Gizlimabet Fal Uygulamamıza Ulaşmak İçin İndir! Hemen Fal Baktır!
Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
22 sonuçtan 11 ile 20 arası

Konu: Ölümden sonra Işığa ulaşamayan ruhlar

  1. #11

    Üyelik tarihi
    31.07.2014
    Mesajlar
    345
    Rep Puanı : 1115
    Ettiği Teşekkür
    1.171
    254 mesaja 556 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart

    Ne gibi olaylar ve bedenden geldiği kişinin bilincinden mi izin alıyor gelen kişi ya da o mu çağıran?[/QUOTE]

    Ne demek istediğini tam olarak anlamadım ama şu kadarını söyleyim küçük yaşta ölen kişi farklı silüetlerde farklı bedenlerde özellikle kuş kedi gibi hayvanların bedenleriyle sevdiği insanları ziyaret ettiğini duydum ve kendimde bir olayına şahit oldum. Tabi ki aslında bu inanmakla bağlantılı. Başkalarına göre sıradan gelebilir ama enerjisini aynı anda evdeki 7-8 kişinin hissetmesi bir kuşun akşam vakti hiçbiryere çarpmadan aile üyelerine tek tek konup çıkarken de arkasını dönüp bakması tesadüfi olamaz. Asıl değinmek istediğim elbette ruh gider dünyaya dönebilmesi yaşayanları rahatsız etmesi gibi bir durum söz konusu değildir ama bazen istisnai durumlar olabilir ,ailesini özleyen günahsız melekler için.

    Düşünmek olmasaydı hangi ruh girerdi bedene, ruhu özgür yapan düşünmek değil de ne

  2. #12

    Üyelik tarihi
    26.01.2014
    Yer
    HAYALLERİN GERÇEK OLDUĞU ÂLEM
    Mesajlar
    3.206
    Rep Puanı : 8825
    Ettiği Teşekkür
    3.826
    2.237 mesaja 4.337 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    78

    Standart

    Alıntı lviv angeles Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rum yetimhanesi derken Büyükada'dakinden mi bahsediyorsunuz?Büyük bir yangında bütün çocukların öldüğü ,sonrasında bahsettiğiniz gibi enteresan olayların yaşandığı yetimhane.Ben o binayı görmeye gittim aynı yerden bahsediyorsak.Büyükadanın en tepe noktası,bizden başkada kimse yoktu zaten,bisikletle çıkana kadar iflahımız kesildi(insanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş).Şu kadarını söyleyebilirim ki; o mekânda,o enerjiyi hissettiğimde düşündüğüm "burda açıklanmayan gizemli konuların olmaması mümkün değil",ben inanıyorum bazı ruhların yerlerine ulaşamadıklarına..O yangında zamansız ölen,iç parçalayan yüzlerce zavallı çocukların ruhları gibi...,
    Benim gibi meraklılar ve görmeye yeltenecek olanlar için eklemek isterim;yetimhane kapalı.Olağanüstü büyük bahçesi alabildiğine sonsuz zincirlerle kaplı.Arka taraftan bi kısmını görebildik.Ha şu da varki bahçeden bile olsa orası,o atmosfer yinede görülmeye değer.

    ¡Gracías a Dios por todo!

  3. #13

    Üyelik tarihi
    23.11.2008
    Mesajlar
    5.316
    Rep Puanı : 17996
    Ettiği Teşekkür
    0
    38 mesaja 112 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    154

    Standart

    Cherish: Kolektif bilinçaltını küçümsemeyin.
    O kadar çok deney ve çalışma yaptık ki, sonucunda sadece iki şey söyleyeceğim:
    1- İnsanoğlunun geleceği ve maddesel varoluşu, kolektif bilinçaltının barındırdığı potansiyellere ve sırlara emanet.
    2- Bu olguyu anlamanın kıyısında bile değiliz. İnşallah 200 yıla kadar bu konuda bir şeyleri çözeceğiz.

    Bir de reenkarnasyon konusu var, ben de standart reenkarnasyon tanımına inanmıyorum. Zamanın bükülebilmesi, boyutlar arası aktarım, DNA kodlarının eşleşmesi ve kısmi görev aktarımları gibi konuları içeren bir duruma inanıyorum. Geçmişte yaşamış birinin bazı parçalarını bugün yaşayan birinin taşıması mümkündür, defalarca gördüm ve bilinmemesi gereken çok özel sırların bilinmesiyle de bu durumun gerçekliğine inandım. Adı reenkarnasyon değilse bile, benzer bir durum var. Yukarıda saydığım maddeler çok havada olduğundan buyrun %100 kanıt diyemem ama bu çalışmalara katılıp, kendiniz deneyimlerseniz, vakaları inceleyip sonuçları karşılaştırırsanız, tesadüften çok uzak bir birini destekleyen ve açıklanması gereken çok fazla nokta olduğunu kendiniz anlıyorsunuz. Bu çok fazla soru işaretleri yeni cevaplarla mümkün oluyor. O cevaplara baktığımızda da bu konu için konuşuyorum, ruh musallat olmuyor. Ruhlar çok ama çok farklı bir durumda. Dünya yaşamı veya başka bir yerde insan ruhunun farklı zamanlarda yaşamış olabileceğine dair konuşabiliriz o başka bir mesele zaten. Ancak ve ancak dediğim gibi ruhun maddeyle bir ilişkisi yoksa, madde dünya (dünyalar) ile de bir ilişkisi olmuyor.

    Boyutlar arası sıkışmalar yok mu? Tabii ki var. Evinizin bir odası veya duvarın içi çok farklı sebeplerden bir kapının veya kapı demeyelim bir kesişmenin noktası olabilir. Bu noktada farklı varlıklar evinize davetsiz misafir olabilir. Zarar verebilir de vermeyebilir de. Zarar vermeye başladığında işte bu hayalet hikayeleri çıkıyor. Hayalet olgusu da bize batının cehaletinden gelip yerleşmiş. Batı cahil değildir, unutmuştur, unutturulmuştur, cahil bırakılmıştır dersem daha da doğru olur. Bizim ve bize yakın coğrafyalarda elimizde çok ciddi bir varlık listesi ve çalışmaları var, biz unutmamışız çok şükür. Ya da birileri unutmamamızı sağlamış sağolsun (lar). Bu sebeple tıpkı cadı konusunda olduğu gibi yine bir anlam karmaşası ve bilgi çakışması (hatta dezenformasyon) gibi etkenler yüzünden çorba oluyor. Bunlar, herkesin açık anlaması ve kjavraması için oturup günlerce tane tane, temizlik yapa yapa konuşulması gereken, bütün tarihi notlarla yapılan yeni çalışmaları da karşılaştırarak nihayete erdirilmesi gereken konulardır. Ben sen o, bireysel olarak bir şeyleri bilip söylesek de toplumun bilgi dağarcağı kirlendiğinden ve kirletildiğinden, şahsi olarak bildiklerimizi genele yaymak çok zordur. Batının dimağı nasıl kirletildiyse bizim de dimağımız kirletiliyor.
    Çok şükür dezenformasyon çağı bitiyor, sır perdeleri aralanıyor, eski dönem bitiyor. Doğru bilginin artık erişilebileceği, yalanın veya yanılgıların bu şekilde bertaraf edilebileceği bir çağda olduğumuza gönülden inanıyorum.

    Codzombi:
    İddialar tamam ama kanıt meselesine takıldım. Kanıt olsa sanırım bilim dünyası sarsılır. O sebeple kanıt çok iddialı bir kelime.
    Kaldı ki, orada paranormal etkileşim olmuş olabilir, hadi bunu da kanıtlamanın yolları olabilir, peki orada huzursuzluk yaratanın bir TC kimlik nosu var mı elimizde? Espiri bir yana yani kesin ve kati doğrulanabilir bir kimliği var mı? Ölenin çarpık görüntüleri ve sesleri taklit edilebilir, hatta faciaların yaşandığı ve canların verildiği bir yerde farklı kapılar bile açılabilir. O kapılardan kimler geldi, amaçları ne asıl bunların kanıtı olabilir mi? Ben kendime kanıtlarım ama size kanıtlayamam. Varlıklarla ve çalışmalarla ne olduğunu orada anlarız peki bunu Dünya'ya nasıl kanıtlarız? Kanıtlayamayız.

    Benim bugüne kadar gördüğüm, üstünde çalıştığım, deneylerle ulaştığım hiçbir vakada, ruhların bir yerlere musallat olması, çığlıklar atması vs. durumu görmedim, duymadım. Bunları yapanlar hep başka varlıklardı.

    İslamiyette ise ne ölünün arkasından okunacak duanın, ne de başka şeylerin ölen bedenin ruhu için bir artısı olacağı garanti edilmemiştir ve hatta buna bir atıf da yoktur. Kur'an sadece ölüyle alakalı, vasiyet, eşler, çocuklar ve borçlarla alakalı hükümler vardır. Bunu da ölümü hissettiyseniz kendinizin ayarlamanız gerektiği, ani ölüm ise yakınlarınız halletmesi gerektiği belirtilir. Kısaca sadece madde dünya ile alakalı yapılacaklar vardır. Hiçbir şekilde ''ölünün arkasından şunu şunu yapın ki günahları silinsin, ruhu azaptan kurtulsun, cennette mertebe alsın'' tarzı bir yaklaşım yoktur, tam tersi ölümden sonra kişilerin, ''keşke biraz daha vaktim olsaydı da bir şeyleri düzeltebilseydim'' demelerine rağmen artık sınavın bittiği ve yapılan/yapılmayanla sorumlu olacağını, kısaca KİŞİSEL bir mesele olduğunu kimsenin de buna müdahale edemeyeceğine dair belirtmeler vardır. Mevlüt okumak, dua etmek sadece ölünün arkasında kalanların kendilerini rahatlatacakları bir meseledir, bunun da ötesinde bir şey yoktur. Ha tabi peygamberin vefatından 200 yıl sonra ortaya çıkıveren hadislerde, neredeyse yapılacak işlemlerle adama cenneti garanti ettirmişler o da ayrı bir tiyatro konusu.

    Ruhun çağrılıp sohbet edilebileceğine inanmıyorum varsa özel izin durumu vs. onu da bilmiyorum ki hiç sanmıyorum, hatta bıraktım başkasının ruhunu, kendi ruhunuzun bedene işletilmeden önce nerede ve nasıl var olduğuna dair çalışma yapsanız dahi çok sert önlemlerle karşılaşırsınız. O musallat olan veya olduğu iddia edilen şeylerin de ne olduğunu Allah bilir. Sadece kendimden ve bu çalışmaları yapan diğer insanlardan bildiğim tek şey, bedene işletilmeden önce bırakın bilgi alabileceğiniz bir yer olmasını, mevcut bedeninizde psikolojinizi bozabilecek hisler ve önlemlerle sarsılıyorsunuz. Ayrıca orada sizi gözleyen ve asla başa çıkamayacağınız, ne olduğunu da hiçbir şekilde anlatamayacağınız (anlatacak bir lisan yok, sırrından değil) bir gözetmenler de var. Hani nerede oradan oraya dolaşmak, nerede gidip musallat olmak, hele bir orayı deneyimleyin de bakalım ne kadar serbestsiniz.

    Azrail olgusunu da ben İslamiyetten öğrendim, dinime göre de böyle bir melek var, inanıyorum. Yani İslamiyet'in birazını alayım birazını almayayım diyemem denilemez de. Bu bütün dinler için geçerli. Bununla birlikte Azrail nedir, melek nedir, şahıslaştırılır mı, nasıl algılanmalı kısmı elbette tartışılabilir. Kendi adıma tartışamayacağım şey Azrail denen bir varlığın var olması veya var olmamasıdır. Üç semavi dine mensup herhangi bir kimse Azrail yoktur da diyemez. Sadece Yahudilikte biraz fark vardır, o da farklı ölüm meleklerinin olduğu (krala ayrı, hayvana ayrı, çocuğa ayrı vs.) ama nihai bir ölüm meleğinin de olduğuna inanılır. Ki zaten bu nihai ölüm meleğini de Yahudi inancına göre Mesih gelip öldürecektir. Yani bu Azrail meselesi her dinde var.


  4. 4 kişi dmkol üyemize teşekkür etti:
    codzombi (05.05.2015), FerdeLance (06.05.2015), Tai Chi Chuan (05.05.2015), Yakinas (05.05.2015)

  5. #14

    Üyelik tarihi
    12.11.2011
    Mesajlar
    1.240
    Rep Puanı : 6043
    Ettiği Teşekkür
    772
    454 mesaja 780 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    63

    Standart

    Alıntı lviv angeles Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rum yetimhanesi derken Büyükada'dakinden mi bahsediyorsunuz?Büyük bir yangında bütün çocukların öldüğü ,sonrasında bahsettiğiniz gibi enteresan olayların yaşandığı yetimhane.Ben o binayı görmeye gittim aynı yerden bahsediyorsak.Büyükadanın en tepe noktası,bizden başkada kimse yoktu zaten,bisikletle çıkana kadar iflahımız kesildi(insanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş).Şu kadarını söyleyebilirim ki; o mekânda,o enerjiyi hissettiğimde düşündüğüm "burda açıklanmayan gizemli konuların olmaması mümkün değil",ben inanıyorum bazı ruhların yerlerine ulaşamadıklarına..O yangında zamansız ölen,iç parçalayan yüzlerce zavallı çocukların ruhları gibi...,

    evet oradan bahsediyorum.

    Alıntı Chillout Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Codzombi:
    İddialar tamam ama kanıt meselesine takıldım. Kanıt olsa sanırım bilim dünyası sarsılır. O sebeple kanıt çok iddialı bir kelime.
    Kaldı ki, orada paranormal etkileşim olmuş olabilir, hadi bunu da kanıtlamanın yolları olabilir, peki orada huzursuzluk yaratanın bir TC kimlik nosu var mı elimizde? Espiri bir yana yani kesin ve kati doğrulanabilir bir kimliği var mı? Ölenin çarpık görüntüleri ve sesleri taklit edilebilir, hatta faciaların yaşandığı ve canların verildiği bir yerde farklı kapılar bile açılabilir. O kapılardan kimler geldi, amaçları ne asıl bunların kanıtı olabilir mi? Ben kendime kanıtlarım ama size kanıtlayamam. Varlıklarla ve çalışmalarla ne olduğunu orada anlarız peki bunu Dünya'ya nasıl kanıtlarız? Kanıtlayamayız.

    Benim bugüne kadar gördüğüm, üstünde çalıştığım, deneylerle ulaştığım hiçbir vakada, ruhların bir yerlere musallat olması, çığlıklar atması vs. durumu görmedim, duymadım. Bunları yapanlar hep başka varlıklardı.

    İslamiyette ise ne ölünün arkasından okunacak duanın, ne de başka şeylerin ölen bedenin ruhu için bir artısı olacağı garanti edilmemiştir ve hatta buna bir atıf da yoktur. Kur'an sadece ölüyle alakalı, vasiyet, eşler, çocuklar ve borçlarla alakalı hükümler vardır. Bunu da ölümü hissettiyseniz kendinizin ayarlamanız gerektiği, ani ölüm ise yakınlarınız halletmesi gerektiği belirtilir. Kısaca sadece madde dünya ile alakalı yapılacaklar vardır. Hiçbir şekilde ''ölünün arkasından şunu şunu yapın ki günahları silinsin, ruhu azaptan kurtulsun, cennette mertebe alsın'' tarzı bir yaklaşım yoktur, tam tersi ölümden sonra kişilerin, ''keşke biraz daha vaktim olsaydı da bir şeyleri düzeltebilseydim'' demelerine rağmen artık sınavın bittiği ve yapılan/yapılmayanla sorumlu olacağını, kısaca KİŞİSEL bir mesele olduğunu kimsenin de buna müdahale edemeyeceğine dair belirtmeler vardır. Mevlüt okumak, dua etmek sadece ölünün arkasında kalanların kendilerini rahatlatacakları bir meseledir, bunun da ötesinde bir şey yoktur. Ha tabi peygamberin vefatından 200 yıl sonra ortaya çıkıveren hadislerde, neredeyse yapılacak işlemlerle adama cenneti garanti ettirmişler o da ayrı bir tiyatro konusu.

    Ruhun çağrılıp sohbet edilebileceğine inanmıyorum varsa özel izin durumu vs. onu da bilmiyorum ki hiç sanmıyorum, hatta bıraktım başkasının ruhunu, kendi ruhunuzun bedene işletilmeden önce nerede ve nasıl var olduğuna dair çalışma yapsanız dahi çok sert önlemlerle karşılaşırsınız. O musallat olan veya olduğu iddia edilen şeylerin de ne olduğunu Allah bilir. Sadece kendimden ve bu çalışmaları yapan diğer insanlardan bildiğim tek şey, bedene işletilmeden önce bırakın bilgi alabileceğiniz bir yer olmasını, mevcut bedeninizde psikolojinizi bozabilecek hisler ve önlemlerle sarsılıyorsunuz. Ayrıca orada sizi gözleyen ve asla başa çıkamayacağınız, ne olduğunu da hiçbir şekilde anlatamayacağınız (anlatacak bir lisan yok, sırrından değil) bir gözetmenler de var. Hani nerede oradan oraya dolaşmak, nerede gidip musallat olmak, hele bir orayı deneyimleyin de bakalım ne kadar serbestsiniz.

    Azrail olgusunu da ben İslamiyetten öğrendim, dinime göre de böyle bir melek var, inanıyorum. Yani İslamiyet'in birazını alayım birazını almayayım diyemem denilemez de. Bu bütün dinler için geçerli. Bununla birlikte Azrail nedir, melek nedir, şahıslaştırılır mı, nasıl algılanmalı kısmı elbette tartışılabilir. Kendi adıma tartışamayacağım şey Azrail denen bir varlığın var olması veya var olmamasıdır. Üç semavi dine mensup herhangi bir kimse Azrail yoktur da diyemez. Sadece Yahudilikte biraz fark vardır, o da farklı ölüm meleklerinin olduğu (krala ayrı, hayvana ayrı, çocuğa ayrı vs.) ama nihai bir ölüm meleğinin de olduğuna inanılır. Ki zaten bu nihai ölüm meleğini de Yahudi inancına göre Mesih gelip öldürecektir. Yani bu Azrail meselesi her dinde var.

    kanıt meselesini açayım , kişisel kanıtlar hani sizin de dediğiniz gibi başkasına kanıtlayamam ama kendime kanıtlayabilirim , metafizik kavramlşar subjektif oluyor genelde kanıt konusuda. bahsettiğim abimiz çalışmalar yaptı , konuşmalar görüntüler almış , kendi bizzat paylaştı görüntlerde orada bir aile yaşıyormuş sanırım evde bi katliam olmuş , aile ve bebekleriyle birlikte o evde kalıyorlar kendisinin dediğine göre . sadece onun kanıtlayabildiği diyeyim o zaman.)


    bedri ruhselmanın ekolü bu çalışmaları yapıyor , sanırım bir kaç grup kendi başlarına çalışıyor , benim bildiğim olayın özeti şu şekilde mezardan toprak alınıyor cesedin yakınlarından daha sonra , çalışma yapılacak mekana gidiliyor , mezarlık toprağı kullanılıyor medyum sanırım o frekansı yakalamak amacıyla o toprağı kullanıyor ve bi çeşit semboller hatırlayamadığım çiziliyor , çağırlacak ölünün ismi anne ismi gibi doğru hedefe gitmesini sağlayacak konular hallediliyor ve ondan sonra medyum kontağı kurmaya çalışıyormuş nasıl kuruyor nasıl şey yapıyor bilmiyorum , katılmadım çünkü celselerine. celse yapılacak ortamın ruhu çağırma sırasında soğuduğu söylendi bana.benim bildiklerim bu ,bir gün umarım celselerine katılırım en azından yakından görme fırsatım olur.

    bu ruhun daha önce nerede olduğu konusunda bir arkadaşın bana ulaşması vasıtasıyla en azından benim inanmakta güçlük çektiğim , bu konularla hiç alakası olmayan bir abimiz bana kendi yaşadığı deneyimlerden bahsetti. kısaca özet geçeyim , ama unuttum bi kısmını çünkü 2 sene önceydi . kendisinin bebekliğini hatırladığını hatta daha öncesini hatırladığını söyledi , geçmiş yaşamlarını hatırlıyormuş yani bana , dünyaya gönderilmeden önce bir konsey gibi yerde bulunduğunu her yerin siyah oldugunu net göremediğini seslerini duyduğunu söyledi. ona seçim verildiğini söylemişler , bunu seçeceksin diye yani dünyaya gönderildiğinde şu hayatı seçeceksin gibi şeyler söylenmiş . önceki yaşamlarında neler yaptığını da asker olarak öldüğünü vs anlattı . daha sonra bebekliğinin çoğu anılarını hatırlıyorum dedi . kendisi muhafazakar bir müslüman bu arada bu tür şeyleri yaşadığına inanamıyor kendisi de ama bi çözüm bir yardım arıyodu ben yardımcı olamadım.benim yapabileceğim bişi yok dedim ben bunları bilmem dedim o yüzden şimdi ne yapıyor ne ediyor bilmiyorum.


  6. 3 kişi codzombi üyemize teşekkür etti:
    lviv angeles (05.05.2015), Tai Chi Chuan (05.05.2015)

  7. #15

    Üyelik tarihi
    09.01.2013
    Yer
    Balta girmemiş ormanlar
    Mesajlar
    2.716
    Rep Puanı : 10864
    Ettiği Teşekkür
    4.305
    1.156 mesaja 2.675 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    90

    Standart

    Alıntı codzombi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    evet oradan bahsediyorum.




    kanıt meselesini açayım , kişisel kanıtlar hani sizin de dediğiniz gibi başkasına kanıtlayamam ama kendime kanıtlayabilirim , metafizik kavramlşar subjektif oluyor genelde kanıt konusuda. bahsettiğim abimiz çalışmalar yaptı , konuşmalar görüntüler almış , kendi bizzat paylaştı görüntlerde orada bir aile yaşıyormuş sanırım evde bi katliam olmuş , aile ve bebekleriyle birlikte o evde kalıyorlar kendisinin dediğine göre . sadece onun kanıtlayabildiği diyeyim o zaman.)


    bedri ruhselmanın ekolü bu çalışmaları yapıyor , sanırım bir kaç grup kendi başlarına çalışıyor , benim bildiğim olayın özeti şu şekilde mezardan toprak alınıyor cesedin yakınlarından daha sonra , çalışma yapılacak mekana gidiliyor , mezarlık toprağı kullanılıyor medyum sanırım o frekansı yakalamak amacıyla o toprağı kullanıyor ve bi çeşit semboller hatırlayamadığım çiziliyor , çağırlacak ölünün ismi anne ismi gibi doğru hedefe gitmesini sağlayacak konular hallediliyor ve ondan sonra medyum kontağı kurmaya çalışıyormuş nasıl kuruyor nasıl şey yapıyor bilmiyorum , katılmadım çünkü celselerine. celse yapılacak ortamın ruhu çağırma sırasında soğuduğu söylendi bana.benim bildiklerim bu ,bir gün umarım celselerine katılırım en azından yakından görme fırsatım olur.

    bu ruhun daha önce nerede olduğu konusunda bir arkadaşın bana ulaşması vasıtasıyla en azından benim inanmakta güçlük çektiğim , bu konularla hiç alakası olmayan bir abimiz bana kendi yaşadığı deneyimlerden bahsetti. kısaca özet geçeyim , ama unuttum bi kısmını çünkü 2 sene önceydi . kendisinin bebekliğini hatırladığını hatta daha öncesini hatırladığını söyledi , geçmiş yaşamlarını hatırlıyormuş yani bana , dünyaya gönderilmeden önce bir konsey gibi yerde bulunduğunu her yerin siyah oldugunu net göremediğini seslerini duyduğunu söyledi. ona seçim verildiğini söylemişler , bunu seçeceksin diye yani dünyaya gönderildiğinde şu hayatı seçeceksin gibi şeyler söylenmiş . önceki yaşamlarında neler yaptığını da asker olarak öldüğünü vs anlattı . daha sonra bebekliğinin çoğu anılarını hatırlıyorum dedi . kendisi muhafazakar bir müslüman bu arada bu tür şeyleri yaşadığına inanamıyor kendisi de ama bi çözüm bir yardım arıyodu ben yardımcı olamadım.benim yapabileceğim bişi yok dedim ben bunları bilmem dedim o yüzden şimdi ne yapıyor ne ediyor bilmiyorum.
    -O tanıdığınız herhangi bir ağır rahatsızlık yaşadı mı ya da bir travma geçirdi mi?
    Geçmiş yaşamları hatırlama belleği genellikle bu gibi olaylardan sonra ya da kişi geçmiş yaşamında bulunduğu bir mekana gidince aktif bir hale geliyor.
    Tarihte yakınınızın yaşadığı olay gibi bir çok olay mevcut. (Bknz; Omm Sety Reenkarnasyonu,Bayan Mills Reenkaryonu)

    Reenkarnasyon için net kanıtlar mevcut ama insanlar bu kanıtları yok sayıyor yaşanan olaylara farklı isimler koyuyor. Ardın hiç bir olmamış gibi Reenkarnasyon için kanıtlar arıyor ve kanıt istiyorlar.


    -Bedri Ruhselman ve onun ekolünde ki kişiler gerçekten önemli çalışmalara yapmışlar. (Ruh çağırma, ruhu fotoğraflama, ruhun maddesi olan ektoplazma hakkında çalışmalar vb. gibi uzuyor gidiyor. ) Günümüzde Bedri Ruhselman ekolünü devam ettirenler ve yaptıkları çalışmalar hakkında tam bir bilgim yok.

    Ben ruhun başı boş dolaşmayacağına inanıyorum ama önemli çalışmalar yapan bir Medyum'un ruh çağırabileceğine inanıyorum. Özellikle Bedri Ruhselman ve onunla beraber çalışmaların yürüten kişilerin bunu başardığına inanıyorum.


    "Her şeye aynı açıdan bakarsan, hep aynı şeyleri düşünürsün. Hep aynı şeyleri düşünürsen, hep aynı şeyleri yaparsın. Hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin. Hep aynı sonuçları elde edersen, hep ya mutlu ya da hep mutsuz olursun.''

    Değişim güzeldir, olması gerekendir...

    Aspanda Bürküt, jerde Kökbörü bol!

  8. #16

    Üyelik tarihi
    21.06.2010
    Mesajlar
    2.360
    Rep Puanı : 11903
    Ettiği Teşekkür
    1.515
    1.010 mesaja 2.929 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    103

    Standart

    Bu tip sorular kisinin dinine göre cevap alir .Fakat Araf kuran kaynaklidir ve bu kaynak bunun tam tersini söyler, kisi kesinkez rabbine kavusur / döner. Arada kaldi yolu bulamadi vs diye bir durum yoktur.

    Ruh dogan ve ölen bir sey degildir.O rabbinden gelir ve ona döner.
    Araf ise öyle algilandigi üzere kötü bir yer degildir, araf ehillerinden bahseder kuran onlar ne cennetlik nede cehennemliktirler. Söyle düsünmek lazim, kötü ise insan cehennemliktir, iyi ise cennetlik.Araf ehli ise bu iki katagoriye girmez.Ve bu kesinlikle olumsuz birsey degildir.

    Cennet, ahiret inancina sahib her din icin amactir, fakat buna riza göstertemeyen insanlar var. Zira bu insanlar dünya hayatinda bulmuslar isigin kaynagini ve hiclige ulasmislar .Cennet cennet dedigin nedirki isteyene ver onu bana seni gerek seni !(Yunus)
    Bu tipler cennetide geciyor daha asagisini düsünmek olmayacagina göre daha üstünü düsünmek gerekiyor yani illiyun..yüceler.

    Ahiret Allah'a aittir, ve onun yaninda hicbirsey yoktur tabiyati ile bir hiclik, hicligi ise bu dünyada tatmis bir kisi cennete kanarmi, hangi agac bahce saray yada huri ??Bu illiyundur yani yokluk siniri (Sidretul munteha)

    Allah, seytan karsi geldiginde onun böbürlenmesine karsilik bir sey der :Yoksa sen kendini illiyundan mi sandin ?? Tabiri caiz ise yerini bil o kadar yüce degilsin sen.Fakat Adem'de(insanda) var bu vasif.Insan ruhunu bu dünyada tekamul ettirir tekamul neticesinde cennet cehennem yada araf gibi makamlar olusur.Burada ne kazanirsa orada onu bulur yani.
    Ruh basi bos bir olgu degilki yolunu kaybetsin mekansiz ve zamansiz olan ruh hangi zamanda ve mekanda kaybolabilirki ?

    Yukarida bahsettiginiz hikayelerde bir cok farkli dinlerden alintilar var, ruhun skismasi kaybolmasi, dönememesi isigi takip etmesi, yada yeniden dogmak da buna girer. Araf cümlesi Kuran dininden baska bir dinde yoktur. Bu cümleyi alip icini farkli manalar ile doldurmanin bir mantigi yok.

    Ara böle diye tanimlanan mekan hiristiyanlikta vardir sizin tasvirinize uygun, adi ise LIMBUS'dur , kaybolmus isigiga ulasamamis ruhlarin bekledigi yer.
    Azab ve bekleyis icinde bulunan ruhlarin arabölgesi diye tanimlanir. Bu inanis vardir ve kaynagi incil degildir, daha cok ayetleri yorumlayanlarin ortaya koydugu bir kavramdir Limbus.Ve hiristiyanlar cehennemden daha cok bu bölgeye düsmekten korkarlar. Fakat bu kaynagi incil olmayan bir hiristiyan inacidir. Benzerleri islam dinindede mevcut, cehennemde yanarsin temizlenirsin sonra cennete girersin, bu bir yorumdur Kuran'a dayali degil, zira cennet ve cehennemin ebedi oldugunun kaniti ayetler vardir.


    Ruhumu eritip de kalipda dondurmuslar
    Onu Istanbul diye topraga kondurmuslar..

  9. 3 kişi La-edri üyemize teşekkür etti:
    fransula (06.05.2015), hazaR (05.05.2015)

  10. #17

    Üyelik tarihi
    26.01.2014
    Yer
    HAYALLERİN GERÇEK OLDUĞU ÂLEM
    Mesajlar
    3.206
    Rep Puanı : 8825
    Ettiği Teşekkür
    3.826
    2.237 mesaja 4.337 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    78

    Standart

    Araf tan bahseden bendim.Ancak Araf kötü bi yerdir demedim."Arafta kalmış ruh" diyerek bahsettim konu içinde,hepsi bu.

    ¡Gracías a Dios por todo!

  11. #18

    Üyelik tarihi
    04.04.2015
    Mesajlar
    101
    Rep Puanı : 137
    Ettiği Teşekkür
    57
    53 mesaja 68 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart

    Alıntı Chillout Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cherish: Kolektif bilinçaltını küçümsemeyin.
    O kadar çok deney ve çalışma yaptık ki, sonucunda sadece iki şey söyleyeceğim:
    1- İnsanoğlunun geleceği ve maddesel varoluşu, kolektif bilinçaltının barındırdığı potansiyellere ve sırlara emanet.
    2- Bu olguyu anlamanın kıyısında bile değiliz. İnşallah 200 yıla kadar bu konuda bir şeyleri çözeceğiz.

    Bir de reenkarnasyon konusu var, ben de standart reenkarnasyon tanımına inanmıyorum. Zamanın bükülebilmesi, boyutlar arası aktarım, DNA kodlarının eşleşmesi ve kısmi görev aktarımları gibi konuları içeren bir duruma inanıyorum. Geçmişte yaşamış birinin bazı parçalarını bugün yaşayan birinin taşıması mümkündür, defalarca gördüm ve bilinmemesi gereken çok özel sırların bilinmesiyle de bu durumun gerçekliğine inandım. Adı reenkarnasyon değilse bile, benzer bir durum var. Yukarıda saydığım maddeler çok havada olduğundan buyrun %100 kanıt diyemem ama bu çalışmalara katılıp, kendiniz deneyimlerseniz, vakaları inceleyip sonuçları karşılaştırırsanız, tesadüften çok uzak bir birini destekleyen ve açıklanması gereken çok fazla nokta olduğunu kendiniz anlıyorsunuz. Bu çok fazla soru işaretleri yeni cevaplarla mümkün oluyor. O cevaplara baktığımızda da bu konu için konuşuyorum, ruh musallat olmuyor. Ruhlar çok ama çok farklı bir durumda. Dünya yaşamı veya başka bir yerde insan ruhunun farklı zamanlarda yaşamış olabileceğine dair konuşabiliriz o başka bir mesele zaten. Ancak ve ancak dediğim gibi ruhun maddeyle bir ilişkisi yoksa, madde dünya (dünyalar) ile de bir ilişkisi olmuyor.

    Boyutlar arası sıkışmalar yok mu? Tabii ki var. Evinizin bir odası veya duvarın içi çok farklı sebeplerden bir kapının veya kapı demeyelim bir kesişmenin noktası olabilir. Bu noktada farklı varlıklar evinize davetsiz misafir olabilir. Zarar verebilir de vermeyebilir de. Zarar vermeye başladığında işte bu hayalet hikayeleri çıkıyor. Hayalet olgusu da bize batının cehaletinden gelip yerleşmiş. Batı cahil değildir, unutmuştur, unutturulmuştur, cahil bırakılmıştır dersem daha da doğru olur. Bizim ve bize yakın coğrafyalarda elimizde çok ciddi bir varlık listesi ve çalışmaları var, biz unutmamışız çok şükür. Ya da birileri unutmamamızı sağlamış sağolsun (lar). Bu sebeple tıpkı cadı konusunda olduğu gibi yine bir anlam karmaşası ve bilgi çakışması (hatta dezenformasyon) gibi etkenler yüzünden çorba oluyor. Bunlar, herkesin açık anlaması ve kjavraması için oturup günlerce tane tane, temizlik yapa yapa konuşulması gereken, bütün tarihi notlarla yapılan yeni çalışmaları da karşılaştırarak nihayete erdirilmesi gereken konulardır. Ben sen o, bireysel olarak bir şeyleri bilip söylesek de toplumun bilgi dağarcağı kirlendiğinden ve kirletildiğinden, şahsi olarak bildiklerimizi genele yaymak çok zordur. Batının dimağı nasıl kirletildiyse bizim de dimağımız kirletiliyor.
    Çok şükür dezenformasyon çağı bitiyor, sır perdeleri aralanıyor, eski dönem bitiyor. Doğru bilginin artık erişilebileceği, yalanın veya yanılgıların bu şekilde bertaraf edilebileceği bir çağda olduğumuza gönülden inanıyorum.
    Syn Chillout reekarnasyona bütün olarak inanmıyorum ve cinlerle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. İşgalde olan kişi cinin geçmiş anılarını görüyor, cinler çok uzun süre yaşadıkları için birden fazla kişiye aynı şeyi yapmışlarsa onların da hayatı hafızalarından çıkıp 2-3-5 hayat yaşanmış gibi aktarıyor bu terapiye girenler. Benzeri bir açıklamayı forumda bir arkadaşta yapmıştı. Onun için musallat yaşamayan ve yaşayanları farklı değerlendirerek cinlerin etkisinde olmadığı halde bu tip olayları hissedenlerin durumunu gözlemlemeye çalışıyorum.

    Yapılan çalışmaların detaylarından bahsedilmez, genel olarak melek çalışmalarında psikolojik kendini ikna etmelerin ötesinde çok yoğun, insanların veya diğer varlıkların üretemeyeği yumuşak bir enerji var. Ve çalışılan kişinin kendi geçmiş yaşamı üzerinde yapılan çalışmayla bu bahsi geçen çalışma arasından acayip his farkı var sonrasındaki düşünce kalıplarının yok olması da diğer şifa çalışmalarından farklı olarak çok hızlı.
    Diğer arada kalma Metafizikle alakalı olmadığım zamanlardan da bildiğim bir duygu bahsettiğiniz evlerdeki sıkışma ve bunlarda cinler değil. Eski bir rum evinde oturduğum dönemde evde daha önce oturmuş yaşlı bir çiftin başlarda benden memnun olmadıklarını, insanlar eve gelip gittikçe biraz durumun değiştiğini ama gelen kişilere göre farklı atmosferlere dönüştüğü oluyordu. 3 metre yüksekliğinde ev bazı arkadaşlara ferah bazılarına basyor gibi geliyordu. Eski evlerin enerji birikmesi oluyor, en azından taş, beton harcı maddesinde olanlarda. Orda gördüğüm rüyalar 2-3 yıl sonra benim hayatım haline gelmiş gerçekler oldu. Ruhların çok sevdiği şeyleri özlediklerinde geldiklerini düşünüyorum, seçtikleri insanlara dünyada ki kayıp ruhlar diyorum. Yaşarken yaşama amacını kaybetmiş ruhları ve korumasız olanları..Sevdikleri yerlerde bu tür insanlar varsa aura yırtığından sızıyorlar.Belki de müslüman olarak ölenler gelme ihtimalini düşünmüyorlardır:S Sürekli kalmayıp, geçiş öncesi karşılaşmada yeterli hastanede olan bilinçsiz birinde bir kordon oluşturmak için. Farklı dinlerden gelen eksik anlatımdan yanlış anlaşılan bilgilerde çoktur aralarda, ama pratikte herşeyi cinlere yormak, cinlerle insanların çatışma halinde olduğu ara bir evren yaratıyor.

    Varlıklardan ve insanlardan da bu enerji hırsızlığı konusunda şikayetçiyim zaten ama kendilerini açıkça belli ettiği için onlardan korunmak büyük oranda mümkün.

    "Benim bugüne kadar gördüğüm, üstünde çalıştığım, deneylerle ulaştığım hiçbir vakada, ruhların bir yerlere musallat olması, çığlıklar atması vs. durumu görmedim, duymadım. Bunları yapanlar hep başka varlıklardı."
    bu konuda şöyle bir tarafa çeksem, siz cin var mı musallat var mı derken, bir de bunlar olmayan biri için misafir ruh var mı deme imkanı olan biri olsa. Şahsi fikrinizde bilgi birikiminiz değerli, eleştiri manasında değil, çalışma olarak. Sormadığımız sorulara cevap verilmez önermesinden..


  12. cherish Üyemize teşekkür edenler:

  13. #19

    Üyelik tarihi
    04.04.2015
    Mesajlar
    101
    Rep Puanı : 137
    Ettiği Teşekkür
    57
    53 mesaja 68 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart

    Musevilik ve Hristiyanlık dinlerinde de araf kavramı bulunmaktadır. Musevilikte günahlarından arınmamış kimselerin bekletildikleri yer olarak kullanılır. Hristiyanlıkta ise araf inancının varlığı mezheplere göre farklılık gösterir. Protestanlar, doğu hristiyanları olarak anılan Süryaniler ve Nasturiler araf inancını kabul etmemektedir.

    İslam inancında cennet ve cehennem arasında bu tür bekleme süresi olmadığından, günahkarların günahları ölçüsünde cehennemde cezalarını çektikten sonra affedilirlerse cennete girebilecekleri göz önünde bulundurulduğunda, burada bekleyen kişiler cennete girmeyi bekleyen günahkarlar olmamalıdırlar.

    Arafta yer alacak kişiler konusunda farklı görüşler vardır. Bunlardan ilki, kimin cennete kimin cehenneme gireceğini belirlemek üzere orada bulunan peygamberler, alimler ve şehitlerdir.
    -İkinci görüşe göre ise yine inananlarla, inanmayanları yüzlerinden ayırt edecek olan meleklerdir; ki A’raf suresinin 46. Ayetinde “İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: Selam size' derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır.” şeklinde yer almaktadır.
    -Üçüncü görüşe göre ise, cennet veya cehenneme girmek üzere değerlendirilmeyecek olan kişiler, buluğ çağına kadar yaşamamış olan çocuklar, herhangi bir peygamber tebliği duymamış, dinlerin varlığından haberdar olmayarak ölen kişilerdir.


  14. cherish Üyemize teşekkür edenler:
    lviv angeles (05.05.2015)

  15. #20

    Üyelik tarihi
    23.11.2008
    Mesajlar
    5.316
    Rep Puanı : 17996
    Ettiği Teşekkür
    0
    38 mesaja 112 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    154

    Standart

    Alıntı cherish Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Syn Chillout reekarnasyona bütün olarak inanmıyorum ve cinlerle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. İşgalde olan kişi cinin geçmiş anılarını görüyor, cinler çok uzun süre yaşadıkları için birden fazla kişiye aynı şeyi yapmışlarsa onların da hayatı hafızalarından çıkıp 2-3-5 hayat yaşanmış gibi aktarıyor bu terapiye girenler. Benzeri bir açıklamayı forumda bir arkadaşta yapmıştı. Onun için musallat yaşamayan ve yaşayanları farklı değerlendirerek cinlerin etkisinde olmadığı halde bu tip olayları hissedenlerin durumunu gözlemlemeye çalışıyorum.

    Yapılan çalışmaların detaylarından bahsedilmez, genel olarak melek çalışmalarında psikolojik kendini ikna etmelerin ötesinde çok yoğun, insanların veya diğer varlıkların üretemeyeği yumuşak bir enerji var. Ve çalışılan kişinin kendi geçmiş yaşamı üzerinde yapılan çalışmayla bu bahsi geçen çalışma arasından acayip his farkı var sonrasındaki düşünce kalıplarının yok olması da diğer şifa çalışmalarından farklı olarak çok hızlı.
    Diğer arada kalma Metafizikle alakalı olmadığım zamanlardan da bildiğim bir duygu bahsettiğiniz evlerdeki sıkışma ve bunlarda cinler değil. Eski bir rum evinde oturduğum dönemde evde daha önce oturmuş yaşlı bir çiftin başlarda benden memnun olmadıklarını, insanlar eve gelip gittikçe biraz durumun değiştiğini ama gelen kişilere göre farklı atmosferlere dönüştüğü oluyordu. 3 metre yüksekliğinde ev bazı arkadaşlara ferah bazılarına basyor gibi geliyordu. Eski evlerin enerji birikmesi oluyor, en azından taş, beton harcı maddesinde olanlarda. Orda gördüğüm rüyalar 2-3 yıl sonra benim hayatım haline gelmiş gerçekler oldu. Ruhların çok sevdiği şeyleri özlediklerinde geldiklerini düşünüyorum, seçtikleri insanlara dünyada ki kayıp ruhlar diyorum. Yaşarken yaşama amacını kaybetmiş ruhları ve korumasız olanları..Sevdikleri yerlerde bu tür insanlar varsa aura yırtığından sızıyorlar.Belki de müslüman olarak ölenler gelme ihtimalini düşünmüyorlardır:S Sürekli kalmayıp, geçiş öncesi karşılaşmada yeterli hastanede olan bilinçsiz birinde bir kordon oluşturmak için. Farklı dinlerden gelen eksik anlatımdan yanlış anlaşılan bilgilerde çoktur aralarda, ama pratikte herşeyi cinlere yormak, cinlerle insanların çatışma halinde olduğu ara bir evren yaratıyor.

    Varlıklardan ve insanlardan da bu enerji hırsızlığı konusunda şikayetçiyim zaten ama kendilerini açıkça belli ettiği için onlardan korunmak büyük oranda mümkün.

    "Benim bugüne kadar gördüğüm, üstünde çalıştığım, deneylerle ulaştığım hiçbir vakada, ruhların bir yerlere musallat olması, çığlıklar atması vs. durumu görmedim, duymadım. Bunları yapanlar hep başka varlıklardı."
    bu konuda şöyle bir tarafa çeksem, siz cin var mı musallat var mı derken, bir de bunlar olmayan biri için misafir ruh var mı deme imkanı olan biri olsa. Şahsi fikrinizde bilgi birikiminiz değerli, eleştiri manasında değil, çalışma olarak. Sormadığımız sorulara cevap verilmez önermesinden..
    Tam okumamışsınız yazıyı. Benim varlık literatürümde cinler sandığınızdan daha az yer kaplar çünkü çok fazla çeşitte farklı varlıklar var ve bu sebeple cinlere de çok yer kalmıyor. Yani ben her şeyi cinlere yormuyorum, saymadım ama kendi gördüğüm ve/veya gösterilen en az 200 farklı varlık tipi biliyorum. Bunları da bedenli/bedensiz veya ikisi birden (insan gibi) üç ana kategoriye ayırıyorum. Sonra da negatif, pozitif, nötr olarak 3 alt kategoriye ayırıyorum. Sonra da 14 boyutun veya boyutlar arası bölümlerden hangisinde var olduğunu öğrenebiliyorsam öğreniyorum. İsim takmıyorum, takılmış iki üç isim var bunlardan biri de cin ırkı. Haliyle cümle kurarken ''cinler veya diğer varlıklar'' dediğimde siz de haklı olarak sadece cinlerden konuşuyorum gibi algılıyorsunuz.
    Demek istediğim şu ki, kainat daha doğrusu kainatlar, insan ruhu, melek, cin ve periden ibaret değil.
    Bir de o çalışmalarda veya başka sebeple karşılaştığım bu varlıkların sınıflandırmasını, tanımlamasını ben yapmıyorum. Ben bunların %90'nı insanlardan değil zaten kendi eğitmenlerim ve rehberlerimden alıyorum. İnsan olarak bu konularda bilgisinden istifade ettiğim, çalışma yaptığım insan sayısı iki elin parmağı kadar değil. Bu tür çalışma-danışma dışında konuşup dinlediğim çok olmuştur. Şimdi bu şekilde genel eğitimini insanlardan almamış insanlar bir araya geldiklerinde ve bilgilerini karşılaştırdıklarında bu bilgilerin çok büyük kısmının aynı olduğunu görüyoruz. Üstelik hem yolumuz ayrı, ekolümüz ayrı, çalışmalarımız ayrı olsa dahi.. Demek ki evrensel gerçekler, tanımlar ve hükümler var.
    Bu konularda da yaptığım konuşmaların çok az kısmı kendi mantığıma, gerisi evrensel hükümlere bağlıdır.

    Misafir ruh durumu da, reenkarnasyon benzeri bir sistem dediğim tarifte kendimce anlattım. Bana öğretilenlere ve deneyimlediklerime göre, ruhlar Dünya'da birilerine musallat olmaz, evlere dadanmaz ve bununla birlikte çok çok farklı biçimlerde bazı parça aktarımlarda, çok ciddi ve düzenli izinlerle aktarım sağlarlar. Bunu da ruh değil, farklı görevlerdeki farklı varlıklar ''postacı'' gibi yapar.
    Misal;
    Bir hapishane veya hadi bir kurumdayız, yüz yüze konuşamıyoruz, bir birimizi göremiyoruz, bir birimize bir şey veremiyoruz, titanyumdan delinmez duvarlarla, hava basınç kilitleriyle, lazer savunma sistemiyle vs. bir birimizden ayrıyız sizinle Cherish ama devletin uygun gördüğü veya emrettiği bazı hususlardaki konuşmaları bir birimize, görevliler aracılığıyla iletiyoruz (bu da nadiren oluyor). Sizin bir sebepten o kurum için yaptığınız tespih var, son düğümünü atamadan parmaklarınız incinmiş alçıya alınmış, o tespih bu işe en uygun olduğum için bana getirilebiliyor bazen son düğümü atayım diye. Ama yine bir birimizle bağımız direk olarak yok..


  16. 2 kişi dmkol üyemize teşekkür etti:
    cherish (06.05.2015), FerdeLance (06.05.2015)

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Ölümden Sonraki Hayat
    Konu Sahibi byaktif Forum Diğer
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 07.06.2014, 01:09
  2. Ölümden Dönenler (Yaşanmış Olaylar)
    Konu Sahibi Pocahontas Forum Ölüme Yakın Deneyimler
    Cevaplar: 36
    Son Mesaj: 24.12.2011, 23:55
  3. ölümden öte
    Konu Sahibi blodeangel Forum Ölüm Ve Ötesi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.12.2011, 21:47
  4. Öümden korkma nedenleri.
    Konu Sahibi AJA Forum Ölüm Ve Ötesi
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27.08.2011, 00:33
  5. Ölümden sonra hayat!
    Konu Sahibi Oddie Forum Ölüm Ve Ötesi
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 19.02.2010, 15:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •