Gizlimabet Fal Uygulamamıza Ulaşmak İçin İndir! Hemen Fal Baktır!
Sayfa 1/2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Bir Sır...

  1. #1

    Üyelik tarihi
    16.07.2013
    Yer
    NoWhere, AnyWhere, EveryWhere...
    Mesajlar
    36
    Rep Puanı : 177
    Ettiği Teşekkür
    11
    4 mesaja 5 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Bir Sır...

    B.r.r.h
    Tarih: 18 Temmuz 2013 Saat: 23:16
    Bilinen en büyük sır!.. Allah'ın kullandığı en büyük isim ve yeni dinin ismi aynı zamanda...
    Bu sırrı kadim'in size ulaşması için ilk önce kalp gözünüzün açık olması gerekiyor.
    Bu sırrın en önemli özelliği, bir insanın kainatdaki konumu ile ilişkisidir.
    Kelimelerin oyununa aldanmayın ve gözünüzü daha çok açıp, kaynaklarla desteklediğim bu yazı dizisinin aklınızda meydana
    getirdiği açılımı düşünün.
    Bu bilgiye nasıl ulaşıldığını ve nerden geldiğini merak edenler için, kısa özet vermek gerekicek...
    Allah'ın 99 isminin yanında en büyük, en baki ve en sağlam olan ismi vardır ki, biz bunu ne görebilir ne de hissedebiliriz.
    Bu kelamın asıl sahibi yüce Allahtır. Niye bu kelam çok önemli bizler için. İlk önce Allah hazretlerinin adlarının
    manasını düşünmemiz gerekir.
    Uzatmayı sevmeyen ve kendinde olan bilgileri parayla satmayan, en azından kendi beynimle bu gibi olayların çıkarabileceği
    sorunları daha önce kafasında kurmuş profesyonel bir yazar olarak şunlar dikkat çekicidir. Bu bahsettiğim ve bahsetmeye
    çalıştığım sorgusal sistematik analizin asla ama asla bir kişi için hayati önem taşıdığı vurgusunu yapmak istemiyorum.
    Bu yazdıklarımın sorumluluğu bana aittir. Bir yazı deposu olarak gördüğüm ve kendimi aidiyet hissi hissettiğim
    gizlimabet.com sitesi için hazırlamış olduğum ve bu konu hakkında detaylı araştırmaları yapmakla mükellef bir insan oldu-
    ğumu düşünüyorum. İlk başta söylemem gerekir ki, bu yazdıklarım aklın keskinliğinde bilenmiş ve ruhun en derin yerinde
    enerji şeklini almış bir çeşit oluşumdur. Bu oluşum zamanını ve yerini ben bilemeyeceğim. Ancak sabit olarak kalabileceği,
    insanlarında bunu kabul edebileceği varsayımı üzerinde olduğunu söylemek isterim.
    ÖnSöz-
    Giriş
    Bölüm 1-
    Kahraman olmaya çalışmak için bir insan neleri yapmalıdır?
    Konunun dini olarak açıldığını düşünenlere bir roman havası katıp dinin işlediği kati sıradanlık, derinlik ve maneviyat
    yönünden olan madalyonun bu yüzünü daha sonra anlatacağım.
    Kahraman insanlar, neden doğmuştur? Bu insanların doğma şekli en basit anlatımıyla şans faktörüdür. Örnek vermem gerekirse,
    vahşi yaşamda yaşayan bir neandarthel (bknz,1) insanı ile homoerectus (bknz,2) insanı iki bakımdan farklı insan olmalarına
    rağmen özleri aynıdır. İkisi de Dna olarak birbirlerinin aynısıdır. Şimdi tarihçiler arasında çok konuşulmuş bir paradoks
    haline gelmiş zaman zincirini incelediğimiz vakit bu iki insan türününden birinin diğerinden farklı olarak hayatta kalması hiçbir
    kadersel değildir. Kısaca bu izdüşüm'e ayrıntılı olarak baktığımızda ikisi arasında ki farkın şans faktörü ve
    canlıların seçilimi teoremiyle ilgili olduğu düşüncesindeyim. Tahminen haklı olduğumu biliyorum. Bir insan asla hayatında
    şans faktörünün yerini başka bir varsayımla dolduramaz. Şans Allah'ın Kuantum Mekaniğinde geçtiği gibi kesin iradesidir.
    Bu kesin iradeyi düşünün tüm evren, insanoğlu, uzaylılar, peygamberler,melekler, şeytan ve daha bilmediğimiz gayp alemini
    yaratabilir? Bir düşünün lütfen, bu kesin iradeyi bir insan beyni nasıl çözümleyebilir?
    Kesin iradenin insan versiyonuda zaman içinde şöhret almış insanlardır. Bunlara örnek vermek gerekirse, madonna, atatürk,
    descartes,socrates,leonardo da vinci, tekerleği bulan insan, ilk resim çizen insan vb. gibileri. Ancak şunu söyliyim,
    peygamberler, baş melekler, ilahi yönde ün salmış kişiler bu şans faktörü içinde yer almaz. Peki bu insanlar kimler?
    İşte tam burada biz insanlara söz hakkı doğuyor. Acaba bu insanlar bizim seçimimiz olabilir mi? H.z. Musa, Hızır a.s.,
    Mikail a.s., Ebu Bekir Sıddık, Mevlana ve böyle kişiler bizim tercihimizden dolayı mı dünyaya geldiler? Bu sorunun cevabı
    evet! Bu ilahi nitelikli insanlar tüm insanoğlunun seçimiyle geldiler. Peki kesin irade ile insanoğlunun seçimleri arasında
    var olan, niteliksel bağ nedir? Bu bağı açıklamak çok güç olabilir. Biz insanlar kainatta varlığımızla varız. Yani Cennet
    ya da Cehennem burada bir yerlerde. Şimdi beynimizi biraz daha zorladığımızda bir insan hayal edebildikleri kadar mı ileri
    gider yoksa metafiziksel akıl ile gidebildiği sınıra kadar mı yol alabilir? Bu soruyu aklınızda kurcalayın ancak fazla
    yormayın beyninizi...
    Kahraman ne demek kısaca onu da anlatıyım, ben yazdıklarım içinde asla ama asla bir yerden kopyala yapıştır olarak aynısı-
    nı yazıp, bu kaynaktır deme taraftarı değilim. Okurum, düşünürüm ve aklımda kalanlar benim için kaynaktır. Aynısını geve-
    lemek kimseye yarar sağlamaz.
    Kahraman, insan topluluğu içinde meydana gelen kaotik durumda sistem matrix'inin açılımını ve işlerliğini tekrar eski
    haline geri döndürebilecek bir anahtardır. Bu insanlar neden varlar, kaça ayrılırlar ve neden varlar? Biraz açıyım, diğer-
    leri sizin hayal gücünüzle orantılıdır. Kahramanlar -İnsan yapımı -Allah yapımı olarak basit ve düzgün bir ayırıma tabidir.
    İnsan yapımı kahramanlar, insanoğlunun beyninde kurduğu bir ürünün çözümü için onlar tarafından hazırlanmıştır.
    Allah yapımı kahramanlar ise, yüce yaratanın kainatta bir anlam ifade edebileceğini düşündüğü için vardırlar.
    Kahraman olmak için bir insan ne yapabilir?
    Maddesel olarak,

    1-Lider
    2-Üst Ruh
    3-Aydınlanmış
    4-Hür iradeye sahip
    5-Şanslı olmalı...
    Bu şartlardan bir yada birkaçı bir insanda varsa sizde bir kahramansınız demektir.


  2. #2

    Üyelik tarihi
    08.11.2010
    Yer
    Allah'ın anıldığı yerlerden
    Mesajlar
    333
    Rep Puanı : 602
    Ettiği Teşekkür
    78
    77 mesaja 121 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    35

    Standart

    Şans ,tesadüf yoktur :Odaklanma vardır ve dolayısıyla odaklanılan şeyin getirisidir.
    Peygamberler ve ilahi kişilikler bir görev üzere gelmişlerdir.Mesela Buda bebekliğinde bu benim son dünyaya gelişim demiştir.Yani toplumsal bilinci yükseltmek ve düzenlemek için dünyada doğmuşturlar.

    Oğlum! Yiyeceği, içeceği, giyeceği, evleneceği ve oturacağı tasa etmeyesin. Bunlar nefsin arzu ve hevesleridir. Kalbin ve sırrın arzusu olan Hakk'ı aramak nerede? Abdülkadir Geylani

  3. #3

    Üyelik tarihi
    15.07.2011
    Yer
    Kâinat
    Mesajlar
    205
    Rep Puanı : 654
    Ettiği Teşekkür
    30
    8 mesaja 9 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Yazınızı sevdim öncelikle.Güzel bir bakış açısı değinilen konu vs.
    Toplumumuzda dinin ve ilahi yaklaşıma bu şekilde akıl yürütme, anlam çıkarma şeklinde düşünme maalesef yok denebilecek kadar az.
    Şans ifadesi biraz havada kalmış sanırım.Semavi dinlerde şans pek yürürlükte değil. Kader.Kaza şeklinde oluyor.
    Mesela herbirimizin erkek veya dişi olarak ayrılması bile belli bir seçim belli bir ayrımdan sonra olduğunu düşünüyorum. Çoğu kezde kıyametin daha önce belkide birçok kez kopmuş, bunun bir tekrarı olabileceğini düşünmüştüm.Bu düşüncelerimi destekleyen dini-tarihi olaylar okuduklarım etkili olmuştu. Düşünce şeklinizi beğeniyorum.Dine biraz daha insani boyutlarda hem düşünerek hem de yorumlayarak gerçeği arama şeklinde düşünmek önemli bence


  4. #4

    Üyelik tarihi
    03.07.2013
    Yer
    Pleiades
    Mesajlar
    313
    Rep Puanı : 414
    Ettiği Teşekkür
    117
    126 mesaja 174 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart

    ptaah adlı üyeye katılıyorum. Dünya üzerindeki hiçbir olay şans veya tesadüf değildir. Herkesin kaderi yazılıdır ve herkes kendi kaderini yaşar...


  5. #5

    Üyelik tarihi
    16.07.2013
    Yer
    NoWhere, AnyWhere, EveryWhere...
    Mesajlar
    36
    Rep Puanı : 177
    Ettiği Teşekkür
    11
    4 mesaja 5 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Ruhların Dünyası ile Karanlık İçindekiler İçin Uyanma ve Farkındalılık Zamanı
    -----------------------------------------------------------------------------
    Bölüm 2- Zaman 21:32 Tarih: 19 Temmuz 2013
    Ruhlar'ın sınıflandırılması mümkün yada geçerli bir varsayım mıdır? Bu sorunun cevabını şöyle alabiliriz. Ruhların içlerin-
    deki enerjilerine göre, basit bir sınıflandırılmaya gidebiliriz. 1- Beyaz Ruhlar 2-Karanlık Ruhlar
    Beyaz Ruh adından anlaşıldığı üzere herhangi bir manevi yönden kirlenmeye uğramamış ve kendini Allah'a adamış ve onun
    hizmetine yönelik olarak çalışan kişilerdir. Buna örnek vermek gerekmiyor. Kafanızda beyazlık olgusunu düşündüğünüzde bir
    takım cevapları bulabilirsiniz. Gerçi beyaz ruh'a sahip insanlarında günah işleme yada işletme vurgusu öngörülmektedir.
    Fakat bu tip insanlar nefslerinin kontrolünü ele geçirmiş olup, nefs makamında izzet-i nefs noktasına erişmiş olan kişi-
    lerdir.
    Biraz gerçek yaşama dönelim, biz insanları neye göre sınıflandırıyoruz acaba? Bu cevapta basit, para ve itibar. Güç sahibi
    olmanız için geçerli olan prosedür, paranız ve itibarınız olmasından geçmektedir. Yani bir insan yaşadığı boyutta ve dünya
    da ne ile var olur, neler ile yaşar, ne onu mutlu eder gibi soruların cevabı maddedir. Peki maddenin gücü bu kadar kuvvetli
    ki, dünyanın %80'i yaşamlarını böyle devam etmektedir. Ancak bu insanlar kendi sonsuzluğunu klasik tabirle kendi matrixleri
    ne dönüştürür oldular. Böyle bir yaşamda insanlar para kazanır, harcarlar, tuvalete giderler, aynı zamanda çocuklarını
    kendi düşündükleri gibi-sözde- yetiştirirler, sonrasında da hayatlarına veda ederler. Cennet'i beklemeli miyiz? Cennet
    aslında ne? acaba Allah'ın bize vaad ettiği cennet, biz para ile yaşayalım yine bir madde olarak ölelim diye mi var.
    Cevabı kendimce tabii, hayır, hem de kocaman.
    Yarım yarım anlatıp geçtiğimi düşünmeyin, bir şeyi hemen bitirmek yerine sizlerin düşünmesine olanak verip, ortak bir sonuç
    üretme düşüncesindeyim.
    Karanlık Ruhlar, bu dünyada Allah'ın kaidelerini bilen ancak bu kaideleri belirlemiş oldukları bir şekilde nokta olarak
    içlerine enjekte edip, dünyanın sırlarına ulaşmayı, daha farklı tanımıyla kendilerini dünyanın akışına bırakıp Allah'ın
    ahidde belirledeği şekilde kısmen ve büyük oranda uygulamayanlardır.
    Ruh dünyası biraz karmaşıklık barındırır içinde, onu anlamak için bir medyum, imam yada kahin olmanıza gerek yok.
    Ruh dünyası içinde bir takım nesneler barındırır ve bu nesnelerin kontrolü, sorumluluğu Allah'a ve onun izin verdiklerine
    aittir. Sizlere somut olarak anlatmak istiyorum, çünkü insan beyninin ve reaksiyon vermesinin ana gayesi maddedir, maddeci-
    liktir. İnsan beynini incelediğimizde modern bilimin deyimiyle iki ayrı korteksden oluştuğu görülür. Bir araştırmacı olarak
    bu bulgunun yanlış olduğu yine kendi görüşüme göre bunun üç bölüm olduğunu biliyorum. Peki bu üç bölüm nedir? ne işe yarar?
    Sol, sağ ve alt korteks olarak üçe ayrılır. Sol korteks hepimizin bildiği üzere sayısal yönü ile çalışır. Sağ korteks
    sözel olarak ve alt korteks ise, işte bu kısmı önemli ruhsal organizmaların algılanmasına sebebiyet verir. Alt korteksin
    bu özelliği, daha doğrusu alt korteksin nerede, ne şekilde işlediğini açıklamalıyım. Alt korteks, beyincikdir. Beyinciğin
    genel görevi, denge olgusudur. Ancak bilinmeyen ve benim ön görülerime göre, kanıtlanmasını da ileri ki yıllarda görebili-
    riz. Ruhsal organizmalar, atom altı parçacıklardır.
    Aydınlanma yaşamak, hidayete ermek herkes için geçerli veya bazı kişilerin ellerinden çıkma yada sizin deyiminizle onların
    yol göstericiliği ile midir? Cevap Hayır!! Bir insan hayatı boyunca beyaz bir noktayı izler. Bu yüce Allah hazretlerinin
    yoludur. Bunu bulmak hepimiz için mümkündür. Burada önemli olan bir şey daha söylemek isterim. Bir insan beyni ile yani
    diyebilirsiniz- benim deyimimle ve yanlış bulduğum- maddecilikle aklını ışığa açabilir mi? Dikkat edin, aklı ışığa açmak
    demek çok farklı bir şey demektir. Akıl ile hem bilim hem ruhani varlıklara ulaşılabilir. Uyarmak için söylüyorum haya-
    tınızda yaşadığınız bölüm içerisinde olduğu kadar insanlar sizlere yol göstermiş olmuş olup, sizleri belirli yerlere
    yönlendirmiş olabilir diye düşünebilirsiniz. Bunu asla düşünmeyin. Ünlü bir söz vardır. Bir insan doğarken yanlız gelir,
    ölürken de yanlız gider.

    Sır hakkında bir bölüm...
    Önceki bölümlerde daha çok madde ile münaşakamız
    olmuştu. Şimdi sizlerinde çok istediği üzere daha
    derinlere inme zamanı geldi.
    Yazıma din ile ilgili başlayıp, geliştirip, kuan
    tum mekaniği ile bitireceğim.
    Üçüncü Bölüm- Kabenin Anahtarı ve GnostizmHer kişi kabenin ne olduğu hakkında az çok bilgiye
    sahiptir. Kabe, h.z. muhammed a.s.v naaş-ı ekber-
    inin olduğu ve korunduğu yerdir.
    Peki bu güzel ve korunması gerekli yerin, en önem
    lise ibadet için çok önemli güzargahlar içinde bir
    yerde olan bu yerin, yani peygamberimizin özeli
    olan bu yer, herkes tarafından görülebilir mi?
    Hayır. Bunun sebebi, bu gibi kişilerin kendi varlık
    larından ötürü kaynaklandığı, ruhunun ise etkilenme
    sine sebep olabileceğinden dolayı yasaklanmıştır,
    oraya girmek. H.z. İbrahim a.s. tarafından temelleri
    atılmış bu mübarek yerin, önemi ve nokta yeri olarak
    da bilinmesinden ötürüdür ki, mekan olarak insanlar
    için ilgi çekicidir. Bunun korunması için de normal
    olarak biz insanlar nasıl diğer insanlardan koru-
    nuyorsak bu da aynı şekilde bir anahtar ve sphenx'e
    benzeyen kabenin koruyucusu denilen bir melek tara
    fından korunmaktadır. Peki, güzel de bu anahtar
    kimlerin elindedir? diye bir soru sorabilirsiniz.
    Bu mühim mevzunun iki tane doğrulanabilir, varsa
    yımı vardır. Birincisi, türklerin elinde olduğu,
    bu bence yanlış, İkincisi Suudi Arabistan Kabile-
    lerinden KUREYŞ ashabına ait bir kişi tarafından
    muhafaza edildiğidir.Gnostizm Nedir? Neler Getirir?Gnostizm, h.z. mehdi'nin müslümanlığın geliştirile
    rek daha büyük ve kapsamlı olarak ancak alt yapısı
    değiştirilmeden insanlığın hizmetine sunulmuş ol-
    masıdır.
    Bu dinin başlangıcını anlatıyım isterseniz,
    bu din h.z. isa'nın temellerini attığı ve 900-950
    li zamanda h.z. isa'nın incilinin 4 temel incil
    haline getirilip, anlamsızlaştırılması sırasında
    h.z. isa a.s'ın en sevdiği ve asılmasına sebep
    olan yahuda denilen bir havarinin müritleri tara
    fından gerçek incilin saklanıp, kopyasını çoğaltan
    ve koruyan ve ismi yine yahuda olarak geçen bu kişi
    nin benimsediği ve dünyada az bilinen bir din
    olmasına rağmen, mehdinin zuhur ettiği altın çağ
    denilen zamanda uygulayacağı dindir.
    Gnostizm, yaratan ile hiçbir bağ olmadan ve vası
    ta olmadan iletişime geçilebileceğini savunur.
    İbadet şekli günlük yaptıklarımızdır. Ekstrandan
    herhangi bir şey istenmez.
    İnsana Getirdikleri; bu din yada daha doğrusu
    din yamasının insanlara getirdiği huzur, barış ve
    refahtır. Tam tersine insanlara sonsuzluk bahşe-
    dilmesine rağmen dünyasal ve maddesel şeylerin
    daha önemli olduğudur.Kuantum Mekaniği, bir insanın yine bir insanı anla-
    yabilmesi için, oluşturulmuş en kapsamlı bilimsel
    yöntemdir.

    Konu Mefetseger tarafından (10.07.2015 Saat 12:25 ) değiştirilmiştir.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    11.03.2013
    Mesajlar
    54
    Rep Puanı : -17
    Ettiği Teşekkür
    8
    6 mesaja 10 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Sır denen şey yoktur belki de,sadece biz sır olarak gördüğümüz için çözemiyoruzdur.Belki kötü bir alışkanlıktır.


  7. heppha Üyemize teşekkür edenler:
    KaraKura (26.07.2013)

  8. #7

    Üyelik tarihi
    16.07.2013
    Yer
    NoWhere, AnyWhere, EveryWhere...
    Mesajlar
    36
    Rep Puanı : 177
    Ettiği Teşekkür
    11
    4 mesaja 5 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı heppha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sır denen şey yoktur belki de, sadece biz sır olarak gördüğümüz için çözemiyoruzdur. Belki kötü bir alışkanlıktır.
    Sevgili demirci dostum, bir insanın kendisi zaten bir mucizedir. Mucize nedir? Bir sırdır. Mucizelerin başlangıcı, gelişimini ve sonuçlarını izlediğin vakit onların Allah'ın (C.C.) bir sırrı olduğunu belirtir. Yine bana inanmadıysan Allah-u Teala'nın bir ayetini paylaşayım seninle. ' Biz onları çeşitli şeylerle destekledik, ancak bazıları onların yaptıklarına inanmayan oldular, bazıları ise; gönülden tasdiklediler...' şeklinde...


  9. #8

    Üyelik tarihi
    14.05.2013
    Mesajlar
    176
    Rep Puanı : 406
    Ettiği Teşekkür
    56
    43 mesaja 76 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Yaknız birşeyin altını çizmek istiyorum biz kaderimizi kendimiz çizeriz bunu ağacın gövdesinden gidilecek bir meyve gibi düşünün birsürü meyve var ve biz istediğimiz daldan giderek istediğimiz meyveye ulaşırız yani kaderimizi yazmış olan tanrı bize düşüncelerimizle yaşıyacağımız kaderi seçme fırsatı sunar

    -Sevgi ve Işıkla...


  10. ekcs Üyemize teşekkür edenler:
    KaraKura (26.07.2013)

  11. #9

    Üyelik tarihi
    16.07.2013
    Yer
    NoWhere, AnyWhere, EveryWhere...
    Mesajlar
    36
    Rep Puanı : 177
    Ettiği Teşekkür
    11
    4 mesaja 5 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı ekcs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaknız birşeyin altını çizmek istiyorum biz kaderimizi kendimiz çizeriz bunu ağacın gövdesinden gidilecek bir meyve gibi düşünün birsürü meyve var ve biz istediğimiz daldan giderek istediğimiz meyveye ulaşırız yani kaderimizi yazmış olan tanrı bize düşüncelerimizle yaşıyacağımız kaderi seçme fırsatı sunar

    -Sevgi ve Işıkla...
    Sevgili ecks,

    Bu meyve-tanrı ikili ilişkisini bazı Hristiyan kaynaklarında rastladığım olmuştur. Ben bu bahsi geçen yazılarımı sitede ki arşivsel bilgilerin artması ve insanların belli bir şekilde gözlerinin açılmasını yada biraz olsun göz kapaklarını oynatmak amacımdır. Yazıyorum, yazmaya devam ediyorum, bilakis siz sevgili üyelerimizin gösterdiği ışık dahilinde ilerlemek istiyorum. Yani bazı insanlar rahatsız olursa yazmayı keserim. Ben asla kendi doğrularımı kabullendirmek istemiyorum. Anlamışsınızdır, umarım...

    Şimdi yine demirci arkadaşımın dediğine binaen söylemek istiyorum, eğer sır ve birbiriyle ilişkisi paralel olan mucize kavramlarından birisi olmasa idi, neler olurdu, bir düşünün, bu dünyada mucizelerin gözle görülür olup olmaması ve insanların benim tahminim yarısından çoğu hala mucizelere inanmıyor, tamam, mucizeler gözle görülmez, nuranidir ve ışıktır, ancak insanların hayat çizgisinde önemli bir yer tutar. Düşünün ki, bir kişi hayatında değişim bekliyor ve karşısında onun ördüğü büyük bir karanlık duvar var, - ki bu dediklerimi tüm insanlar kafalarında tasarlıyorlar ve unutuyorlar, neden unutuyorlar, Beyin'in işlevselliği yeniye, yeniliğe odaklıdır. Yeni bir veri aldığı vakit, eski bilgileri siler yada rafa kaldırır. İşte bu yüzden insanlar için tüm evren için hatta daha büyük olaylar, nesneler ve bir takım durumlar için mucize bir gerçektir ve vardır...

    Şimdi Ecks, senin güzel ve anlamlı cümlelerine has olarak be bir soruyla cevap veriyim istersen,

    "Bir insan için, kendi yolunu çizmesi ve bunu bir tablo haline dönüştürmesi istendiğinde, buna Tanrı karışmak ister mi? ya da Tanrı karıştığı zaman o resim gerçekten tamamlanmış mıdır? Şans faktörü ile bir insanın gelebileceği ve aşamayacağı yolların aşılabileceği ve eski latince manasıyla 'serperto articirium' olan bu vakanın nasıl bir faktör göz önüne alındığını bilebilme olasılığımız nedir? Şayet kuantum mekaniğine göre, çoğunluk bilim adamlarının bing-bang'in başlama vurgusu için ona bir nokta halinde dokunuş yeter de artar denilip, bu mananın insanoğlu için şans faktörünü içerdiğini ve bu bağlamda şans faktörünün günümüz yaşantısında temel olarak ne sıklıkla karşılaşılıp, şaşırıldığı ve tekrar unutulduğunu biliyordun değil mi?


  12. #10

    Üyelik tarihi
    14.05.2013
    Mesajlar
    176
    Rep Puanı : 406
    Ettiği Teşekkür
    56
    43 mesaja 76 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Sevgili Karakura öncelikle saygılı ve güzel bir dil kullandığınız için size çok teşekkür ederim ne yazık ki birçok üyemiz bu güzel konuşma uslubundan yoksun saygısız ve fütursuz bir biçimde " Herşeyin en doğrusunu ben bilirim " tavırlarına giriliyor bunu yapmadığınız için size minnettarım.

    Hristiyan kaynaklarında bulmuş olabilirsiniz ama ben islami olarak düşünen biri olarak bunları yazdım çünkü ben düşüncelerimizin gideceğimiz yolu belirlediğine inanıyorum isterseniz biraz daha açarak anlatayım. İslam dininde çalışmak kadar güzel birşey yoktur ve çok önemli kabul edilir biz insanlar "Amaan allah zaten kaderimizi yazdı biz çalışmayalım evde yatalım nasıl olsa yine onun yazdığı kader alnımızda bu yazılıymış" dersek güzel mi yapmış oluruz ?

    Bende diyorum ki allah bizim önümüze iki seçenek koydu bu sadece bu konuyla alakalı, çalışmak ve çalışmamak. Çalışmayı seçersek kazanacaklarımız belli allahın bizim için verdiği rısk, alacağımız nimetler, bineceğimiz araba, oturacağımız semt... Çalışmayı seçersek yaşıyacağımız kader budur ve bunu yine allah belirlemiştir. Birde çalışmazsak ne olur ? Kesinlikle önceki kadar konforlu ve güzel bir hayat yaşıyamayız sürekli birilerine muhtaç yaşarız. Buda allahın biz eğer çalışmamayı tercih edersek bizim için yazdığı kader.

    Ben bunları söylemek istemiştim herhalde bazı hatalarım oldu anlatırken yanlış anlaşıldıysam affet lütfen

    -Sevgi ve Işıkla


  13. ekcs Üyemize teşekkür edenler:
    KaraKura (26.07.2013)

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •