Mısırlılar, en eski zamanlarda bile ölümden sonra varoluşu düşünürlerdi. Çeşitli doğa olayları ve özellikle güneşin günlük dönüşü, onlar için insan ruhunun gelecekteki hayatının bir tasviriydi. Ra'ya, yani ışınlarıyla hayatı uyandıran ve koruyan Güneş'e, Dünya'nın ve hayatın yaratıcısı ve koruyucusu gözüyle bakılıyordu. Güneş'in gökteki değişik durumları, her defasında değişik bir tanrıda kişilik bulmaktaydı. Öğle üzeri Güneş'in adı Ra idi ve gündüz gökteki tüm cisimlerin sembolüydü. Batan Güneşin adı Osiris ve gökyüzünün Güneş battığı andaki adı ise İsis'di. Osiris, İsis'in kocasıydı ve Horus, yani doğan Güneş, İkisinin oğluydu.Mitolojiye göre Seth, erkek kardeşi Osiris'i öldürdü. Seth, karanlığın tanrısıdır. Bu, efsanevi Güneşin bir tasviri, ruhun da kaderiydi. Çünkü Osiris, nasıl öldürülür, diriltilir ve karanlığı nasıl yenerse, insanda da bu böyle olur. Evet, insan mezara girecektir, ama Güneş'in karanlık geceden sonra yeniden doğması gibi tekrar dirilecektir. Ra ve Güneş gibi, ruh da ölümsüzdür ve aynı dolaşımı tamamlar.
Mısırlılar, ölülerin ruhuna kou derler. Mısır inanışına göre, ruh ölümden hemen sonra, Osiris'ten hüküm giymek üzere, yeraltı ülkesi Ker-Neter'e doğru yola koyulur. Yeraltı ülkesine,yanicehenneme giden yolda, insan ruhu çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır.Bunlarınarasında korkunç canavarlar ve şeytanlar tarafından kovalanmak da vardır. Bunlardan sıyrılabilmek için tanrısal öğretileri iyi bilmek gerekir.Ker-Neter'e varır varmaz, ölünün hayatı tartılır. Klbi, Horus'un tuttuğu bir terazi kefesine konurken, diğer kefede de adalet yer almaktadır. Terazinin gösterdiği, bilgelik tanrısı Toth tarafından not edilir. Ruhun gelecekteki
kaderi buna bağlıdır. Dürüst olan, Osiris'in eşliğine kabul edilirken, fazla hifif bulunmuş olan, tamamen yok edilmekle cezalandırılır. Dürüst olmayanın cezası, cehennem darağacı Nemma'da yerine getirilir. Bir su aygırı, oarada kafasını yer. Bu ikinci ölüm sonunda ruhların adları, iki defa ölenlerdir. Bu ceza yerine getirilmeden önce ruh, yeryüzünde şaşkın gibi dolaşmak, birçoksınavdan geçmek sorundadır. İstediği bir şekle girebilme kudretindedir. Hem yaşayan insanlara, hem de mumyalara girebilir.Yaşayanlar, Tanrı Seth ve beraberindekilere karşı olduğu gibi, 'iki defa
ölenlere karşı da savaşmak zorundaydılar. Ruh için çok çeşitli sınavlar ve tehlikeleri başarı ilegeçiştirebilmek için, muskalar ve kutsal eşyanın etkilerine ait bilgi, Mısır'da büyük önem taşıyordu.Bu yüzden ölüler mezara konurken, geride kalanlar yanlarına sihirli nesneler bırakırlardı. Eksiksiz bir gömme ayinini kapsayan Ölüler Kitabı 150'den fazla bölümden oluşmuştur. Mısır'ın Ölüler Kitabı incelendiğinde, bu dinin esaslı unsurlarından birinin tekrardoğuş olduğu anlaşılır. Bu kitabın konusu, ruhun yeryüzündeki hayatı, ölümden sonraki temizlenişi, uluhiyetle en son birleşmeye kadar yeni bir tecrübe için yeryüzüne tekrar dönüşüdür. Yunan tarihçisi Heredot şöyle yazmaktadır: Mısırlılar, insan ruhunun ölümsüz olduğu, ölümden sonra, ruhun o anda doğmakta olan başka bir mahluka göçtüğü doktrininden ilk bahsedenlerdendir. Ruhun, yeryüzü, deniz ve havanın bütün mahluklarının hayatını yaşadıktan sonra yeniden insan bedenine girdiği ve bu seyahatlerinin 3000 sene sürdüğünü söylerler.'

( Tekrar Doğuş / Evrensel Yasa 1 - Bilyay Vakfı )