Aile dizimi ile ilgili 27 gerçek

yare-i yarim

Moderator
Katılım
10 Ocak 2013
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
825
İş
Sanatsal tablolar oluşturmak/Mutfak eşyaları dalında ticaret
“Dede koruk yer torunun dişi kamaşır” atasözünün anlatmak istediği gibi önceki nesillerin yaşadıkları travmalar bizi de olumsuz yönde etkiliyor. Önceki nesillerin kötü anıları bizim hayatımızda kısır döngü gibi tekrar eden kısmetsizlikler yaratıyor. Aile dizimi ise (family constellation) geçmiş nesillerin yaşadıkları travmaların, aldıkları ahların, yaşadıkları haksızlıkların yeni nesillerde görülen olumsuz etkisini ortaya çıkarıp bu negatif enerjilerden arınmayı sağlıyor. Aile dizimi ile insanların hayatlarındaki tıkanmalar, bereketsizlik, korku ve kısmetsizlik gibi sorunlar çözülebiliyor. Bu tıkanıklıklar en çok ailenin en küçüğünde daha çok görülüyor. Ailenin küçük çocuğunda görülse dahi aile dizimi genelde 16 yaş sonrasında yapılmalıdır. 16 yaş altındakilerin ise ebeveynleri önce dizim yaptırmalıdır.

constelaciones-familiares.jpgYeni nesiller olarak biz ailenin duygularını da miras alarak büyüyor, yaşıyoruz. Ailenin katman katman morfik alanları içinde bunu fark etmeden yaşıyoruz. Mesela iki kardeş miras paylaşımında adil olmadıysa hakkı yenenin çocuğunun bolluk ve bereket sorunu yaşadığı tespit edilebilir. Veya dede hırsızlık yaparsa torun hiçbir şey yapmasa da gece dişlerini gıcırdatırmış. Veya yeni bir ilişkiye başlayamayan kişinin eski sevgilisi veya eşiyle arasındaki ilişki helalleşme anlamında bitmemiş olabilir. Bunun gibi geçmiş kuşakların etkisini gördüğünüzü düşündüren belirtiler şunlar da olabilir;

ailenizde bekarlık yaygınsa,
evlenmek isteyip istemediğinizden emin değilseniz,
bereketi bulmakta zorlanıyorsanız
savaş deneyimi veya göç varsa,
intihar eğilimi varsa,
elimi attığım şeyler kuruyor diyorsanız,
tüm yaşamınız boyunca sebebini bilmediğiniz bir öfke yaşıyorsanız
satamadığınız bir mülk varsa
Aile dizimi sadece aileyi değil geçmişlerinden dolayı firmaları da etkileyen bir sistem. Yani firmaların işlerinin bir türlü olumlu gitmemesinin sebebine aile (organizasyon) dizimi ile ulaşılabilir. Üstelik aile dizimi, direkt sonuca yönelik, kısa sürede çok yollar kat ettiren etkili bir çalışmadır.

Aile dizimi Bert Hellinger’in ürettiği bir sistemdir ki 1990’larda çıktığından ikinci dünya savaşında tetik çeken Alman askerlerinin veya büyükleri işkence gören Yahudilerin yeni nesillerinin yaşadıkları travmaları nasıl çözeceklerini merak eden Almanya toplumu için ilaç gibi gelmiştir.





İşte meşhur aile dizimi ile ilgili işte bazı gerçekler;

1-Geçmişteki hiçbir travma örtbas edilmemeli, onunla yüzleşmeli. Örneğin savaş dönemlerinde yaşanan acıları, esareti, açlığı, erken ölümleri, işkenceleri, tecavüzleri, soykırımları, esirliği, sürgünleri yaşayan aile büyüklerinin yaşadıkları yaşandığı yerde kalmıyor. Ruhsal kodlarımıza işleniyor. Bizim hayatımızda anlamını çözemediğimiz kısır sorunlar yaşatıyor. Böyle konular açıldığında da ‘o zaman yokluk varmış, olur böyle şeyler’ ya da ‘savaş zamanı neler yaşanmış, geçmiş gitmiş” gibi yaklaşımlar pek gerçekçi olmuyor. Olaylar ört bas edildiğinde, gerekli dersleri almadığımızda bu travmatik sıkıntılar belli yaşlarda yeni kuşaklarda görülmeye başlıyor.


2-Psikoterapi kendi geçmişini, aile dizimi aile geçmişini inceliyor. Kendi çocukluğumuzda yaşadıklarımızın yetişkinlik hayatımızı şekillendirdiğini biliyorduk. Bu anılar psikoterapi ile çözülebiliyor. Bizim için yeni olan ise geçmiş nesillerin kötü yaşantılarının da derinliğine göre bizi yani birkaç nesli etkiliyor olması. Eğer geçmiş nesillerden travmatik bir miras aldıysak bu negatif mirastan da aile dizimiyle arınabiliyoruz. Yani

psikoterapi ile kendi kötü anılarımızdan arınabiliyoruz
aile dizimi ile önceki nesillerin bizim üzerimizdeki kötü etkilerinden arınabiliyoruz.


3-Sorununuzu psikolog bulamıyorsa aile dizimi terapistini deneyin. Freud psikoterapisi çocukluğa odaklanırken aile dizimi geçmiş nesillere odaklanır. Freudyen psikolojik terapi bir döneme önemli farkındalıklar getirse de, ailenin insan üzrindeki etkisini “iki kişi evlenirken aslında 6 kişi evlenir” gibi bir simgesel cümle ile özetlese de, psikolojik sorun çözümlerinde 0-6 yaş dönemine odaklandığından, geçmiş nesillerden gelen tıkanıklıklara bir çözüm bulamayabilir. Örneğin çocukken şiddet görmemiş kişi, psikoloğa başvurarak olayın kaynağını bulamadığından, sorunu kökünden çözümleyemez. Çünkü sorunların kökleri sadece geçmiş nesillerin etkilerinde yatmakta olabilir.


4-Yaşanan tecrübeler insanlığın dna’sına kazınıyor. Eğer aile içinde şiddet, intihar, cinayet, düşük, göç, travma gibi bir yaşantı varsa bundan aile fertlerinin hepsi, hatta etkisinin derinliği oranında gelecek kuşaklar da etkilenir. Hepimiz, ailemizin travmalarının etkilerini bazen farkında bile olmadan çocukluktan beri taşıyoruz. Bunlar yetişkin bireyin hayatında, mutluluğunda, kendi potansiyeline ulaşmasında bazı tıkanıklıklar ve engeller oluşturabiliyor. Aile dizimi ile bu tıkanıklıklar çözülüyor ve sorun, bütünün içine oturtuluyor.


5-Anadolu’da da atasözleri aile dizimini işaret ediyor. Örneğin ailenin geçmişte kötü bir şekilde ölmüş üyelerinin adlarının, “kaderi benzemesin” denilerek yeni doğan bebeklere verilmez. Dede koruk yermiş, torunun dişi kamaşırmış atasözü de buna işaret. ‘Babasına çekmiş’, ‘annesi kılıklı’ gibi terimler, anasına bak kızını al da aynı amaçla söylenir


6-Şirketlere de aile dizimi yapılabilinir. Şirkette çalışmış ve çalışan tüm insanlar, kurucular, müşteriler ve tüm ortaklar bir ortak enerji alanı oluştururlar. Aileye benzer. Firmalarda da ailede olduğu gibi herkesin kendi yerini kabul etmesi esastır. Bir düzen yoksa ekip içinde devamlı bir huzursuzluk, bir gerginlik yaşanır. Organizasyon dizimi ile ekip için huzursuzlukları çözülebilir. Ortaklık aşamasında ortaklarla ilgili olabilecek olası engelleri görmek için organizasyon dizimi kullanılabilir. Bir iş yerinin büyümesinin önündeki engeller, mekândan kaynaklanan sorunlar olup olmadığı konuları organizasyon dizimlerinde çözülebilir. Örneğin aynı mekanda değişik zamanlarda sürekli iflas yaşanmış ise, organizasyon dizimi ile o mekânda yeniden bereket enerjisinin akması sağlanabilir.

7-Geçmişle helalleşebilmek mümkün. Aile Dizimi tekniğiyle başka zamanda, mekânda ve insanların başına gelmiş olan ve etkileri kişilerin üzerinde devam eden olaylar gün yüzüne çıkmakta ve ruhsal düzeyde kişileri yöneten ve yönlendiren eğilimler çözümlenmektedir. Üstlenilen rollerden ve yönelimlerden özgürleşmek de mümkün olmaktadır.



8-Hazır değilseniz terapi almanız tavsiye edilmez. Aile Dizimi oldukça güçlü bir tekniktir. Bu teknikle alınmış ve doğru prensiplere göre uygulanmış bir seanstan sonra hayatınız aynı şekilde devam etmez. Seanstan sonraki ruh hali seanstan öncekine nazaran oldukça farklıdır. Bu nedenle kendi gerçeğine bir kez tanık olması kişiyi sonsuza dek değiştirecektir. Bu nedenle bu kadar büyük bir gerçekle yüzleşmeye hazır hissetmeyen kimselerin bu seansı alıp kendi dizimini açtırması tavsiye edilmemektedir.



9-Terapide mutsuz olabilirsiniz fakat sonrasında kuş gibi olacaksınız. Aile Dizimi seanslarında şaşkınlıktan şok olmaya kadar varan birçok tecrübe yaşanabilmektedir. Bu deneyim, o an için kişiyi mutlu yahut huzurlu hissettirmeyebilir. Ancak giderek aile sisteminde ve kişinin bilinçaltındaki dengeler yerine oturdukça denge ve huzuru artar.



10-Önümüzdeki yıl harika bir yıl olacak. Terapilerden sonraki ilk yıl içinde özgüven sorunları, öfke, soğukluk ve katılık gibi duygular yerini özgüvene ve kararlılığa; ılımlı ve uyumlu davranışlara bırakır. Böylece yaşam yeni baştan daha enerjik ve dış dünyayla barışık hale gelir. Tüm bu içsel yenilenmenin sonunda kaygılar, duygusal bozukluklar, takıntılar, maddi manevi tıkanıklıklar, başarıyla ilgili engeller ve çok çeşitli bedensel şikâyetlerden kurtulmak çoğunlukla mümkündür.



11-Ailedeki herkes rahatlayacak. Kişilerin enerjileri değiştikçe, ilişkilerde olumlu değişimler gözlenmeye başlar. Aileden tek bir kişi bile ailesi, sülalesi için aile dizimi çalışmaları yaptığında, diğer bireyler bu çalışmalardan haberdar olsun olmasın, olumlu değişimlere uğrarlar. Örneğin kardeşiyle sorunu olan birinin aile dizimini açtırdıktan sonraki akşama kardeşinin onu aradığı sürprizler yaşanabiliyor. Fiziksel hayatta aramızda bulunmayan aile büyüklerimiz bile, ölümsüz olan ruhları sayesinde, zaten çalışmaların farkındadır.




12-Başkalarının terapilerine de katılabilirsiniz. Aile Dizimi çalışmalarına ‘katılımcı’ olarak katılıp başkalarının aile dizimlerini izleyerek veya rol alarak farkındalığınızı arttırabilirsiniz. Bu muhteşem çalışma; altıncı hissinizin kuvvetlenmesine, iç sesinizin daha sık konuşur hale gelmesine, meleklerinizin sizi daha çok koruyup, rehberlerinizden daha çok yardım almanıza yol açabilir.



13-Yaşadığımız sorunların temelleri kardeşlerimizden geliyor olabilir. Yaşama sevinci olmayan, sürekli suçluluk duygusuyla yaşayan bir kişi, bunların nedeninin, kürtajla alınmış ya da doğumundan kısa süre sonra ya da bebekken ölen kardeşi yüzünden olabileceğini aile dizimi çalışmasıyla anlayıp, şifa bulabilir. ‘Kardeşim yaşayamamıştı, ben de ölmeliyim, yaşayarak O’na haksızlık yapıyorum, benim de yaşamam lazım’ tarzındaki hisler, kişinin hayatı boyunca bilinçaltında bastırılmıştır. Kardeşinin temsilcisiyle (ki o kişi o anda gerçekten kardeşinin enerjisi ile doluyor) yaptığı konuşma, göz göze bakış, kucaklaşma ile çözülmeler yaşanmaya başlanır. Kardeşine ya da yukarıdaki diğer örneklerde, anneannesi ya da atalarına kalbinde sevgiyle yer verdiğinde ve onların yaşamlarına, seçimlerine, kaderlerine saygı gösterdiğinde her iki taraf da özgürleştiklerini hissederler.




14-Terapi süresi konuya göre değişebilir. En önemli aşama, kişinin bile farkında olmadığı, hatta bilmediği bu gerçeğin, enerji alanında ortaya çıkmasıdır. Eşinden dayak yediği için aile dizimi yaptıran bir kişinin, bu olayı anneannesinden üstlendiği ortaya çıkmasıyla çalışma zaten neredeyse sonlanmıştır. Bir dizimleme yaklaşık 45 dakika sürer, 20 dakika ya da 2,5 saat dizimlemeler de olabilir. Çalışmanın finali; dizimleme yapan kişinin anneannesini temsil eden kişinin önüne giderek, O’nun hayatına ve seçimlerine saygı duyduğunu dile getirerek, aldığı yükü saygıyla iade etmesidir. Büyükler de üstlenileni saygı gösterilerek geri alırken, ‘sen bizim yaptıklarımızı tekrar etmek zorunda değilsin’ derler.




15-Birçok sebebi olabilir. Köken aile ile ilgili önemli ve sistemde derin etkileri olan olaylardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
Göçler ve göç sırasında yaşanan travmalar
Erken yaşta kaybedilen ebeveynler
Erken yaşta kaybedilen kardeşler
Doğma şansı bulmamış kardeşler (düşük, kürtaj, ölü doğum)
Kayıp kişiler
Erken yaşta boşanmış anne-baba
Aile bireylerinin ağır hastalıkları
Ailede işlenmiş cinayetler yahut kurbanlar
İntihar vakaları
Haksız kazanılmış malların mirası
Aileden birileri evlatlık verilmesi
Savaşa katılıp, geri dönmemesi
Alkol kumar gibi bağımlılıklar
Zulüm etmek, zulme uğramak, tecavüz, taciz,
İlk aşklar veya evlilikler, o ilişkilerden olan çocuklar,
Evlilik dışı doğumlar, nesebi bilinmeyen hamilelikler,
Öfkeli kalmış eski sevgililer, eşler, nişanlılar



16-Sebebini bilmediğiniz maddi tıkanıklıklar yaşıyorsanız aile dizimini deneyin. Maddi durumu iyi bir aileden gelen, eğitimli bir kişinin maddi sıkıntı içinde olmasına karşılık yapılan bir aile dizimi çalışmasının sonucu şu şekilde olmuş; Görünürde bolluk içinde yaşaması gereken bu kişinin, yaklaşık yüz yıl önce savaş yüzünden topraklarını, mal varlıklarını bırakarak, hayatta kalabilmek için göçmüş bir ailenin 5. kuşak bireyi olarak, aile büyüklerine olan kuvvetli sevgi bağı ile, ‘atalarım için önemli olan köşkleri, altınları değil, hayatta kalabilmekti, yaşayabilmek için parasızlığı göze aldılar, ben de onlar gibi sıkıntı çekerek onlara olan bağımı kanıtlamalıyım, param çok olursa onlara ihanet etmiş olurum’ düşünce ve hissine bağlanmış olduğu ortaya çıktı, o çalışmaya kadar kendisi de böyle bir düşünceye bağlı yaşadığını bilmiyordu.



17-İlişkilerinizi etkileyen aile geçmişini aile dizimiyle çözebilirsiniz. Kadın ya da erkeğin kurduğu sıkı bir aşk ilişkisi hiçbir zaman tam olarak kopmuyorsa; daha sonraki evliliklerinde doğan çocuklar, geçmişteki sevgili ya da nişanlıyı temsil ediyorlar. Eğer kadının bir tek kız çocuğu olmuşsa, nişanlı veya sevgili veya ilk eşi, yani bir erkeği aile içinde kız çocuk temsil ediyor ve o çocuk hiçbir zaman tam bir kadın olamıyor. Veya tersi; oğlan çocuk babanın ilişkisini temsil ediyor ve tam bir erkek olamıyor; örneğin erken yaşta prostat sorunu çıkıyor böylece kadınlardan uzak duruyor veya çoğunluk eşcinsellikte karar kılıyor.



18-İntihar eğiliminin çözüldüğü örnekler var. Diyelim büyük babanın işlediği bir cinayetten hiç haberi olmayan torun, kurbana karşı duyulması gereken suçluluğu taşıyor ve kendi hayatını kısıtlıyor, kronik depresyon yaşıyor, hatta intihar ederek kendi haberi olmadan yaşanmış bir haksızlığı yaşamıyla ödeyebiliyor.



19-Bir çok sağlık problemi için aile dizimi faydalı olabilir. Vücudun miras aldığı ruhsal travmalar, acılar, depresyonlar bir zaman sonra vücutta sağlık problemleri oluşturabilir. Bu hastalıkların çözümünde aile dizimi çözücü olabilir.



20-Aile dizimi seanslarında negatif anılarla barışma esastır. Seanslarda size artık normal bir tepkiniz aslında babanızın bir suçluluk duygusundan kaynaklanıyor olabilir. Bu duyguya bağlı olarak davranışlarınız şekillenmiş olabilir. Sizin bununla barışmanız sizin üzerinizden yük kalkmasını sağlar




21-Çocuklar anne babaya yardım etmeyi bırakmalıdırlar. Çocuklar, özellikle küçük çocuklar anne babalarının iyiliği için her şeyi yaparlar. Aile diziminde görülür ki, ana babasından kader almaya çalışırlar. Bazen “sen hasta olacağına ben olayım daha iyi” bile derler. Fakat bu ana-babayı koruma kurtarma isteği her zaman başarısızlıkla sonuçlanır. Bu deneyim de çok acılıdır. Fakat vazgeçmezler. Çocukken ebeveynlerine yardım etme istedikleri gibi büyüdüklerinde de başkalarına yardım etmeye devam ederler. Bu ilişki hep başarısız olur. Bu mutsuzluktan dolayı 30 yıl terapiye giden var. Hayatlarını çöpe atıyorlar. İlk yapılması gereken ise ebeveynlere yardım etmeyi bırakmaktır. Anne babaya sen büyüksün ben küçüğüm demek gerekir. Bu, sisteme saygı duymaktır. Ebeveyn sistemde önce gelir. Çocuklar sonra gelir.




22-Siz veya sülaleniz unutsa veya dışlasa bile büyük aile ruhu onu unutmaz ve onu kabul edene kadar yaşatmaya devam eder. Aile sisteminde sadece ana baba değil ana babanın kardeşler ve dedeler ve nineler de yer alır. Sülaleden her hangi biri kötü hatırlanıyor ve unutulmaya çalışıyorsa ve aileden dışlanmışsa, o kişi onore edilene, anlayışla karşılanana ve aileye tekrar dahil edilene kadar aile sistemi düzensiz devam eder ve huzursuzluklar olur. Ortak bir aile bilinci vardır. Aileye gelen birey erken ölse, ölü doğsa, kürtaj olsa bile siz veya büyükleriniz silse bile aile dizimi siteminde hiçbir kayıt silinmez. Kişiler ailede yok sayılamaz. Eğer bir kişi bir ailede unutuldu veya dışlandıysa o dışlanan kişiyi ailenin en küçükleri daha sonraki kuşaklarda tamamen bilinçsiz bir şekilde temsil etmeye çalışır ve o kişinin kaderi tekrar eder. Örneğin dedelerden biri öfkeli ve huysuzsa ve suç işlemişse, onu tüm aile unutmak istemişse de torunlardan biri yine aynı öfke ve huysuzlukla davranabilir ve suç işlemeye yatkın olabilir. Torunu kendi haline bıraksan belki hiç bu eğilimleri olmayacak fakat aile etkisinden dolayı bu kötü eğilimlere sahip olabilir.




23-Eski eşlerinizden helalleşerek ayrılın, etkisini çocuğunuzda görebilirsiniz. Diyelim ki bir çift kötü ayrıldı, birbiri hakkında kötü konuşuyorlar veya ah ediyorlar. Bu yeni bir ilişkiye başlamayı zorlaştırır. Diyelim ki ilk eşiyle helalleşmeyen adam başkasıyla evlendi. Çocuğu oldu. Çocuk aslında bilinçsiz şekilde kendisi de anlamadığı bir sebeple babanın helalleşmeden ayrıldığı ilk eşini bazı noktalarda temsil etmeye başlar. İlk eşi gibi hissetmeye başlar. Artık annesine rakip hisseder ve çocuk, çocuk olamaz, kendi kaderini yaşayamaz. Kabul edilmeyen saygı duyulmayan insan aile dizimini bozar. Adam ilk eşini kabul etmeli, sen benim ilk eşimsin ve bana katkılarını saygıyla karşılıyorum ve kabul ediyorum diyebilmelidir. Benim yeni eşime sen de saygı duy demelidir. Bu şekilde artık çocuğu ilk karısını temsil etmek zorunda kalmaz




24-Ailede kimseyi yok sayamazsınız. Herkesi kabul etmelisiniz. Ailede herkesin yeri vardır, ailenin bir parçasıdır ve ona aittir. Hiç kimse öylesine dışlanamaz veya unutulamaz. Örneğin bir anne düşük yaptı, ikinciyi doğurduysa doğan çocuğa ikinci çocuk olarak bakmak gerek. İlk çocuğun düşük olması anısı aileye acı gelebilir, unutmuş olabilirler, doğan çocuğa bundan bahsetmemiş olabilirler. Fakat ilk çocuk öylesine unutulamaz. Ailede bu unutma veya üstünü bastırma kafa karışıklığı yaratır ve ikinci çocuğun üzerine yük bindirir, depresyona yatkınlık yaratır, görünmez hissettirebilir. İlk çocuğun hislerini ailenin çoğunlukla en küçük çocuğu taşır. Aile, bu şekilde dizilimini kaybeder. Bu düzensizlik nesiller boyu sürebilir. Ailede herkese doğru yerini vermek gerekir.




25-Aile diziminde düzensizlik olanlar hislerine çoğunluklara kendilerini kapatırlar. Doğduğumuzda her şeyi hissederek başlarız. Küçükken düşünmek, kavramak ve mantık kurmaya yeterince sahip değiliz. Yaptığımız sadece hissetmek. Büyüdükçe ve mantık geliştirdikçe geçmiş nesillerden gelen kalbimizdeki ağırlığı ve huzursuz duyguları hissetmemek için kötü duygular üzerinde kontrol sağlama isteği oluşur. Çünkü başka yolu yoktur. Kalbimizdeki ağırlığın ne olduğunu çevremizde kimse bilmez veya söylemez. Büyüdükçe rahatsız eden korku, huzursuzluk gibi acılı duyguları hissetmemek için kalbimizi kapatır hislerimizi en aza indiririz. Bu da diğer iyi duyguları da hissetmemizi engeller. Kalbimiz bu sebepten bilinçsizce kapanır ve duygularımıza uzaklaşırız. Hissetmek istemediğimiz, aslında bizim bile olmayan bu korkular ve kötü duygulardan kaçmak için katılaşırız, kendimizi izole ederiz. Aşkı, sevgiyi, heyecanı çok az yaşarız. Umudumuzu yitiririz. Tüm korkuları hissetmemek için kalbimizi kapatır sadece düşünmeye başlarız. İyi bir düşünür oluruz. Sol beynimiz çok aktif çalışır. Bu ilk başta kalpteki ağırlıktan kaçmak için genç bireylere iyi gelir. Fakat bununla başa çıkma beceriniz, asla kalbinizi iyileştirmez. Tüm bu duygular bilinçaltına itildikçe vücut hastalık bile geliştirmeye başlar.




26-Aile diziminde düzensizlik olanlar eşlerini kendine uygun olanlardan seçmezler. Bireyler evlenirler. Eşlerini kendilerine uygun olanlardan değil, bilinçaltına ittikleri hislerle baş etme yollarına uygun olarak seçerler. Yani kendini hislerine kapatmışsa, aynı kalbi kapalı insanı kendine eş seçer. Aile dizimi ile kalbinizdeki ağır yükten kurtulduğunuzda hafifler ve kendiniz olmaya başlarsınız. Kendinize doğru kişileri çekerisiniz. Kalbinizdeki yük her nesle aktarıldığında daha da büyüyerek yeni nesile geçer. Yani kalbinizdeki yük ne kadar geçmiş nesillerden gelirse o kadar büyüktür. Bu da yeni neslin taşımasını her defasında biraz daha güçleştirir.




27-Kalbinizdeki sizi hissizleştiren yüklerden kurtulmak aile dizimi ile çok kolay. Temizlemek çok zor gelebilir fakat aile dizimi ile bu aslında çok zor değildir. Sonuç olarak ebeveynlerimize ait olanları onlara verdiğimizde kalbinizde bir aydınlanma olur. Kalbiniz açık olur tüm hislere açık olursunuz. Ağlamaktan korkmazsınız.




Sonuç olarak; kişi anneannesine bağlılığını eşinden dayak yiyerek, atalarına bağlılığını maddi sıkıntı çekerek, doğmamış ya da erken ölmüş kardeşine bağlılığını intihar teşebbüsleriyle kanıtlamak zorunda değildir. Tam aksine, onları ve olanları olduğu gibi kabul edip saygı göstererek zaten onlara bağlı olduğunu gösterir ve sorumluluk ve yüklerden arınmaya, özgürleşmeye başlar. Aile dizimi ile geçmiş yüklerden arınarak kendi gerçeğine ulaşabilirsiniz.
 

Teyla

Kayıtlı Üye
Katılım
15 Haz 2017
Mesajlar
70
Tepkime puanı
31
Yazi cok doyurucu fakat merak ettigim bir husus var.Evlatlik verilmis olan bir kisi eger ailesini bilmiyorsa bu calisma zora girmez mi? Sonucta biyolojik ailenin bilgilerine sahip olmuyor?
 

cathrine

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
286
Tepkime puanı
239
@yare-i yarim Bu aile dizilimiyle ilgili çok yazılar yayınlanmaya çok kitaplar çıkmaya başladı...Herkes kendi sülalesine ait dna'yı taşıdığı için benzerliklerin yaşanması normaldir...Ama bilimsel kanıtları olsa bile her bilgiyi sorgulamadan kabul edemiyorum...Bu seansları yapanlar nasıl bir eğitim alıyorlar?Onların bizlerden nasıl bir farkı var?Herşeyin çözümü hep bir seans almakla olmamalı...Ayrıca aileleriyle,sülaleriyle hiç görüşmedikleri halde işleri çok yolunda giden bazı ünlü insanlar biliyoruz...Yani bunun duygusal yükünü taşıyorlardır ama maddiyata ya da maneviyatlarına çok büyük etkisi oluyor mu sizce?Bu aile diziliminden birine bahsedecek olduğumuzda dalga geçen insanların hayatları hep de istedikleri gibi...Annesi ev hanımı,babası işsiz olan bir kişi de bunu hırs yapıp doktor,mühendis olabiliyor...Her şey aile dizilimi ya da dna değil arkadaşlar...Bu konuyla da çok ilgili olduğumu belirteyim...Sadece her insanın deneyimi kendine özeldir.Çocukluğumuzdan beri yaşadıklarımız ya da ailemizden dinlediğimiz hikayelerle uyarılmış olup belki de tedbirimizi almayı başarıyoruzdur...''İstisnalar kaideyi bozmaz''diyorsanız ben istisnaları da değerlendirmeyi doğru bulanlardanım...Yaşadığımız çevrenin de dna kadar etkili olduğunu savunan başka görüşler var...Körü körüne inanmaktan hoşlanmadığım için bu kadar yazdım..Son zamanlarda bilimsel bilgileri öğretilerle karıştırmaya başladık...Bunu meslek haline getirenler ve insanları sömürmeye çalışanlar var ve ben buna katlanamıyorum...Duyduklarımız,okuduklarımız,izlediklerimiz bize çok cazip gelse de sorgulamadan kabul etmemeliyiz...Bir insanın hayatla bir derdi olduğunda ya çaresini bulur ya derdinden bir şey öğrenir ya da psikoloğa gidip psikolojik sorunları için destek alır...Bu seanslar ne zaman herkese açık olur,ne zaman çaresi bütün inasanlara karşılığı olmadan sunulur?O zaman şüphelenmeyiz belki bu kadar...Kişisel gelişimle ilgili bir video izliyorum...Bir sürü güzel şey anlattıktan sonra'' Eğer seansa gelirseniz daha iyi olur notu ''olmadan hiç bir videoya ya da yazıya rastlayamazsınız...Bilinça
ltı seanslarına katılanları ya da kendini kişisel gelişim kurslarına adayanları da dinledim...%90 mutlu değildi ve para tuzağı olduğunu söylüyorlardı...Somut kanıtlara ihtiyacımız var...Yazdıklarım kimsenin şahsına değildir...Lütfen hep beraber tartışmaya devam edelim bu konuları...Beyin fırtınası ve diğer arkadaşlarımızın deneyimleriyle yepyeni bilgilere de ulaşabiliriz...@yare-i yarim Bu konuyu açtığın için sana da teşekkür ederim...Umarım ilgi gösterilen bir konu olur ve hepimiz faydalanırız...Her türlü olumlu-olumsuz,iyi-kötü düşüncelerinizi yazmaktan çekinmeyiniz:)Bu platformu güzelleştiren de farklı düşünmemiz...sevgiler:)
 

düşünen ve inanan

Kayıtlı Üye
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
216
Tepkime puanı
354
Bir x kişisi sinirlendiğinde herkesi ölümle tehdit ediyor. Saman alevi gibi bir sinir kontrol sorunu var. Tabi bu tehditleri yapacak şey onda yok ama çok sinirimi bozuyor. Çocukken kardeşi denizde boğularak ölmüş yanındayken. Yazınızı okuduktan sonra bir düşündüm.
Herneyse artık. Sadece aklıma şu takıldı. Bunu deneyimleyenler var mı? Hayatımda en merak ettiğim şeylerden biri. Farkında olmadan bizi sınırlara sokan anılar veya travmaları nasıl görüyoruz senslarda?
 

cathrine

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
286
Tepkime puanı
239
Bir x kişisi sinirlendiğinde herkesi ölümle tehdit ediyor. Saman alevi gibi bir sinir kontrol sorunu var. Tabi bu tehditleri yapacak şey onda yok ama çok sinirimi bozuyor. Çocukken kardeşi denizde boğularak ölmüş yanındayken. Yazınızı okuduktan sonra bir düşündüm.
Herneyse artık. Sadece aklıma şu takıldı. Bunu deneyimleyenler var mı? Hayatımda en merak ettiğim şeylerden biri. Farkında olmadan bizi sınırlara sokan anılar veya travmaları nasıl görüyoruz
Benim de merak ettiğim sorular var seanslar dair...Yaşanan bazı anıları,kötü olayları farkında olmadan bilinçaltına ittiğimiz için;öfkelendiğimiz,nefret ettiğimiz ya da bize kötü hissettirdiğini sandığımız hiçbir şey günlük hayatımızdaki gerçek sebep değil...En ufak şeye ağlayan ya da gün içinde en küçük bir şeye sürekli sinirlenen insanların atlatamadıkları büyük travmaları olduğu için böyle davranıyorlar,onu biliyoruz...Kişinin kendisi de gerçek sebebi o kadar geriye atmış oluyor ki ,çocukluğundaki anılara kadar inilmesi gerekiyor bazen...Seanslar dışında ancak kendisiyle yüzleşmeyi başaran bir insan şifalanabilir..''Kendi kendinle yüzleşmeye'' de nereden başlanıyor bilemiyorum ama hissedilenleri yazmak ya da birisiyle paylaşmak çok büyük şifa oluyor...Bir yerden başlayıp yazmak lazım...Gerisi geliyor...Bir şey daha eklemek istiyorum:Travması olmayan insan yok ama buna tutunup,öfkesini,sevgisizliğini,kaba davranışlarını sürekli geçmişte yaşadıklarına bağlayan insanlar var...Hiç kimse bir diğerinin geçmişte yaşadığı acılarının sorumlusu değildir...Örneğin iş yerinde agresif tavırlarıyla çevresindekileri sürekli rahatsız eden insanın yaşadıklarını göz önünde bulundurmamız isteniyorsa bir yere kadar herkes anlayışlı davranabilir,daha sonra ortama uyumlanması gereken insan yıllarca aynı duygunun arkasına sığınıyor...Bu durumda çok anlayışlı davranmak da diğer insanın iyileşme sürecini uzatıyor..Eskiden olsa tam tersini söylerdim ama deneyimlerim diğer kişinin hayata adapte olabilmesi için insanlar,o kişiye olması gerektiği gibi davranmalılar kanaatimce...
 
Son düzenleme:

cathrine

Kayıtlı Üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
286
Tepkime puanı
239
Bu konuyla ilgilenen okuyucular için tavsiye edilmiş bir kitaba denk geldim...Kitabın adı:''Seninle Başlamadı''/yazarı:Mark Wolynn(Kalıtsal Aile Travmalarınıın Kim Olduğumuza Etkileri ve Sorunların Üstesinden Gelmenin Yolları)
Bu konuyla ilgili araştırmalarına devam edenler için ya da bilgi edinip aydınlanmak isteyenler için yol gösterici bir kitap olabilir...
 
Üst