Allaha eskisi gibi yakın olamamak

zeynepsu98

Kayıtlı Üye
siz hiç böyle bi evreden geçtiniz mi sanki terk edilmişim gibi dertlerimi hüznümü sevincimi paylaşabildiğim tek kapı yüzüme kapanmış gibi kendi kendime küsüyorum ona sonra çocuk gibi yine barışıyorum bilmiyorum ağlamak istiyorum beni neden bıraktın diye siz böyle bi evreden geçtiniz mi geçtiyseniz tekrardan onu nasıl kalbinizde hissettiniz ben artık hissedemiyorum bunu yazarken bile ağlayasım geliyor
 
daha öncede bu evreden geçtim şimdi de geçiyorum bazen ağlıyorum yalnız olduğumu hissedip bir ara 1 ay kadar heveslendim tekrar fakat yine olmadı yalnız hissediyorum bazen varlığını sorguluyorum artık bir nevi küs gibi bir şey oldu hayattım da
 
Valla en son kafir olıyım diye dua ettim kafam rahat.Yeterince düzgün bir şekilde yolda başarım var.Bir şekilde diğer tarafta oranın olayını çözerim.Fazla karmaşık ve benzer bilgi birikimi oluyor.Gereksiz sorumluluktan kurtuluyorsun.Camiye gittin bahçesinde esrar içiyorlar gelme diyen olmuyor.
 
Yaradanın varlığına dair ve ne yapmaya çalıştığına dair aklınızı zorladığınızda bazen kendinize kapı açabiliyorsunuz. Tabi bu sadece anlamakla olur. Herkes bu evreden geçer. İnsanlar artık psikolojikmen bitme noktasında olduğundan dolayı sıkıntılara gögüs geremeyecek konuma geldi. Bu da çeşitli isyanı veya farklı kırgınlıkları tetikliyor. Bunların üstesinden gelmek yerine derinine indiği vakit sorunlar peşpeşe geliyor. Önce yalnızlık ve boşluk hissiyatı doğuyor daha sonra sırasıyla çoğu şey anlamını yitirmeye başlıyor. İnsan bana göre inanan bir varlık yani neye olursa olsun mutlaka bir konuya veya duruma inanması gerekir. Çünkü bazı boşluklar sadece böyle doluyor. Olmadığı takdirde boşlukla karşı karşıya kalıyor ve daha sonra depresyona giriyor.
 
siz hiç böyle bi evreden geçtiniz mi sanki terk edilmişim gibi dertlerimi hüznümü sevincimi paylaşabildiğim tek kapı yüzüme kapanmış gibi kendi kendime küsüyorum ona sonra çocuk gibi yine barışıyorum bilmiyorum ağlamak istiyorum beni neden bıraktın diye siz böyle bi evreden geçtiniz mi geçtiyseniz tekrardan onu nasıl kalbinizde hissettiniz ben artık hissedemiyorum bunu yazarken bile ağlayasım geliyor
son 10 yıldır her gün... her saat.. her dakika...
 
Soracaksın kendine, "önceden bana hangi esmalar tecelli ediyordu, bu esmaları nasıl okudum, nasıl kullandım, değerlendirdim? Bolluk ve refah zamanlarımın hakkını verebildim mi? Mutluyken mutluluğumun zekatını verdim mi mesela? Başkalarını da mutlu ettim mi? Yoksa zamanın nasıl geçtiğini anlamadan, zamanın nimetlerini taktir etmeden, gaflet içinde oyalanmaya başlayıp çikolata yer gibi haz odaklı bir dopamin bağımlısına mı dönüştüm?



Mutluluk ve/ya Allaha yakınlık aynı oranda gaflet ve sarhoşluk ta getirir. Dünyaya mutlu olmaya, mutlu hissederek vakit öldürmeye gelmedik ki. Yaratılış gayesinin gizemlerini keşvetmeye geldik.


Bunu basaramayan mutlu da olamaz. Bir müddet dopamin korteksinin sıvılarını tüketir. Ama o da fizyolojik olarak deformasyona çok müsaittir. Yani hizli uyaranlarla bu merkezi erkenden tüketmek zaten teknik haramdır.
 
Soracaksın kendine, "önceden bana hangi esmalar tecelli ediyordu, bu esmaları nasıl okudum, nasıl kullandım, değerlendirdim? Bolluk ve refah zamanlarımın hakkını verebildim mi? Mutluyken mutluluğumun zekatını verdim mi mesela? Başkalarını da mutlu ettim mi? Yoksa zamanın nasıl geçtiğini anlamadan, zamanın nimetlerini taktir etmeden, gaflet içinde oyalanmaya başlayıp çikolata yer gibi haz odaklı bir dopamin bağımlısına mı dönüştüm?



Mutluluk ve/ya Allaha yakınlık aynı oranda gaflet ve sarhoşluk ta getirir. Dünyaya mutlu olmaya, mutlu hissederek vakit öldürmeye gelmedik ki. Yaratılış gayesinin gizemlerini keşvetmeye geldik.


Bunu basaramayan mutlu da olamaz. Bir müddet dopamin korteksinin sıvılarını tüketir. Ama o da fizyolojik olarak deformasyona çok müsaittir. Yani hizli uyaranlarla bu merkezi erkenden tüketmek zaten teknik haramdır.
benim yaşım daha küçük mutlu olduğum zamanlarda da çocuktum zaten hiç şükürsüz bi insan olmadım hayvanlarada bol bol yardım ettim hala ediyorum bu dediklerinizden çok bağımsız bahsettiğim şey.
 
Ritimden kaynaklandığını düşünüyorum. Bir orkestrada bas sesler, dikkat kesilmediğiniz sürece net algılanmaz. Kulak elbette tüm sesleri duyar ama zihin dediğimiz organ, dikkatimizi verdiğimiz enstrümanı ya da sesi daha tiz çıkanı öncelikli algılar. Oysa baslar boşlukları doldurur ve akış enerjisi yaratır.

Dönem dönem kapılar yüzünüze kapanmış gibi hissetseniz bile ses daima akıştadır. Göremediğiniz tek şey ; hangi boşlukları doldurduğudur..
 
Esasında yolun başında hemen herkes Allaha yakındır. Yani bir çeşit varoluşsal denge ve aşkınlık halindedir. Aykırı durumlar söz konusu olmadığı sürece insan masum doğar, fıtrat üzere doğar, otomatik ayarlarda doğar. O yüzden Çocukken ağlasa da geçer, üzülse de geçer, dünyası başına yıkılsa da bir sonraki sahnede bu duygular yerini hızla yenilenen yaşama sevincine bırakır. Extrem olayların yorumu ayrı..

Ayette "biz size sadece avans veriyoruz" der. Süre tanıyoruz der. O süre dolduğunda, amel defterin açıldığında Gerisini ya kendiniz getireceksiniz ya da bir noktada size verdiğimiz avansı (doğuştan gelen yaşama sevincini) hızla tüketerek destekten kesileceksiniz demeye getirir.

Bu da zaten avam statüsündeki insanların neden eski zamanlarını, gençliğini, çocukluğunu özlemle hatırladığını, bir daha öyle hissedemediğini ortaya koyan bir delildir. Çünkü dünyaya avans alarak geldin. Tabiri caizse torpille geldin. Sermayeni nasıl yönettiğine göre de ya bir noktada anlamsızlığa sürüklendin, ya da birşeyler tat vermemeye başladı..

Bu hepimizin başına geldi ve gelmeye devam edecek. Yoksa anlam arayışına giremezdik. Anne sütünden kesilmeye benzer bu. Allahı sadece sana çocukluktan verdiği masum duygular çerçevesinde değil, sonradan kendi akli kıstaslarınla, ilminle, kalbinle, keşfinle de bulabilmen ve idrak sınırlarını genişletebilmen istendi senden.


Tabi ben konuyu açan arkadaştan bağımsız yazdım. Kendi yolculuğuma götürdü beni.
 
Geri
Üst