Gizlimabet Fal Uygulamamıza Ulaşmak İçin İndir! Hemen Fal Baktır!
Sayfa 3/3 İlkİlk 123
30 sonuçtan 21 ile 30 arası

Konu: Eski köy hikayeleri

Paylaş
  1. #21

    Üyelik tarihi
    18.01.2010
    Mesajlar
    2.922
    Rep Puanı : 11166
    Ettiği Teşekkür
    2.118
    1.038 mesaja 2.549 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    101

    Standart

    Eski zamandan gelen bir hikaye daha anlatayım. Olay yeri bizim komşu köylerden birinde geçiyor.

    Zamanında bir kadın ve adam evleniyor. Adam, köylüler dahil çevre köylerinde sevdiği biriymiş. Gel zaman git zaman kadın hamile kalıyor. Zamanla kadının karnı şişiyor tabi doğuma da az kalıyor. Birgün adam tarlada orakla ot biçerken kan ter içinde kalmış bir vaziyette bir ses işitiyor. Yanlış duyduğunu sanıyor ve tekrar işe devam edeceği sırada ses daha şiddetli bir şekilde kulağına çalıyor. ''Çabuk koş meleke karının karnına girecek!''. Tabi adam gelen sesemi şaşırsın yoksa karısı ve çocuğu için mi endişelensin bilemiyor. Tarlayı bırakıp koşarak eve gidiyor. Eve vardığında bağırarak karısına sesleniyor ve bir yandan da soluk soluğa koşmaya devam ediyor. Bir bakıyor ki annesi çorba yapmış gelinle içmek üzereler onun dışında herşey normal görünüyor... Sesin dedikleri aklına gelince bağlantıyı kuruyor hemen kafasından ve hemen karısının dibine kadar gidip çinko tabağın içinde ki çorbayı kaşıkla karıştırıyor. Tabı annesi ve karısı tuhaf bir şekilde ne yaptığını anlamaya çalışıyor. Şaşkın bakışlar içinde çorbayı karıştırırken bir bakıyor ki çorbanın içinden uzunca bir kıl çıkıyor. Bu kılı alıyor ve kısa bir süre sonra okunmuş iğneye sararak bir yere saplıyor. Aniden meleke ortaya çıkıyor ve tabi adam korku içinde kendini geriye atıyor. Sesin haklı olduğunu anlıyor ve melekeye sen benim karımı öldürecektin diyor. Meleke çocuğunu öldüreceğini söyleyince adam çileden çıkıyor. Gel zaman git zaman adam bunu yakalamış ama serbest bırakmıyor. Meleke adama yalvarıyor beni bekleyenler var bırakta gideyim diye ama adam nuh diyor peygamber demiyor. Bayağı zaman geçiyor meleke yine çoluğum çocuğum var bırak gideyim diye yakınırken adam en sonunda insafa geliyor. Köye yakın bir çayın yanına gitmesi ve suya atlaması gerektiğini konuştuktan sonra adam toplanıyor ve dediği yere gidiyor. Gittiklerinde meleke adama dönüp diyor ki iğneyi çıkardıktan sonra kıl ve iğneyi suyun içine at. Sizin kokunuz bana sindi artık ve eğer sudan kan çıkarsa bil ki beni öldürdüler ama çıkmazsa su berrak kalırsa bil ki çoluğuma çocuğuma kavuşmuşum. Adam iğneyi çıkarıp herşeyi suya attıktan sonra bir süre bekliyor. Biraz daha bekledikten sonra bir bakıyor ki sudan habire kanlar yükseliyor.

    Yazdıklarımın hepsi büyüklerimden duyduğum köy hikayeleridir.

    Herşey sanal.

  2. #22

    Üyelik tarihi
    21.06.2014
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    121
    Rep Puanı : 105
    Ettiği Teşekkür
    39
    32 mesaja 52 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart

    Alıntı Ori Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eski zamandan gelen bir hikaye daha anlatayım. Olay yeri bizim komşu köylerden birinde geçiyor.

    Zamanında bir kadın ve adam evleniyor. Adam, köylüler dahil çevre köylerinde sevdiği biriymiş. Gel zaman git zaman kadın hamile kalıyor. Zamanla kadının karnı şişiyor tabi doğuma da az kalıyor. Birgün adam tarlada orakla ot biçerken kan ter içinde kalmış bir vaziyette bir ses işitiyor. Yanlış duyduğunu sanıyor ve tekrar işe devam edeceği sırada ses daha şiddetli bir şekilde kulağına çalıyor. ''Çabuk koş meleke karının karnına girecek!''. Tabi adam gelen sesemi şaşırsın yoksa karısı ve çocuğu için mi endişelensin bilemiyor. Tarlayı bırakıp koşarak eve gidiyor. Eve vardığında bağırarak karısına sesleniyor ve bir yandan da soluk soluğa koşmaya devam ediyor. Bir bakıyor ki annesi çorba yapmış gelinle içmek üzereler onun dışında herşey normal görünüyor... Sesin dedikleri aklına gelince bağlantıyı kuruyor hemen kafasından ve hemen karısının dibine kadar gidip çinko tabağın içinde ki çorbayı kaşıkla karıştırıyor. Tabı annesi ve karısı tuhaf bir şekilde ne yaptığını anlamaya çalışıyor. Şaşkın bakışlar içinde çorbayı karıştırırken bir bakıyor ki çorbanın içinden uzunca bir kıl çıkıyor. Bu kılı alıyor ve kısa bir süre sonra okunmuş iğneye sararak bir yere saplıyor. Aniden meleke ortaya çıkıyor ve tabi adam korku içinde kendini geriye atıyor. Sesin haklı olduğunu anlıyor ve melekeye sen benim karımı öldürecektin diyor. Meleke çocuğunu öldüreceğini söyleyince adam çileden çıkıyor. Gel zaman git zaman adam bunu yakalamış ama serbest bırakmıyor. Meleke adama yalvarıyor beni bekleyenler var bırakta gideyim diye ama adam nuh diyor peygamber demiyor. Bayağı zaman geçiyor meleke yine çoluğum çocuğum var bırak gideyim diye yakınırken adam en sonunda insafa geliyor. Köye yakın bir çayın yanına gitmesi ve suya atlaması gerektiğini konuştuktan sonra adam toplanıyor ve dediği yere gidiyor. Gittiklerinde meleke adama dönüp diyor ki iğneyi çıkardıktan sonra kıl ve iğneyi suyun içine at. Sizin kokunuz bana sindi artık ve eğer sudan kan çıkarsa bil ki beni öldürdüler ama çıkmazsa su berrak kalırsa bil ki çoluğuma çocuğuma kavuşmuşum. Adam iğneyi çıkarıp herşeyi suya attıktan sonra bir süre bekliyor. Biraz daha bekledikten sonra bir bakıyor ki sudan habire kanlar yükseliyor.

    Yazdıklarımın hepsi büyüklerimden duyduğum köy hikayeleridir.
    Aynısını başka bir yakınımdan duymuştum hikayenin ayrıntıları farklıydı ama olay aynıydı. sonunda da aynı şekilde esir alınan varlık ırmağa bırakılınca kocası tarafından öldürülüyordu. Burada meleke denilen şey yüksek olasılıkla Al karısı hep Anadolu hikayelerinde anlatılır özellikle lohusa kadınların yemeğine konup veya başka bir şekillerde içine giren sonra da ciğerini söküp yiyen şeytani bir yaratık. Hatta günümüzde de geleneksel olarak lohusaların alnına kırmızı kurdela bağlarlar veya yastığının altına demirden makas bozuk para gibi şeyler koyulur. Bunun Al karısından koruyacağına inanılır. Özellikle Al karısının en çok korktuğu şey nazar boncuğudur. Hatta eskiden köylerde geceleyin ahırdan tuhaf sesler geldiğini sabah bakıldığında atların yorgunluktan bayılmak üzere olduğu ve yelelerinin kuyruklarının örüldüğü görülürmüş. Bu al karılarına tılsımlı bir iğne batırıldığında batıran kendi isteğiyle serbest bırakana kadar al karısının o kişiye ve haneye hizmet etmek zorunda olduğu söylenir.

    Novus Ordo Seclorum

  3. Oculus Üyemize teşekkür edenler:
    teddy (07.07.2017)

  4. #23
    Pembe kuvars

    Üyelik tarihi
    23.05.2014
    Mesajlar
    1.784
    Rep Puanı : 4865
    Ettiği Teşekkür
    4.813
    1.244 mesaja 2.396 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    47

    Standart

    3 ay önce doğum yapan biri için alkarası tehlikesi yoktur artık değil mi? Zaten haftanın çoğu günü tek kalıyorum birde mabeti okuyup iyice etkileniyorum.


  5. #24

    Üyelik tarihi
    21.06.2014
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    121
    Rep Puanı : 105
    Ettiği Teşekkür
    39
    32 mesaja 52 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart

    Alıntı Selenit Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    3 ay önce doğum yapan biri için alkarası tehlikesi yoktur artık değil mi? Zaten haftanın çoğu günü tek kalıyorum birde mabeti okuyup iyice etkileniyorum.
    Ben sadece lohusalara musallat oluyor diye biliyorum.

    Benim öyküm anneannemin başından geçmiş, hani havasla ilgilenenler az çok bilir renkli gözlü sarışın çocuklara dua okuyarak fincandaki mürekkebe baktırmak yoluyla varlıklardan haber alan kişiler vardır. Tabii bu uygulama daha ayrıntılı ben özetledim burada. Küçükken anneannem üzerinden hep bu şekilde varlıklarla iletişime geçerlermiş. Koskoca yaşlı kadın zaten yalan söylemez, onun dışında uygulama ile anlattığı her şey kitaplarda yazan davetlerle birebir uyuyor. Neyse öyküye devam edersek böyle kırsal kentlerden uzak yerlerde ruhansal etkinlikler daha sık yaşanıyor musallat durumları gibi. Bir gün genç bir kız (anneannem o zamanlarda dokuz veya on yaşlarında) sığırları güderken ortalık bir yere deyim yerindeyse küçük tuvaletini yapıyor. Daha sonra kızda zaman geçtikçe tuhaf durumlar meydana geliyor. Geceleri uyuyamama kabuslar sanrılar kendine konuşmalar vs. en sonunda kızın ailesi bir hocayı çağırıyorlar. hoca olayı tam olarak anlayabilmek için anneannem üzerinden uygulamayı yapıyor. Bu uygulamanın gizli ilimler hazinesinde birkaç örneği var isteyen bakabilir ayrıntısına girmeyeceğim. Anneanneme sorduğumda çok anlatmak istemiyor benim böyle şeylerle uğraşmamı istemediği için. En sonunda fincanın içindeki mürekkepte kısa boylu cüce gibi sarıklı siyah adamlar gördüğünü söyledi. Hatta kızın durumunu da kendi deyimiyle şöyle açıkladı "Gavur perisinin üzerine işemiş" çoğunuzun anlayabileceği gibi sanırım o kız istemeden müslüman olmayan veya olumsuz enerjili bir varlığın ölümüne neden olmuş. varlıklarda bu yüzden ona musallat olmuşlar. O kızın akıbeti ne oldu tam olarak bilmiyorum ama anneannem kendi gördüğü kadarıyla musallatın son evrelerinde kişinin yataktan çıkamaz duruma geldiği bedeninde yaralar çıktığını ve ağzının yüzünün eğrildiğini söylüyordu. Anlattıkları öyle isabetliydi ki şaşırdım gerçekten. Buna benzer kısa bir olay da dedemin başından geçmiş. Gençlik zamanlarında iken elindeki baltayla yukarı tarladaki bir ceviz ağacının dallarını mı gövdesini mi ne kesmek için baltayı vurduğunda sanki baltayı kayaya vurmuş gibi olmuş ve balta elinden savrulmuş. O anda üzerine feci bir uyku ve yorgunluk çökmüş. Öyle ki evi falan bırakıp ağacın altına yatıp uyumuş. Rüyasında bir takım varlıklar ona sakın bir daha bu ağaca dokunma yoksa seni fena yaparız gibisinden tehditler edip korkutmuşlar. Hatta üstü kapalı bir şekilde geceleyin ağacın altından sesler duyduğunu da ima etti.

    Konu *nefertiti* tarafından (21.06.2017 Saat 02:07 ) değiştirilmiştir.
    Novus Ordo Seclorum

  6. 2 kişi Oculus üyemize teşekkür etti:
    oscars (13.05.2017),teddy (07.07.2017)

  7. #25

    Üyelik tarihi
    10.02.2015
    Yer
    viyana
    Mesajlar
    12
    Rep Puanı : 13
    Ettiği Teşekkür
    0
    3 mesaja 6 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    Tüyler diken diken emeklerinize saglik arkadaslar gece saat 2.39 uyurum insallah


  8. stigmata Üyemize teşekkür edenler:
    teddy (07.07.2017)

  9. #26

    Üyelik tarihi
    17.04.2016
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    73
    Rep Puanı : 83
    Ettiği Teşekkür
    127
    24 mesaja 41 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Hazır uykum kaçmışken başlık hortlatayım.
    Anne tarafım köyde yaşanan paranormal olaylar konusunda oldukça zenginmiş anlaşılan. Şu son zamanlarda onlardan pek çok hikaye duydum ama şimdilik sadece birini anlatacağım. Annemin babası annem daha altı aylıkken vefat ediyor, bunun sebebinin ise nıpgılcalar olduğu düşünülüyor. Olay tam olarak şu; bir akşam dedem eve dönerken tarladan geçen yolu değil de derenin yanından geçen yolu kullanmış (dere dediğime de bakmayın, içi taş dolu garip bir su birikintisi dedem daha doğru olur, insanın bileğine bile zor geliyor). Derenin yanından geçerken uzaktan suyun içinden bir şeyin çıktığını görüyor, yakınlaştıkça bunun çok güzel bir kız olduğunu farkediyor. Bu varlık onu farketmiyor, direkt tarlaya yöneliyor, tarlanın sonunda da bizimkilerin evi var. Dedem bir panikle peşinden koşmaya başlıyor, varlık bunu farkedince hızlanıyor ama dedem yine de onu saçından yakalıyor. Bir süre debeleniyorlar, en sonunda nıpgılca kaçıyor ama dedemin elinde bir tutam saçı kalıyor. Bu olaydan bir süre sonra da dedem o nıpgılcanın çıktığı derede ölü bulunuyor, ölüm sebebini de o nıpgılcanın saçını kopartmasına bağlıyorlar.

    May the bridges I burn light my way.

  10. Anosia Üyemize teşekkür edenler:
    Pofuduk Kartal (21.09.2017)

  11. #27

    Üyelik tarihi
    14.01.2016
    Mesajlar
    95
    Rep Puanı : 87
    Ettiği Teşekkür
    63
    33 mesaja 43 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Küçükken bende düğün alayı gördüm iki köyün ortasında mezarlığı geçince dere vardı orda. Ama bildiğimiz normal insanlar gibi bana zarar vermeden geçiyolardı bakanlar oluyodu gülüyolardı..Köye geldim anne bizde düğüne gidelimmi dedim annem şaşkınlıktan bakıyodu bana sadece. Müslüman düğünüymüş dedi büyükler. Birde yayla düz bir çimenden geniş bir alanda teyzemi gördüm ama teyzem istanbuldaymış o sene hiç gelmemiş.. Bende dedim ne güzel gelmişler sevincimden uçuyodum onlarında çocukları var diye.. Yani akıl almıcak olaylar var ama beni en çok etkileyen birgün uyandığımda milyonlarca yılan etrafımdaydı beni sarmışlar sabah 4 civarı çığlık attım köyde. teyzem annem geldiler bana bağrıyolar oğlum birşey yok yatağında neden korkuyon derlerken kayboldular ama sesleri fısıltıları hala kulağımdaydı.. 3cü olayımda kırsalda güzel istanbulda beğendiğim bir kıza benziyen kız gördüm peşinden gittim giderkende sanki başka yere gidiyomda yolum oraymış havalarım vardı okadar gitmişimki o kızı takip ederken bir an uyanmasam aklımı almış beni nerelere götürürdü bilemem kaçtım anlayınca..


  12. Neptuns Üyemize teşekkür edenler:
    Pofuduk Kartal (21.09.2017)

  13. #28

    Üyelik tarihi
    18.01.2010
    Mesajlar
    2.922
    Rep Puanı : 11166
    Ettiği Teşekkür
    2.118
    1.038 mesaja 2.549 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    101

    Standart

    Yine bir hikaye anlatayım gece gece ama bu da ucundan define hikayesi olsun. Eskiden bizim köyün oralardan bir çoban her zaman ki gibi koyunları otarmaya (otlatmaya) götürmek için hava daha hafif aydınlıkken evden çıkmış. Saatler geçmiş güneş tepeye çıktıktan sonra koyunları köpeklere bırakmış kendi bir ağacın altına oturuvermiş. Şöyle rahat rahat gerilirken gözüne küçük bir tepenin arkasında kulübe ilişmiş. Kendi kendine söylenmiş bunu buraya kim yapar ki diye.. Hadi yapmışlar neden kimsenin haberi yok (Köy yerinde böyle konular çabuk yayılır.). Kalkmış ağacın altından kulübeye doğru yavaş yavaş ilerlemiş. Bu yapı ise tahtadan küçük bir oda kadarmış. Velhasılıkelam kulübenin önüne kadar gitmiş. Bir bakmış ki kapısının önünde bir yılan yatıyor. Yılanda kocaman birşey tabi.. Dolanmış arkadan kulübenin ufak çatlak bir yerinden içeri bakıvermiş. Birde ne görsün bir sürü altın ve yanında ki küpler bile dolu.. Çoban tabi gözlerine inanamamış. Hemen değneğini almasıyla birlikte kapısında kıvrılmış bir vaziyette hareketsiz duran yılanı fırsat bu fırsat deyip taşla öldürmüş. Kapıyı açıp içeri girmiş, içi altınla dolu iki küçük küple beraber hemen köye koşmuş. Koyunları dahil herşeyi orada bırakmış. Kimse görmeden eve vardığında küpleri ahıra koymuş kapıyıda kilitlemiş. Çocuklarını çağırmış ve at eşek ne varsa çocuklarıyla beraber çıkmış gitmiş tekrar kulübenin oraya.. Oraya vardıklarında adam koşa koşa ter kan içinde kulübeye yetişmiş ama birde ne görsün... Kulübe ortalıkta yok ama yılanın ölüsü hala orada.. Çocuklarına olayı anlamış ama çocukları bile adama inanmamış. Çocuklarına koyunlara bakın ben köye gidiyorum diye söylemiş ve tekrar köye dönmüş. Ahıra bir hevesle dalmış ama küplerin ağzını açtığında eline gelen sadece kuru kuru yapraklar olmuş. Adam zaten orada aklından olmuş ve 2-3 ay sonra da vefat etmiş.

    Herşey sanal.

  14. 3 kişi Ori üyemize teşekkür etti:
    Anosia (12.11.2017),lviv angeles (20.09.2017),Pofuduk Kartal (21.09.2017)

  15. #29

    Üyelik tarihi
    19.11.2010
    Mesajlar
    218
    Rep Puanı : 562
    Ettiği Teşekkür
    213
    86 mesaja 180 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    32

    Standart

    Bende çok yakın bir arkadaşımın köydeki akrabalarının başından geçen olayı anlatayım. Arkadaşımın annesi ninesi falan daha o doğmadan önce köylerinde yaşıyormuş. Bir akşam evde evin erkekleri yokken annesi, ninesi ve teyzeleri evde odada oturuyorlarmış. Önce nereden geldiğini anlamadıkları şarkılı türkülü konuşmalı kalabalık sesler duynuşlar daha bunun ne olduğunu anlayamadan evin kapısının içinden 4-5 varlık girmiş. Bunlar herbirinin boyları kısadan uzuna sıralı bir şekilde üstlerinde rengarenk ve oldukça parlak kıyafetler olan ayrıca ellerinde bazı çalgılar olan varlıklarmış. Rn uzun boylusı en önde def çalarken diğerleride türkü gibi birşey söylüyormuş tenleri parlak beyazmış. Kanepede oturan kadınlar tabi aniden odanın ortasında türkü söyleyip def çalan bu varlıkları görünce korkuyla şok geçirmişler ve donakalmışlar. Olayın ne olduğunu anlayan nene kadınlara sakın yerinizden kalkmayın ses etmeyin demiş. Bu varlıklar biraz odanın ortasında dört dönüp daha sonra def çalarak geldikleri gibi çıkmışlar. Tabi ev halkı acayip korkmuş. Aynı manzarayı evin komşularıda görmüşler uzaktan eve girip çıkan o parlak varlıkları. Galiba düğüne denk geldi bizimkiler diyordu.


  16. #30

    Üyelik tarihi
    28.04.2016
    Yer
    Züğürdün Çenesi
    Mesajlar
    12
    Rep Puanı : 9
    Ettiği Teşekkür
    60
    4 mesaja 4 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Alıntı Selenit Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    3 ay önce doğum yapan biri için alkarası tehlikesi yoktur artık değil mi? Zaten haftanın çoğu günü tek kalıyorum birde mabeti okuyup iyice etkileniyorum.
    Alkarısı, sadece bir efsane değil miydi ki? Bir dönem, bu "varlık"a karşı epey ilgi duymuştum bazı sebeplerden ötürü. Lâkin, birçok kaynakta anadolu efsanesi olduğu yazıyordu. Umuyorum sadece bir efsanedir Belki de ümmü sübyanla bir bağlantısı vardır, bilemiyorum.

    Yaşamak için savaşır, barış için ölürüz. Sen barış için savaş ama sakın yaşam için ölme.

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Benzer Konular

  1. İlginç Ölüm Hikayeleri
    Konu Sahibi Oddie Forum Ölüme Yakın Deneyimler
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 28.05.2016, 13:34
  2. Zen Hikayeleri
    Konu Sahibi AronArcher Forum Sanat & Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.04.2015, 17:07
  3. Reiki Hikayeleri
    Konu Sahibi logii Forum Reiki
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.05.2010, 18:49
  4. Türkülerimiz ve Hikayeleri
    Konu Sahibi yule Forum Sanat & Kültür
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 22.10.2008, 12:40

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •