinsten ve iyi, vicdanı öğütleyen cinsten. Ama şöyle bir çıkarım yapabiliriz. Bir insan çok iyi fizik, biyoloji, matematik bilebilir veyahut maji bilebilir, bu onu bilge, vicdanlı, ahlaklı yapmaz. O kişi insanlara bilgileri öğretirken, asıl motivasyonu alkışlanmak, takdir görmek, egosunu okşamak olabili veya gerçekten insanlara bir şey öğretmek de isteyebilir. Amacını net olarak bilemeyiz. Aynı durum varlıklar için de geçerlidir. O varlıklar gerçekten oranın kanunlarını çözmüş olabilirler, ki öyle duruyor, sürekli sevgiden, ahlaktan bahsediyorlar ama kitapta bunu yansıtmıyorlar. Yani bunu biliyorlar evren sevgi üzerine, ama onu hissedemiyorlar gibi. İlahi nizam ve Kainat için konuşuyorum özellikle. Kitabı okuyan varsa, kitabın dilinin çok sistematik ve soğuk olduğunu görebilir. Ve yaratıcdan bahsederken asli prensib, her şeyin başlangıç nedeni gibi daha sitematik ifadeler kullanılıyor. Semavi dinlerde bize yaratıcı ağırlıklı olarak bu şekil değil daha vicdan, affetme, şefkat olarak anlatıldı, tabiri caizse insanın anlayacağı dilden. İki kitapta ikisnden bahsediyor ama birinden duygular odaklı, birinde ise daha akıl odaklı. Yani varlıkların oranın kanunlarını çok iyi bilmesi onları bilge varlıklar yapmaz, tıpkı burada birinin çok iyi fizik bilmesinin onun bilge yapmayacağı gibi. Onlar da kendi tabirleriyle asli prensibi anlamaya, anlamlandırmaya çalışan varlıklardır. Spiritüel kaynaklardaki varlıklardan bahsediyorum şu an için. Hatta bir kitap vardı, yine türk bir spiritüalistten, ismini hatırlamıyorum kusura bakmayın, ama ordaki celsedeki varlıklar, her seans sonu operatörlere bir soru soruyor ve bir sonraki seans bu soruyu cevaplayıp gelmelerini istiyor. Bir nevi ödev veriyor, öğretmenlik hoşlarına gidiyor anlayacağınız. Yani bundan bahsediyorum, onların da insanlar gibi farklı yönleri vardır. Demon ve tanrılar diye adlandırılan varlıklar, hatta kendilerini uzaylı olarak tanıtan varlıklar da aynı kefeye konabilir. Hiçbiri yaratılışın özünü tam olarak kavrayamaz çünkü yaratılmışlardır. Ancak insanın bilmediği, algılayamadağı şeyleri onlara söyleyebilirler, aynı şekil belki onların algılayamadığı insanların daha iyi algıladığı şeyler vardır, duygular gibi, tam olarak bilemeyiz. Bir belgesel izlemiştim, bir kız uzaylılar ile temas kurduğundan bahsediyordu ve teması mum ile başlatıyordu, çok garibime gitmişti. Uzaylı diyince aklımıza ileri teknoloji gelir, ancak kız bir ritüel yaparmış gibi mum ile onlarla temasa geçiyordu. Benim size tavsiyem, hiçbir varlığa tam olarak güvenmeyin. Çünkü onlar da yaratılmıştır, onlarında zaafları, idrakince anlayamayacağı şeyler vardır. Kimi varlık bilgelik taslamayı sever. İnanılmaz bilgiler verir orası ile ilgili ve tek kazancı hayranlıktır. Kimi ise tapınmayı sevebilir. Kimi ise sadece öğretmek ister, bilgi vermek hoşuna gider. Kimi de oynamayı sever, insanları hayrete düşermeyi, korkutmayı sever. Bu onların seviyesi ile de alakalı olaibilir, göremediğimiz için net bir sınıflandırma yapmak mümkün değildir. Ki insanoğlu zaten kendi çoğrafyasına ve yaşantısına göre sınıflandırarak, ne kadar kötü ve karmaşık bir sınıflandırma yaptığının farkındasınızdır. Periler, cinler, elemanteller, tanrılar, uzaylılar, hayaletler, şeytanlar, demonlar. Böyle sınıflandırma yapmak için her seferinde tutarlı ve sabit deneyimler yaşanması gerek. Ama her temas kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Aynı yerde farklı varlıklar gelebiliyorken. Başka yerlerde aynı varlıklar gelebiliyor. Bir varlık ismi veya sembolü ile çağrılınca kişiden kişiye farklı karakter ve davranışlar sergileyebiliyor. Bir varlık bir kaç seans iyiyken, diğer seans kötü, yalancı, alaycı bir varlık olabiliyor, dönüşebiliyor. Bu varlık rol mü yapıyordu yoksa, başka bir varlık mı yerine geçti bu tarz şeyler maalesef insanoğlu tarafından kesin olarak tespit edilebiliyor. O yüzden net bir sınıflandırma yapmak, öbür taraf ile ilgili net bir yargıya varmak, kaanatimce mümkün değildir.
 
Geri
Üst