Gizlimabet Fal Uygulamamıza Ulaşmak İçin İndir! Hemen Fal Baktır!
7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: 2411 Yıl Sonra Sokrates Yeniden Yargılandı!!!!

Paylaş
  1. #1

    Üyelik tarihi
    18.05.2010
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    2.346
    Rep Puanı : 27528
    Ettiği Teşekkür
    132
    280 mesaja 1.088 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    178

    Standart 2411 Yıl Sonra Sokrates Yeniden Yargılandı!!!!

    Mayıs ayının son haftasında Atina’da da ilginç bir dava vardı.

    Onassis Vakfı, Sokrates’in ölüm cezasına çarptırılıp cezanın infaz edilmesinden 2411 yıl sonra sembolik olarak yeni bir mahkeme kurdu.
    Sokrates, 10 yargıç ve 800 üyeli jüriden oluşan mahkemede yeniden yargılandı. Önce yargıçlar oylarını açıkladı. 5 yargıç Sokrates’in masum olduğuna inandığını söyledi, 5’i ise suçlu buldu. 5-5 berabere kaldılar.
    Bu oylamadan yola çıkarak şu yorum yapılabilir:
    Yargıçlar Sokrates’i anlamamaya devam ediyor hâlâ!
    Geçelim...
    Oylamaya jürinin yanı sıra internet üzerinden izleyiciler de katıldı.
    Sonuçta Sokrates suçsuz bulundu.
    ***
    Hapse düşen yurtseverin ilk aylarda okuduğu kitaplardan üçü şudur:
    Sokrates’in Savunması, Dreyfüs Davası, Mithat Paşa’nın Yargılanması...
    Aradan tam 25 asır geçmesine karşın Sokrates’in yaşamı, hakkında açılan davanın şekli ve savunması hâlâ günceldir.
    Sokrates’in gençlere başlıca öğüdü şuydu:
    “Önce öğrenmeyi öğrenin...”
    Sokrates’in gençlerle sohbetleri dönemin yöneticilerini rahatsız ediyordu. Hakkında dava açmak için bir fırsat kollanıyordu. Üç Atina yurttaşı Sokrates’in “suçlarını” bir kabın içine koyup mühürleyerek mahkemeye teslim ettiler. Buna bugünün diliyle ihbar mektubu ya da gizli tanık diyebiliriz. Ancak şunu da vurgulayalım; 25 asır önce bu işi yapanlar daha dürüstmüş, hiç değilse ihbarlarını, ifadelerini ikide bir değiştirmemişler.
    Sokrates’in suçları şunlardır:
    “Gençlerin ahlakını bozmak. Onları düzene ve tanrılara karşı kışkırtmak. Aile bağlarını zayıflatmak. Devlet tanrılarını yok sayarak yeni tanrılar yaratmak. Atina’nın iman ettiği ilahlara inanmamak.”
    Sokrates hakkında ihbarda bulunanlardan Anytos adlı kişi mahkemede şunu söyledi:
    “Ben oğlumu derici yapmak istiyordum. Ama Sokrates onun bilgeliğe yönelmesini istedi. Ruh dengesinin bozulmasına neden oldu. Oğlumu ve gençleri baştan çıkardığı için ondan davacıyım.”
    Sokrates ünlü savunmasına özetle şöyle başladı:
    “Atinalılar, beni suçlayanların üzerinizdeki etkisini bilmiyorum. Fakat beni suçlayanların sözleri o kadar inandırıcıydı ki, onları dinlerken az daha kim olduğumu unutuyordum... İnanın ki, bir tek doğru söz söylemediler. Uydurdukları birçok yalan arasında, beni usta bir konuşmacı gibi göstererek sözlerimin güzelliğine inanmamak için sizi uyanık olmaya çağırmalarına çok şaştım...
    Söylediklerinde doğru bir yan yoktur. Bense tüm gerçeği söyleyeceğim... Sizden yalnızca şunu dileyeceğim; kendimi savunurken öteden beri alışık olduğum gibi konuştuğumu, agorada, sarraf tezgâhlarında, benzer yerlerde nasıl konuşuyorsam burada da öyle konuştuğumu görürseniz şaşırmayın. O yüzden de sözümü kesmeyin...”
    Sokrates, hakkındaki suçlamaların cezasının ölüm olduğunu bile bile söze böyle başladı ve aynı tonda devam etti.
    Sözlerini şöyle bitirdi:
    “İyice bilin ki, bir değil bin kere ölmem gerekse, yolumu asla değiştirmeyeceğim. Bilesiniz ki, benim gibi bir adamı öldürmekle, beni değil kendinizi cezalandıracaksınız.”
    ***
    Sokrates 220’ye karşı 281 oyla ölüm cezasına çarptırıldı.
    24 saat içinde baldıran zehiri içirilerek cezanın infaz edilmesi gerekiyordu.
    Bir ay ertelendi. Dostları Atina dışına kaçırmayı önerdiler, bu mümkündü. Hayır, dedi. Belli bir para karşılığı canının bağışlanması gündeme geldi, yanıtı şu oldu:
    “Hiç param yok ki!”
    Sokrates ölüme giderken aslında ölümsüzleşmişti.
    Bugün Avrupa Birliği’nin üniversite öğrencilerine verdiği en kapsamlı burslardan birinin adı şu:
    Sokrates Bursu...

    Alıntı

    İnsan sureti bakımından mikrokosmoz, mana bakımından makrokosmozdur.
    Sen surette küçük, fakat manada, yani hakikatte en büyük alemsin.
    Surette meyve ağaçtan doğmuş ise de, hakikatte ağaç meyveden doğmuştur." Mevlana

    Sevgi ve ışıkla kalın

  2. #2

    Üyelik tarihi
    16.12.2009
    Mesajlar
    94
    Rep Puanı : 3
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    32

    Standart

    geç gelen adalet adalet değildir.


  3. #3

    Üyelik tarihi
    11.12.2011
    Yer
    Bursa
    Mesajlar
    85
    Rep Puanı : 14
    Ettiği Teşekkür
    0
    1 mesaja 1 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart

    Bu konuda hatırladığımız, aslında okuduğumuzdan beri bir türlü unutamadığımız bir anekdot.
    Socrates'in eşi çok üzgün ve ağlamaktadır. Son anlardır artık. Socrates sorar " Ne diye bu kadar çok üzülüp ağlıyorsun." Bunun kaçın ılmaz sonu değştirmeyeceğini vurgularcasına.
    Eşi cevap vermiş gözyaşlarının arasında "Seni haksız yere öldürüyorlar."
    O büyük düşünür, insanlar arasından insanlara örnek o alim, son nasihatini vermiş insan olmanın bir erdemini daha anlatarak; Biraz öfke biraz da sitem ile söylemiş:Haklı yere mi öldürselerdi?


  4. #4

    Üyelik tarihi
    19.05.2012
    Mesajlar
    470
    Rep Puanı : 237
    Ettiği Teşekkür
    29
    47 mesaja 93 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    25

    Standart

    sokrates yunan tanrılarını red ediyordu,
    peki neye inanıyordu.


  5. #5

    Üyelik tarihi
    09.12.2008
    Mesajlar
    560
    Rep Puanı : 920
    Ettiği Teşekkür
    68
    44 mesaja 99 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    42

    Standart

    Sokrates kendi Tanri'sini yaratmisti. Onun inandigi tanrilar degil bir tek ilahi kudretti ve kendini yaratilis amacina adamisti. Yani bu dunyaya gelisinde bir neden aradi ve insanlari bilgilendirmesi ve onlari dusunmeye sevk etmesi gerektigini gordu. Simdiye kadar gordugum filozoflar arasindan beni en cok etkileyen Sokrates'tir. Mahkeme oylamasi sirasinda onu anlayan birileri olduguna mi sevinmeliyim yoksa hala anlamamis kalaslarin olduguna mi uzulmeliyim bilemiyorum ancak soyle bir gercek var ki Sokrates insanlari dusunmeye tesvik ettigi icin katledildi.


  6. #6

    Üyelik tarihi
    18.05.2010
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    2.346
    Rep Puanı : 27528
    Ettiği Teşekkür
    132
    280 mesaja 1.088 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    178

    Standart

    Sokrates ve Felsefesi

    Felsefe tarihin en ünlü düşünürü olduğu ve adı efsanelere karışıp günlük dilde bile yaygın hale geldiği halde, Sokrates, yazılı tek satır bırakmamıştır. Onun görüşlerini, öğrencisi Platon'un ve Ksenophon'un yazılarından öğreniyoruz, i. ö. 469-399 yıllarında Atina'da yaşayan filozof, kendisinden önceki düşünürler gibi, dışgerçekle ve tabiatla değil, insanla ve ahlâk problemleriyle ilgilenmişti. Sokrates'in felsefî araştırmaları ahlâkî hayata, erdemlere (faziletlere) yöneliyor, bunları araştırıyor ve felsefe tarihinde ilk olarak ve kesin bir şekilde, insan aklı kendi kendisine dönerek kendisini inceliyordu. Filozof için gerçek değer taşıyan bilgi,insanın kendi kendisi hakkındaki bilgiydi.

    Sokrates'in «kendini bil!» sözünün anlamı budur. İnsanın ve ahlâkî hayatın (erdemlerin) ne olduğunu açıklarken, hiç bir şey bilmediğini söyleyerek işe başlıyordu Sokrates. Her şeyden şüphe ediyor; her şeyi eleştiriyor ve irdeliyordu. Bu açıklamalar, Sokrates'in, sofistlere benzediğini göstermektedir. Gerçekten de, tabiatı değil insanoğlunu araştırma konusu yapması ve büyük bir şüphecilikle davranması Sokrates'i, sofistlere yaklaştırmaktadır. Bununla birlikte, Sokrates, insan düşüncesinin herkes için geçerli doğrulara varabileceğine inandığı için sofistlerden kesin olarak ayrılıyordu.

    Filozofa göre, iyilik, kötülük, erdem, gibi ahlâkî gerçekler, toplumlara ya da insanlara göre değişen şeyler değildi. Bunlar, düşüncenin metotlu bir şekilde yürümesiyle, bilgisi sağlam bîr şekilde elde edilebilecek olan evrensel gerçeklerdi. Filozofun ödevi, şüphe, inkâr, eleştirme ve araştırma yoluyla, «iyilik», «kötülük», «erdem», «adalet» gibi kavramların tam bir bilgisine ulaşmak, bunların kesin tanımlarını (tariflerini) ortaya koymaktı. Aslında, bu bilgiler, insanların ruhunda gizli olarak bulunuyordu. Önemli olan, bu bilgileri uyandırmak, ortaya çıkmalarına yardım etmekti.Bundan ötürü Sokrates, kendi metoduna «maieutike» (doğurtma sanatı) adını vermişti.Bunu sağlamak için de, herhangi bir konu üzerinde bir kimseyle karşılıklı olarak konuşmaya girişiyordu. Bu karşılıklı konuşma, yani diyalog başladığı zaman, Sokrates konu hakkında hiç bir şey bilmediğini söyleyerek işe girişiyor ve sorular soruyordu. Karşısındaki kimse, üzerinde tartışılan konu (meselâ «adaletin ne olduğu») hakkında bildiklerini ileri sürünce, Sokrates «alaycı» bir tavırla, onun sağlam bilgiler ileri süremediğini gösteriyordu. Oysa, ahlâkî gerçekler hakkında sağlam ve herkes için geçerli bilgiler edinmek gerekliydi. Çünkü Sokrates'e göre, ahlâklı yani erdemli olmak demek bilgili olmak demekti. Ayrıca erdemli kimse, mutlu bir hayat süren kimseydi. Demek ki, filozof, bugün bize ilk ba-kışta bir hayli garip gelen bir görüşü savunmaktadır. Bu görüş, erdemli ya da ahlâklı olmakla, mutlu bir hayat sürmenin aynı şey olduğunu ileri süren görüştür.

    «Eudaimonist» (mutlulukçu) diye adlandırılan bu ahlak görüşü, bütün ilk çağ düşüncesinin kabullenmiş olduğu bir düşüncedir. Sokrates, ileri sürdüğü ilkeler ve kullandığı metot ile,ahlâk felsefesinde ilk bilimsel inceleme çığırını açmıştı. Bununla birlikte, geliştirilmiş ve ayrıntılı bir ahlâk felsefesi ortaya koymamıştı. Ne var ki, ahlâk felsefesindeki bu akılcı (rasyonalist) tutumu ve felsefeyi bir çeşit kendikendine dönmüş ve bilinçlenmiş düşünce olarak ortaya koyması, felsefe tarihinde ölümsüz ve belki de en önemli yeri almasını sağlamıştır.

    Sokrates, çağdaşları ve özellikle gençlik üzerinde büyük etki göstermişti. Bunun başlıca nedeni, düşüncelerine uygun olarak tam bir bilge hayatı sürmesi; «hakikati» aramaktan başka bir tutkuya kapılmamış olmasıydı. Düşüncesi ile davranışları arasında sağlam bir uyuşma ve bütünlük bulunması da, Sokrates'i, günümüzün düşüncesine ve felsefesine yaklaştıran çok önemli bir özelliktir. Filozof, içinde yaşadığı toplumun inançlarını, törelerini, peşin hükümlerini, sahte yanlarını derinlemesine eleştirip ortaya koyduğu ve akıldan başka bir yol gösterici tanımadığı için ölüme mahkûm edilmişti. Sokrates, hapishaneden kaçmayı kendine yediremeyerek ölümü kabul etti.

    İyiyi ve doğruyu arayarak, insanoğlunun yaşantısını daha mutlu kılmaya çalışan gerçek filozof tipinin temsilcisi olduğunu hayatı ve ölümüyle apaçık şekilde gösteren ilk düşünür Sokrates'tir.

    Alıntı

    İnsan sureti bakımından mikrokosmoz, mana bakımından makrokosmozdur.
    Sen surette küçük, fakat manada, yani hakikatte en büyük alemsin.
    Surette meyve ağaçtan doğmuş ise de, hakikatte ağaç meyveden doğmuştur." Mevlana

    Sevgi ve ışıkla kalın

  7. #7

    Üyelik tarihi
    07.06.2012
    Mesajlar
    19
    Rep Puanı : 1
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    ilginç yunan mitolojisinde zeus kendi kızlarına bile sulanıyor neredeyse, sokrates'in ahlak felsefiyse belli. Nasıl gençleri ahlakszlığa yöneltiyor dediler acaba


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Yargı,İyi-Kötü,Var'lık
    Konu Sahibi mürşid Forum Farkındalık
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.11.2012, 14:41
  2. Sokrates'in Ölümü
    Konu Sahibi cibabu Forum Sanat & Kültür
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 28.12.2011, 11:24
  3. OSHO-Sokrates Üzerine
    Konu Sahibi Mefetseger Forum Farkındalık
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.10.2011, 23:20
  4. Sokrates
    Konu Sahibi Diagramma Forum Sanat & Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.12.2008, 16:25
  5. sofizm&sokrates
    Konu Sahibi thechoosen Forum Sanat & Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.06.2008, 17:36

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •