Gizlimabet Fal Uygulamamıza Ulaşmak İçin İndir! Hemen Fal Baktır!
Sayfa 1/3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Philadelphia Deneyi

  1. #1

    Üyelik tarihi
    18.12.2009
    Mesajlar
    548
    Rep Puanı : 1100
    Ettiği Teşekkür
    8
    40 mesaja 74 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    42

    Standart Philadelphia Deneyi

    RAINBOW PROJESI ( PHILADELPHIA EXPERIMENT ) "YOK OLDU" ve 640 Km UZAKTA ORTAYA ÇIKTI.
    MOLEKÜL TRANSFERİ GERÇEKLEŞTİ Mİ?
    PROJECT RAINBOW

    28 Mart 1943 ; ABD'li bilim adamı Dr. Morris Jessup'ın, Einstein'ın birleşik alanlar kuramına dayanarak bir "ışınlama" deneyi yaptığı iddia edildi. 'Philadelphia deneyi" adıyla bilinen ve askeri gizlilik içersinde gerçekleştirilen olayda, 104 mürettebatlı "USS Eldridge" adlı askeri gemi, tanıkların iddialarına göre Philadelphia deniz üssünde, yeşil bir sise bürünerek yavaş yavaş "kayboldu" ve kısa bir süre sonra 640 km. ötedeki Norfolk deniz üssünde ortaya çıktı.

    Deney ile ilgili medyatik ciddi araştırmalar, 1980'de PHİLADELPHİA DENEYİ'ni perdeye getiren filme izin verildikten sonra başladı. Daha öncelerde, kamuoyuna göre olay sadece saçma bir söylentiydi. Charles Berlitz ve William Moore'un ortak yazdıkları kitap bir fantazi olarak kabul görmüştü.Ama deney ile ilgili kuşkular hala sürmektedir, nedeni anlamsız bir söylenti dahi olsa aşağıda okuyacağınız olaylar dizisi, şaşırtıcı, düşündürücü ve gerçekçidir.


    Philadelphia Deneyi günümüz şartları gözönüne alındığında daha etkin ve düşündürücü bir iddiadır,olayda adı geçen bir avuç insandan geriye hemen hemen kimse kalmadığından kesin doğrulanma için ABD gizli arşivlerinin açıklanması gerekmektedir. Fakat, film için devlet tarafından zor izin verilmesi kuşku uyandırmakta ve dikkatleri yoğunlaştırmaktadır.Yaşamını Philadelphia Deneyi'ni araştırmaya adayan ve bir de "A-Z'ye Philadelphia Deneyi" adlı kitabı yazan Alfred Bielek bize tüm olanları anlatırken, "neredeyse delirme noktasına geldiğini söylüyordu;Philadelphia Deneyi tasarlanırken amaç çok güçlü bir elektromanyetik alanın sağlanarak gemilerin görünmez olmaları ve bu sayede top mermilerinden ve denizaltıların atacakları torpitolardan korunmasıydı.Hatta daha sonra,görünmezlik alanını bir benzerinin denizde değil, havada oluşturarak önemli üslerin görünmesinin engellenmesi de düşünülmüştü.

    "EVRENSEL ZAMAN SAATİ"

    Deneyin resmi ve bilimsel adı "PROJECT RAİNBOW" (Gökkuşağı Projesi)idi. Gökkuşağı Projesi, iddialara göre II.Dünya Savaşı sırasında küçük destroyer tipi bir savaş gemisinin başından geçti.Olayın yeri Philadelphia Deniz Üssü'ydü amaç ise gemiyi düşmanın fark etmemesi için görünmez yapmaktı.Projeye göre, fikir orjinaldi ve düşman radarları hiç fark etmeden gemi istenilen yerde birden ortaya çıkacaktı.Bilimsel tanımın adı;OPTİKAL GÖRÜNMEZLİKTİ; özel bir sistemle veya jeneratörle oluşturulan çok güçlü manyetik bir alan gemiyi saracak, ışınları veya radar dalgalarını büker yada kırarken gemi görünmez olacaktı. Düşüncesi dahi bir mucizeye benziyordu ve iddialara göre de Gökkuşağı Projesi başarılı olmuştu. Yani gemi fiziksel olarak kaybolmuş ve tekrar geri dönmüştü. Tanıklara göre geminin üzerini bir pelerin gibi saran manyatik alan görevini yapmıştı. Fakat ana hedef geminin kaybolduğu yerde değil, bir başka yerde ortaya çıkmasını sağlayabilmekti yani daha yaygın bir deyimle "ışınlama" yapılmalıydı.
    Philadelphia Deneyi'nin temelinde düşünce olarak Albert Einstein'ın ''Çekim ve Elektriklenmede Birleşik Alan Kuramı'' vardır. Bu teori bu konuyla ilgili kişilerce "Elektronik kamuflaj" olarak tasarlandı.Einstein, bu teorisi 1925-27 arasında Almanya'da bir bilim dergisinde yayınlandı.Fakat Einstein,bu teoriyi daha denememiş ve daha tam anlamıyla geliştirmemişti.O zamanlardaki amaç, çok güçlü elektromanyetik alanın yapılarak gemilerin görünmez olmaları ve düşman kuvvetlerine karşı korunmasıydı.Hatta bu olayı havada oluşturarak üslerin görünmesinin engellenmesi de düşünülmüştü.Bu deneyin çalışmaları 1930 yıllarda "Project Rainbow"ismiyle başlatıldı.Başlatıldığı yer ise Chicago Üniversitesidir. 1 yıl sonrada bu çalışma PrincetonÜniversitesinde devam ettirildi.bazı bilim adamları bu projede zaman zaman yer aldılar.Bunlar Einstein, Dr. Johnvon Neumann ve Dr. Nikola Tesla'dır.Dr. Alfred Bielek her 10 yılda bir Ağustosun 12'sinde manyetik enerji alanının tekrar oluştuğunu öne sürüyordu.1943'ten sonra 1963 ve 1983'te aynı olay olmuştu. sebebi ise "Senkronizasyondu" Enerji alanları tekrar toplanıyor, dalgalanarak ortaya çıkıyordu, fakat bu alanlar karmaşıktı. Neumann, 1986'da ölen Bielek'in anılarından yazdığına göre bu olayları doğrulamıştı.İfadesi teyp bantlarında vardı. Oluşturulan büyük enerji, doğru açıda sekronize edilirken birden kontrol dışına çıkmış ve "Yönsüz dalgalar'a" dönüşmüştü. Bunun sonucunda ortaya alışılmadık etkiler çıkmaya başlamıştı.Senkronize dalgalar zamanı büküyor ve etkiliyordu.Bir diğer ilginç yaklaşım, Wisconsin Üniversitesi Matematik Profesörü olan Henry Levenson'dan gelmişti.Bu fikre göre zamanın merkezi bir alanın çevresinde yoğunlaştığını ve bir "Zaman Saati" oluşturarak, tüm varoluşun gerçekleştiği ve gerçekleşeceği şifrelerle çalıştığını söylüyordu; Dediğine göre "Şifrelerin içinde yaşayan herşey vardır, dünyadaki bütün maddesel varoluş dünya saat ve zamanına göredir;dünya, Güneş saatine göre, Güneşde galaktik saate göre ayarlıdır.Eğer zaman kilidi yüksek ve güçlü bir enerji alanı ile bozulursa, ortaya çeşitli zaman ve mekan dengesizlikleri çıkar.Taki zaman yeniden kendini tamir edip yeniden dengesini bulanadek"

    BİLİM ADAMI DR. MORRİS K. JESSUP'UN ESRARENGİZ ÖLÜMÜ


    [LEFT]Olaylar 1943 yılı haziran ayında başladı.Geminin adı USS Eldridge'di, DE 173 bir koruma destroyeri olarak sınıflandırılmıştı. Bir görgü şahidine göre,75 KVA gücündeki iki dev jeneratör geminin ön top taretlerinin altına monte edildi, buradan geminin güvertesine 4 manyetik ışın yayılacaktı. 3 RF vericisi ( Herbiri iki megavat CW gücündeydi ve onlarda güverteye monte edilmişti.),3000 adet 6L6 güç artırıcı tüp,iki jeneratörün oluşturduğu gücü yayacaklardı, özel senkronizasyon ve modülasyon devreleriyle diğer ekipman,oluşan kütlesel elektromanyetik alanları kullanılırlığa indirgerken, kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi saracak ve sonuçta gemi düşman gözlemcileri için görünmez olacaktı.USS Eldridge adlı destroyer, Philadelphia Deniz üssü'nün önünde biraz açıkta duruyordu, gözlem gemisi olarak da SS Andrew Furuseth isimli bir şilep seçilmişti.İşte iddialara göre Philadelphia Deneyinin ortaya çıkmasını sağlayan insan bu geminin personelinden bir gemicidir. Bu kişi Carl M. Allen imzasıyla, 1950 yılında Dr. Morris K. Jessup'a garip mektuplar gönderdi ama zarfın üzerindeki isim Carlos Miguel Allende'ydi,Mektupta yazılanlara göre Allende veya Allen, olayları baştan sona seyretmiş gibiydi,Jessup adres olarak verilen posta kutusuna mektup yazarak ayrıntı istedi ve bir mektup daha geldi; bu Allen, anlattıklarını kanıtlamak için hipnoz, sodyum pentatol ( bilinci uyuşturarak iradeyi kran doğruyu söyleten bir ilaç )ve teyp kaydı istiyor,olayın etkin bir biçimde açıklanması halinde insanların böyle bir nakil sistemiyle yıldızlara dahi gidebileceğini yazıyordu.


    -U.S.S Eldridge gemisinde kullanıldığı iddia edilen jenaratör-

    Jessup ise bu kişinin tanıklık iddialarından en azından bir tanesinin doğru olabileceğini söylüyordu.Aslında Jessup, matematikçi ve gök bilimciydi.Astro-fizik alanındaki
    çalışmaları nedeniyle Felsefe Doktoru ünvanını almıştı.İnkalar ve Mayalar'la ilgili çalışmalar yaptı. Bermuda üçkeni ve UFO konularında tezler yayınladı.İkinci mektuptan sonra Jessup, Deniz Kuvvetleri'nden bir davet aldı.Deniz Kuvvetleri Araştırma Bürosu'na gittiğinde eline bir kitap verildi ve kitap kendi yazdığı kitaptı, bir yıl önce Büro'ya postayla yollamıştı."THE CASE FOR THE UFO" adlı kitap taslağını Deniz Kuvvetleri'nden Amiral N. Furt'a yollamıştı ama Amiral haberinin olmadığını söylüyordu.
    Kitabın sayfaları üç değişik yazıyla yazılmış ve notlar alınmıştı,Dr. Jessup yazılardan birisinin Alle'nin yazısının aynı olduğunu fark etti.Notlar sanki dünya dışı birisinin gözlemi olarak yazılmış gibiydi, binlerce yıl önceki uygarlıklardan söz ediliyor, dünyaya gelen uzay araçları tarif ediliyordu, sonunda ise Güç alanlarından, bir maddenin nasıl kaybolup, nasıl ortaya çıkarılabileceği ve 1943'te philadelphia'da yapılan deneyden söz ediliyordu.Normalde, saçma olarak tanımlanması gereken bu kitap, nedense ABD Hükümeti tarafından Pentagon'da üst düzey belli yetkililere özel olarak dağıtıldı.Carlos Miguel Allende veya Carl Meredith Allen yani Dr. Jessup'a mektup yazıp,deneyi anlatan kişi kimdi? Neden mektubu yazdıktan sonra kayboldu ve öyküsünü neden basına yollamadı? ABD Hükümeti, Jessup'un üzerinde notlar bulunan kitabıyla neden bu kadar ilgilendi?1959 Nisan'ında Jessup, arkadaşı doktor Mason Valentine'i arayarak Deney ile ilgili kesin sonuçlara ulaştığını anlatarak ertesi gün buluşmalarını istedi, 20 Nisan akşamı yemekte buluşacaklardı ama bu yemek gerçekleşemedi.Buluşacakları gece, Miami'de Hammock Parkı'nda Dr.Morris K. Jessup, arabasında ölü bulundu, polis raporlarına göre arabasında ekzoz gazıyla intihar etmişti ve söz konusu notlar ortada yoktu.Arkadaşları Jessup'un asla intihar edecek biri olmadığını söylediler,Valentine ise Jessup'un hastaneye götürüldüğünde hala sağ olduğunu öğrendiğini iddia etti fakat bunlardan bir sonuç çıkmadı ve olay kapandı. Acaba öyle miydi?Jessup'un Philadelphia Deneyi ile ilgili çalışmalarına ne olmuştu? Bu çalışmalar kimleri,neden rahatsız etmişti? Bu gizem hala çözülmüş değil.Yoksa böyle bir oyunla Jessup kendisine mektup yazan kişi Allen tarafından veya başka güçlerle intihar süsü verilerek notlarıyla birlikte bir yeremi götürülmüştü?

    DENEY BAŞLIYOR

    Tanığa göre, deney 22 Haziran 1943'te sabah saat 09.00' da jeneratörlere güç verilerek başlatıldı.Manyetik alan oluşuyordu; sonra yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başladı ve USS Eldridge kayboluyordu; Olayın tanığı şöyle devam ediyor;"Bir an sadece geminin çıpasını görebildim, sonra oda kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı; bomboş denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehşet ve heyacan içinde nefeslerini tutarak bu inanılması güç başarılarını seyrediyorlardı.Gemi ve mürettebatı hem radarda hemde gözlerimizin önünde yok olmuştu.Her şey planlandığı gibi yürüyordu, 15 dk. sonra emir verildi ve jeneratörlerin şalteri kapatıldı. Önce hiç bir şey olmadı, arkasından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge yeniden görünmeye ve ortaya çıkmaya başladı ama gemi nereye gitmiş ve nereden geliyordu?


    Sis azalırken, birşeylerin tuhaf gittiğini hissediyorduk.Hemen gemiye yanaştık, ilk önce mürettebatın çoğunun geminin yanından sarkıp kustuklarını gördük,diğerleri ise geminin güvertesinde şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı,sanki hiç birinin bilinci yerinde değildi.Yetkili ekipler gemiye girerek bütün mürettebatı kısa süre içerisinde uzaklaştırdılar ve yerlerine hazır bekletilen yeni bir mürettebat aldı. Bir iki gün sonra, yeni bir deneye daha karar verildi.Gemi istenilen radar görünmezliğine ulaşmıştı, donanım değiştirildi ve 28 Ekim 1943'te deney yine aynı gemide tekrarlandı.Jeneratörler çalışmaya başladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulaşmıştı, sadece burnu ve arkası görülüyor, arada ise bazı çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldı.Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o çizgide yok oldu. Şimdi gemi tamamen yokolmuştu. Bir kaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk'ta ortaya çıktı. Göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia'da tekrar ortaya çıktı. Bu kez durum çok ciddiydi, tüm mürettebatın başı beladaydı.

    Bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmediler.Bu olayın en korkunç bölümü ise beş tane denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının içinde kalmalarıydı.Bu çok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski haline dönemedi.Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hiçbir şey yoktu.Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çıkan insanlar vardı. Manyetik alanın içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birisinin yüzüne ve eline dokunulmasıyla görünür hale geliyorlardı, yani dokunmanın giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. "Donma" adı verilen bu olay saatlerce, günlerce sürebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donmustu ve altı ay sonra kurtarılabilindi. Elektronik kamuflaj başladıktan sonra geminin ve mürettebatının bütünüyle kaybolup,çok uzak bir yerde ortaya çıkıp ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi? diyor olayın tanığı.Philadelphia deneyi hakkında ''gemi'' nasıl Norfolk'a gitti? Neden yine Philadelphia'da bir yere gitmedi? Levenson'un "Zaman Kilitleri"mi neden olmuştu?
    Biz bir zaman dizisi içerisinde yaşıyoruz her hareketimizde bir an geçiyor ve zamanı olmadan süregelen uzayla çevriliyiz. Uzay-Zaman içinde bir yerde, bir an için var olduğumuzda, oluşan zaman karesi yani o anın resmi, lokal uzay / mekan koşulları gereğince yakalanır ve dünyadan çıkarak güneş sistemine yayılır ama uzaya gitmez ve Güneş sisteminin çevresinde yörüngeye girer. Bu "Işınlanma" gibidir.Yani her hareketimizin bir resmi çekilip, uzaydaki albümde yerini almıştır.Bu sonsuz zaman resimleri veya dilimleri Yaradılıştan beri vardır.Yani dünya zamanı içinde değilde,uzay zamanı içinde geri dönüp tüm resimleri görebiliriz.Bu oluşumun diğer koşulu bugünün emilme özelliğidir,içinde bulunduğumuz an bir balon gibi şişerek holografik bir görüntü oluşturur; bu tekbir anlık resimlerin biriktiği bir alandır ve özel bir uzay alanındadır. Yani o alanda bu an geçmişdeki tüm anlar vardır; işte USS Eldridge'nin Norfolk'ta ortaya çıkmasının nedeni geçmişinde orada bulunmasıdır; çarpılan uzay-zaman alanında geminin geçmişte orada bulunduğu anı resmi ortaya çıkmış ve gemi görünmüştür.Yani o anda hem Philadelphia'da hemde Norfolk'tadır.Eğer zaman alanını yeterince bozabilirsek,bir yerde görünebilir,dünya-zamanda değil, uzay-zamanda yer değiştirmiştir. Sebebi daha önce oradaydı.Eğer olay sırasında ve transfer tamamlanmadan önce birisi enerjiyi durdursaydı, madde parçacıkları ışınlanarak emilecek kaynağına doğru yani geriye vakumlanarak bu andaki orjinal yerine dönecekti. İki tane balon düşünün;birisinin içinde Philadelphia'da USS Eldridge bulunsun; Diğer balon ise Norfolk'ta ama içi boş;Bu boş balonda madde olmayan holodrafik görüntü beliriyor ve bu görüntü geçmişte bir yerde olan uzaysal bir imaj.Geçmişteki her zaman resmi bir holografik bir imaj balonu olarak vardır,Bunu bir çizgi filmin kareleri olarakta düşünebilirsiniz. Bu resim dizisi her varolan her şey için oluşmaktadır. Eğer biz Philadelphiya'da bulunan USS Eldridge'nin kendisinin bulunduğu dolu balonu sıkıştırırsak,Norfolk'daki boş balona giden maddi bir bağlantı koridoru yada madde tüpü oluştururuz.Yani imaj gemiye doğru...
    Philadelphia Experiment (Philadelphia Deneyi) filminden bazı ilgi çekici sahneler: Resimlerde geminin yoğun manyetik alanlar içinde bir HYPER uzaya ( hyperspace) doğru geçişi görülmektedir.


    Bu noktada, kaynağın dörtte biri boş, hedefin dörtte üçü doludur, işte tam bu anda birisi balonu sıkıştırmayı durdurursa ne olur? Işınlanmış madde dalgalar halinde geri dönerek orjinal uzaysal alanına geri döner yine vakum yaparak balonunu doldurur. Basınç yani sıkıştırma enerjisi "Yüksek şiddette titreşen manyetik alanlar" transferden önce serbest kalmıştır. Sonuç dalgaları dev bozucu veya distortional etkiler yaratarak kütleyi alanında hacimsiz bırakırlar. Canlı organizmaların kayıt alanındaki etkileri kağıt gibi incedir, dalga yerini alırken tüm dalgaların kaydı sırasında kurbanlar hayalet kayıtlara dönüşürler. Bu bio-plazmik alanın bozulması ciddi fiziksel sorunlara yol açabilir; Bu olasılık öldürücü ve şaşırtıcıdır ama yapacak bir şey olamaz,Eğer amaç görünmezlikse, çeşitli tanım ve yorumlar getirebilir. Ama niçin gemi suya batmamış ve ya karada bir kentin ortasında belirmemiştir sorusunun cevabı yukardadır, zira geçmişin resimlerinde bunlar yoktur. Ve negatif sonuçlara göründüğü kadar bakılırsa, deneyde yanlış giden birşeyler vardır.Ama bunlar nelerdir?
    Philadelphia Deneyi bu bilimsel anlatımlardan sonra bugün 1943'te olduğundan daha güncel.Yeni kaynaklardan yeni ayrıntılar öğrenilmekte ,başka bir iddiaya göre projede görev alanların beyni yıkanarak, gördüklerini unutmaları sağlanmıştı. Fakat yıllar sonra anılar geri gelmeye başladığı için yaşayan tanıklar konuşmaya başladılar. Bielek bu yeni iddialardan kitabında söz ediyor.

    Philadelphia deneyi ile ilğili bazı sorular:
    Philadelphia Deneyi, 1943 yılında gerçekten USS Eldridge adlı bir destroyerde
    veya başka gemide mi yapıldı? Bu gemiye ne oldu?
    Gerçekten göz açıp kapanıncaya kadar koca bir destroyer 640 km uzağa gidip geldimi?
    Her iki deneyde yer alan mürettebata ne oldu? Şimdi neredeler ve 54 yıl sonra hala yaşayanlar varmı?
    İçlerinden hiçbirisi ortaya çıkıp, olayı neden anlatmadı?
    Nasıl olduda ABD Deniz Kuvvetleri, böylesine önemli bilimsel adımı 50 yıl saklayabildi?
    Böylesine korkunç bir sonuca ulaşan bu teknoloji nasıl bir şeydi?
    Einstein'in "Birleşik Alan Kuramı" gerçekmiydi?
    Peki bu kuram geliştirilip, tamamlanmışmıydı?
    Bu gün Philadelphia Deneyi ile ilgili dosyalar hangi kapalı kapının ardında saklanıyor?


    Bu noktada, kaynağın dörtte biri boş, hedefin dörtte üçü doludur, işte tam bu anda birisi balonu sıkıştırmayı durdurursa ne olur? Işınlanmış madde dalgalar halinde geri dönerek orjinal uzaysal alanına geri döner yine vakum yaparak balonunu doldurur. Basınç yani sıkıştırma enerjisi "Yüksek şiddette titreşen manyetik alanlar" transferden önce serbest kalmıştır. Sonuç dalgaları dev bozucu veya distortional etkiler yaratarak kütleyi alanında hacimsiz bırakırlar. Canlı organizmaların kayıt alanındaki etkileri kağıt gibi incedir, dalga yerini alırken tüm dalgaların kaydı sırasında kurbanlar hayalet kayıtlara dönüşürler. Bu bio-plazmik alanın bozulması ciddi fiziksel sorunlara yol açabilir; Bu olasılık öldürücü ve şaşırtıcıdır ama yapacak bir şey olamaz,Eğer amaç görünmezlikse, çeşitli tanım ve yorumlar getirebilir. Ama niçin gemi suya batmamış ve ya karada bir kentin ortasında belirmemiştir sorusunun cevabı yukardadır, zira geçmişin resimlerinde bunlar yoktur. Ve negatif sonuçlara göründüğü kadar bakılırsa, deneyde yanlış giden birşeyler vardır.Ama bunlar nelerdir?
    Philadelphia Deneyi bu bilimsel anlatımlardan sonra bugün 1943'te olduğundan daha güncel.Yeni kaynaklardan yeni ayrıntılar öğrenilmekte ,başka bir iddiaya göre projede görev alanların beyni yıkanarak, gördüklerini unutmaları sağlanmıştı. Fakat yıllar sonra anılar geri gelmeye başladığı için yaşayan tanıklar konuşmaya başladılar. Bielek bu yeni iddialardan kitabında söz ediyor.




    Dr. Valentine, Charles Berlitz'le yaptığı röpörtajda şöyle diyordu;Bence Philadelphia Deneyi bilinen ve alışılmış yollarla açıklanamaz.Bazı bilim adamları atomun temel yapısının, madde parçacıklarından değil, elektromanyetik alanlarda oluştuğu görüşündeler.Bu çok karmaşık enerji alanlarının birbirlerini etkilemesi olayıdır. Eğer böyle bir evrenin içinde maddenin katlı fazları bulunmasaydı, şaşılırdı.Bu fazların birisinden birisine geçilmesi bir yaşamdan ötekine geçmeye benzer. Boyutlar arası değişmedir yani dünyalar içinde dünyalar olabilir. Manyetik alanların karıştırıcı olarak değişimler yaratabileceğinden kuşkulanılıyordu. Maksatlı olarak, olağan dışı manyetik koşullar yaratılması hem fiziksel, hemde yaşamsal olarak maddenin fazını değiştirebilir. Bu durumdada, bağımsız bir varlık olmayan ama içinde bulunduğumuz yaşama benzer belirli bir madde / zaman / enerji boyutunun bir parçası olan zaman faktörünü'de çarpıklaştırır. Kısacası deney olasıdır.

    Philadelphia Deneyi isimli filimden bazı sahneler:

    Berlitz'e göre Philadelphia deneyi'nin yapılıp yapılmadığı belli değildir ve şu an için kanıtlanamaz ama kavram olarak geçerlidir.Çünkü Einstein'ın ''Birleşik Alan Kuramı'' tarafından desteklenmektedir.Eğer deney yapıldıysa, söylentilerin ardındaki gerçek tanıklar susmaktadırlar ve belkide Türkiye'de de yayınlanan ''Yok Oldu''( Thin Air) kitabında anlatıldığı gibi çıldıran ve inanılmaz değişimler gösteren mürettebatın çoğu ölmüş veya gizli bir yerde ölümü beklemektedir.Ve belkide bir gün üzerinde ''çok gizli'' yazılı bir dosyanın açılma zamanı gelecek karanlıklar aydınlanacaktır.

    Gökkuşağı Projesi/ project Rainbow
    Amerikan donanmasına ait, USS Eldridge adlı 1240 tonluk bu gemi, 1951'de Yunan donanmasına katılana kadarki hizmet yaşamında ilginç bir deneyim yaşadı.
    1943 kışında, USS Eldridge, dünya savaşında başarı kazanmak için çeşitli yöntemler geliştirmeye çalışan donanma tarafından Gökkuşağı Projesi adı verilen teknik bir deneye maruz bıraklıldı. <Yan tarafta U.S.S ELDRİDGE gemisi görülüyor.
    Philadelphia Deneyi olarak ta bilinen bu deneyde gemi, elektromanyetik alan üreten bir düzenekle çevriliyor ve güçlü jeneratörlerden verilen akımla bu manyetik alan içinde etki altına alınıyor.
    Resmi açıklamaya göre amaç, geminin olağan manyetik alanını yok ederek elektromanyetik tetikleme ile çalışan mayınlardan etkilenmesini önlemek.
    Resmi olmayan iddialara göre asıl amaç, radarda görünmezlik hatta optik görünmezlik sağlayacak şekilde bir manyetik alan yaratmak ve geminin yansıttığı ışığı eğmek.
    Fakat akım verildiğinde beklenmedik gelişmeler yaşanıyor ve gemi tamamen yok oluyor. Akım kesildiğinde gemi yeniden beliriyor. Deney esnasında geminin başka bölgelerde aniden belirip yok olduğuna dair ihbarlar ortaya çıkıyor. Deney sonucunda gemi personelinin çoğunun kaybolduğu, aklını yitirdiği ya da bedenlerinin kısmen geminin dokusu ile birleşmiş olduğu görülüyor. Bu bilgiler tahmin edileceği gibi resmi olarak yalanlanıyor. Gemi 1951'de yunan donanmasına devrediliyor. 1990'lara kadar orada hizmet veriyor.

    Philadelphia Deneyi 2
    Orjinal isim: Philadelphia Experiment II
    Yönetmen: Stephen Cornwel
    Başrol: Brad Johnson

    Mayıs 1943'te "USS Philadelphia Eldridge" deneyi adlı çok gizli bir askeri proje
    vardır. Amaç radarlarda görünmezliği sağlamaktır. Sonuç ise tam bir felaket olmuştur. Deneyden sadece bir tek kişi kurtulur. Adı David Herdog' dur... Deney onu zamanda 40 yıl ileri 1984 yılına göndermiştir... 9 yıl sonra 1993'te hayatından 40 yılı çalınan David bu olayın getirdiği ruhsal karmaşada cehennem azabı yaşarken, yeni bir proje için tekrar çağrılır. Bu kez bir uçak ve görünmezlik projesi çerçevesinde gizli bir deney planlanmıştır. Ön çalışmalar sırasında David'de bir takım gariplikler olmaya başlar... İlki dünyada büyük sansasyona yol açan filmin ikincisinde de heyecan tüm hızıyla devam ediyor...

    Philadelphia Experiment -2 Filminden bazı sahneler:











    Tüm hakları Çetin BAL' a aittir.


  2. Ajan 47 Üyemize teşekkür edenler:
    Selenit (20.11.2015)

  3. #2

    Üyelik tarihi
    04.06.2008
    Mesajlar
    1.725
    Rep Puanı : 12616
    Ettiği Teşekkür
    165
    499 mesaja 1.901 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    112

    Standart

    Dünya üzerindeki herşeyin bir enerjiden ibaret olduğunu defalarca söylüyoruz. Bu enerjiler açıklanmaya başladıkça ve üzerinde yapılan çalışmalar sıklaştıkça bu gibi örneklerle çok fazla karşılaşacağız. Teşekkür ederiz. güzel bir konu olmuş.


  4. #3

    Üyelik tarihi
    18.12.2009
    Mesajlar
    548
    Rep Puanı : 1100
    Ettiği Teşekkür
    8
    40 mesaja 74 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    42

    Standart

    Rica ederim . Ama çoğu insan bu enerjiyi inkar ediyor .


  5. #4

    Üyelik tarihi
    12.11.2009
    Mesajlar
    77
    Rep Puanı : 7
    Ettiği Teşekkür
    0
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    35

    Standart

    Güzel paylaşım,ben de daha kısa bir yazı okumuştum bu konuda.Hükümetin deney sırasında gemide olan tüm personelin -sorun yaşamış olsun olmasın - çeşitli bahanelerle akıl hastanelerine yatırıldığını okumuştum,iddialarının yalanlanabilmesi için.

    Eğer bu deneyin ardından aynı konuda tekniklerini geliştirdilerse,ellerinde korkutucu bir güç var demektir.


  6. #5

    Üyelik tarihi
    05.06.2008
    Mesajlar
    4.256
    Rep Puanı : 28736
    Ettiği Teşekkür
    333
    1.411 mesaja 5.997 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    205

    Standart Philedelphia Deneyi

    Philedelphia Deneyi

    1943 Haziran'i. Philedelphia Limani'nda siradan bir donanma destroyeri Eldridge'e hiç de öyle siradan olmayan kargolar yükleniyor. Tonlarca elektronik malzeme ve 75 KVA'lik iki devasa jeneratör, 4 manyetik kule ve sadece yapanlarin ne
    oldugunu bildigi bir sürü cihaz. USS Eldridge adeta yüzen bir
    trafo merkezi gibi bu yüklerle. Ve tabi baslarina gelecek
    olaylardan habersiz mürettebat.
    Emir geliyor: Salteri açin. Kurulan düzenekler gemiyi yapay
    bir yildirim saganaginin içine aliyor. Dev kulelerden yayilan
    elektromanyetik alan gemiyi kusatiyor. Gemi yavas yavas yesil
    bir sisin altinda yitip gidiyor saskin bakislar arasinda.
    Ve çok kuvvetli mavu bir isik beliriyor geminin oldugu yerde.
    Yaratilacak elektromanyetik zirhla radar dalgalarina karsi
    görünmez olmak isteyen ABD donanmasi için bu bekleneni asan
    bir durum. Düsman radarlari gemiyi göremez artik ama çiplak
    gözle de görünmüyor gemi. Koca gemi saydamlasiyor sanki.
    Akim kesiliyor. Ve Eldridge görünmeye basliyor yeniden.
    Deneyi planlayanlarin bile kafasi karisiyor. Bu kadarini
    kimse beklemiyor. Hatta Gökkusagi Projesi olarak adlandirilan
    projenin beyni Morris K. Jessup bile sasiyor bu ise. Sasmayan
    tek kisi ise deneyle ilgili en ince detaylara kadar her türlü
    bilgiyi Morris'e veren Carl Allen. Tam bir bilmece adam. Deney
    kadar esrarengiz bir adam.
    Deneyden sonra gemide çok büyük bir degisiklik görünmüyor.
    Ama tayfalar için ayni seyi söylemek güç. Midesi bulananlar,
    basi dönenler, aklini kaçiranlar hiç de önemli degil digerlerinin
    yaninda. Bazi tayfalar yari görünmez, bazilari duvarlardan
    geçebiliyor, bazilari kendiliginden alev alip yaniyor ama en ilgici
    5 tanesinin T1000 misali geminin metaliyle kaynasmis olmasi.
    28 Ekim 1943'te final deneyi yapiliyor. Bu kez hayvanlar da kobay. (deneylerin vazgeçilmezleri). Akim veriliyor jeneratörlere. Jeneratörler yükselticilerle kat kat arttirilan enerjiyi kulelere gönderiyor. Kulelerse yekpare bir elektromanyetik alanla geminin kusatilmasini sagliyorlar. Gemi yine optik görünmez oluyor. Ve efsane basliyor; Eldridge Norfolk'ta, Eldridge Virginia Limaninda, ve Eldridge dünyanin bir çok limaninda görünüp kaybolan bir hayalet gemi. Deney basladiktan 5 dk sonra Philedelphia Efsanesi'ni baslatan destroyer 630 mil uzaktaki Norfolk limanina ulasiyor. Olusturulan 10larca yildirimin gücüne esit enerji alani gemiye yeni bir boyutun kapisini açiyor ve gemi zamanda, mekanda seyahat etmeye basliyor. Karadelikler ve Karadelik Buharlasmalari gibi bilgiler bu denli birikmeseydi bu deney tümüyle muallakta kalirdi. Ama Karadeliklerin, teorik fizikcilerle el ele verip gündeme getirdigi WORM HOLE (kurt deligi,solucan deligi,horn hole) zaman ve mekan yolculugunu rahatlikla açikliyor. Böylece deneyin olmazligi kalmiyor.Çok asiri elektromanyetik alanlar,tipki karadeliklerde asiri çekimin ve spinin (dönmenin) yarattigi etkiyi gösteriyorlar. Zaman ve mekanda yolculuga izin veriyorlar. Zaten Karl Allien'e göre de olay bu kadar basitti:Çok asiri manyetik alan WORM HOLE yaratacak, oraya giren hersey de (enerji de dahil) tünelin içinden uzay-zamanin baska bir yerine gidecekti. Boyutlar arasi bir kapinin elektromanyetik sokla aralanmasiydi basitçe.
    Bu konuda virgülleri koyan Stephen Hawking, Beyaz Saray'da Bill Clinton'a zamanda yolculugu ve zaman makinesini anlatarak son noktayi koydu. Bütün kitaplarini okuyanlar, zamanla Hawking'in görüslerinin nasil zamanda yolculuk lehine dönüstügünü görürler.
    O da bu fenomenleri WORM HOLE lara bagliyor. Isteyenler Hawking'in bu konusmasini ve diger inanilmaz öngörülerini
    http://www.sun.com/newmedia/whitehou...n_hawking.htmladresinden Real Video olarak izleyebilir. Bence mutlaka ve defalarca izlenmeli. Insanin ufkunu açiyor demiycem, bir manyetik alanla boyutlar arasi kapi açip kurt deligine atiyor. (Message filmi de bugüne kadar WORM HOLE kavramini en iyi isleyen film) Gökkusagi Projesine çok büyük fon ayiran Amerikan Donanmasi Ekim'deki firal deneyinden sonra durduruyor projeyi. Ben deneyle ilgili söylenen bir sözü aktarayim deneylerin durdurulma nedenini siz bulun. "Bütün bilim-kurgu yazarlari bir araya gelip hayal güçlerini sonuna kadar zorlasaydi,yine de deneye katilan insan ve hayvanlarin basina gelenleri tasavvur edemezlerdi." Gelelim deneyin patronu Morris'e. Karl Allien'den bir yolunu bulup UFO motorlarinin ayrintili çizimlerini aldi. UFO'larin esrari adli kitabina bu çok detayli çizimleri koymaya kalkinca MIB tarafindan temizlendi. Kitap bu ayrintili UFO teknik resimlerinden arinmis olarak yayinlandi.
    Bu deneyle ilgili çok iyi bir kitap mevcut. Kisaca bu kitaptan bahsetmek istiyorum.
    Kitabin Adi: A'dan Z'ye Phi Deneyi
    Yazar: Andrew Hochheimer & (Rick Andersen)
    Sayfa: 290
    Proje Adi:Rainbow Project
    Yazar Charles Berlitz and William Moore'un Görünmezlik
    Projesi adli kitabini okuduktan sonra. Gökkusagi Projesini
    arastirmaya koyulmus. (Berlitz Bermuda Seytan Üçgeninin de
    yazari) Ilk önce ise en yakin halk kütüphanesinden baslamis.
    Daha sonra konuyla ilgili buldugu tüm dokümanlari toplamaya
    baslamis. Ve sonunda adi geçenleri insanlari bulmaya, ilk
    elden deneyi ögrenmeye çalismis. Göründügü kadariyla bu kitap
    Phi Deneyi ile ilgili yazilmis en iyi ve en yeni kitap.Daha
    önce yayinlanmis her türlü makale, yazi, kitap incelenmis.
    Hatta yan konular da (ufolar, Seykan Üçgeni, Einstein'in
    Teorileri, Kuantum Konulari...) arastirilmis.
    Rainbow Project: 2. Dünya savasinda Filedelfiya Limanindaki
    bir küçük destroyer düsman radarlarina görünmez kilinmak
    istendi. Hedef radarlara görümezlikti.Ama sonunda optik
    görünmezlik gerçeklesti. Hatta fazlasi. Çok asiri bir manyetik
    alan yaratilarak gemi, radyo dalgalari veya isiga karsi geçirgen
    olacakti. Bu sekilde gizlenecekti. Bir yaz günü gemi çok asiri
    enerji ile yüklenen bölgede gemi inenilmez biçimde mayboldu.
    Gemi için radyo dalgalarina karsi bir perde, kalkan isteniyordu.
    Gemi bir süre için fiziksel olarak kayboldu ve sonra geri döndü.
    Gemi isik duvarina ulasti, teleportasyon gerçeklesti.
    Eiinstein'in çekim ve elektrik için olusturdugu birlesik
    alanlar teorisinin avantajlari kullanilarak elektronik kamuflaj
    düsünülmüstü. Ayni teori Tesla tarafindan Iron Curtain yani
    demir perde teknolojisinde de esas alinmistir. Teori 1925-27
    yillarinda Almanya'da Einstein tarafindan yayinlanmisti.
    Arastirmanin hedefi güçlü elektromanyetik alanlar kullanarak
    gemiyi düsman radar ve torpidolarindan gizlemekti. Her nasilsa
    Eldridge boyutlar arasi bir kapi açti.

    Benim fikrimce yillarca teorik fizik üzerine yazilmis dünyanin
    en ünlü bilim adamlarinin kitaplarini okudum. Hawking, Taylor,
    Thorn, Penrose, Einstein, Davies, Sagan, Feynman, Nambu, Weinberg vs... Hepsi de bu evrenin sirlarina ermek için kafa patlatmislar. Yukarida dedigim gibi son noktayi Bill Clinton'a zamanda yolculuk mümkündür diyerek Stephen Hawking koydu. Karadelikler, WORMHOLE'lar gerçek olduguna ve aman-mekan gezilerine olanak verdigine göre bu deney ister gerçek olsun ister masal hiç de önemli degil.

    Ya kendin dikebilirsin ya da hiç kimse eline bir iğne bir iplik verebilirim dedi.. Tanrı

  7. #6

    Üyelik tarihi
    15.04.2009
    Yer
    antalya-ısparta
    Mesajlar
    133
    Rep Puanı : 7
    Ettiği Teşekkür
    0
    3 mesaja 3 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    38

    Standart

    ilginçmiş daha önce rusya da yapılan yerin 14km altındaki bir deneyle ilgili birseyler duymuştum acaba bu konuda bilgin var mı


  8. #7

    Üyelik tarihi
    31.12.2010
    Mesajlar
    22
    Rep Puanı : 42
    Ettiği Teşekkür
    0
    4 mesaja 4 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    31

    Thumbs up PHILADELPHIA DENEYi

    PHILADELPHIA DENEYi - MOLEKÜL TRANSFERi GERCEKLESTi Mi ?
    1943 yilinda yapildigi iddia edilen Philadeiphia Deneyi'ni anlatan bu yazi bir çalismanin özetidir. Deney ile ilgili medyatik ciddi arastirmalar, 1980'de Philadeiphia Deneyi'ni perdeye getiren filme izin verildikten sonra basladi. Daha öncelerde, kamuoyuna göre olay sadece saçma bir söylentiydi. Charles Berlitz ve William Moore'un ortak yazdiklari kitap dahi Daniken uçuklugunun yarattigi dalgalarin içinde kaybolmus ve yeterince ilgi görmeyerek, bir fantezi olarak kabul görmüstü. Ama deney ile ilgili kuskular hala sürmektedir, nedeni anlamsiz olan bir söylenti dahi olsa asagida okuyacaginiz olaylar dizisi, sasirtici, düsündürücü ve gerçekçidir.



    Philadeiphia Deneyi günümüz sartlari gözönüne alindiginda daha etkin ve düsündürücü bir iddiadir, olayda adi geçen bir avuç insandan geriye hemen kimse kalmadigindan kesin dogrulanma için ABD gizli arsivlerinin açiklanmasi gerekmektedir. Fakat, film için devlet tarafindan zor izin verilmesi kusku uyandirmakta ve dikkatleri yogunlastirmaktadir.Yasamini Philadeiphia Deneyi'ni arastirmaya adayan ve bir de "A - Z'ye Philadeiphia Deneyi" adli kitabi yazan Alfred Bielek tüm olanlari anlatirken, "neredeyse delirme noktasina geldigini söylüyordu; "Taniklarin sayisi azdi ama bilgi çok fazlaydi. Sanki süper marketteki tezgahlardan istedigim mali seçiyordum. Neyin ne kadar gerekli ve dogru oldugunu seçmek hiç kolay degildi. Oysa John Lennon'un dedigi gibi ben sadece "birazcik gerçek" istiyordum. Uyduruk bilimsel tanimlamalardan, psikoruhsal iddialardan, uzaylilardan uzak kalmanin savasim verdim. Tüm titizligime ragmen yine de, kitap yayinlandiktan sonra tepki aldim ve gördüm ki kitapta adi geçen bazi kisiler ve olaylardan hoslanmayanlar vardi. Oysa ben bu güncel miti biraz da süslemek istemistim. UFO'lardan ve Bermuda üçgeni'nden okuyucuyu biraz heyecanlandirmak amaciyla desen olarak söz ettim. Ama uzaylilar insan etini tavuk eti kadar lezzetli buluyorlar, tarzinda bir uçukluga asla kalkismadim."

    Philadeiphia Deneyi tasarlanirken amaç, çok güçlü bir elektromanyetik alanin saglanarak gemilerin görünmez olmalari ve bu sayede top mermilerinden ve denizaltilarin atacaklari torpidolardan korunmasiydi. Hatta daha sonra, görünmezlik alaninin bir benzerinin denizde degil, havada olusturularak önemli üslerin görünmesinin engellenmesi de düsünülmüstü.
    "Evrensel Zaman Saati"
    Deneyin resmi ve bilimsel adi "Project Rainbovv (Gökkusagi) Projesi" idi. Gökkusagi Projesi, iddialara göre II.Dünya Savasi sirasinda küçük destroyer tipi bir savas gemisinin basindan geçti. Olayin yeri Philadeiphia Deniz Üssü'ydü amaç ise gemiyi düsmanin fark etmemesi için görünmez yapmakti. Projeye göre, fikir orjinaldi ve düsman radarlari hiç fark etmeden gemi istenilen yerde birden ortaya çikacakti. Bilimsel tanimin adi; optikal görünmezlikti; özel bir sistemle veya jeneratörle olusturulan çok güçlü manyetik bir alan gemiyi saracak, isinlari veya radar dalgalarini büker ya da kirarken gemi görünmez olacakti. Düsüncesi dahi bir mucizeye benziyordu ve iddialara göre de Gökkusagi Projesi basarili olmustu. Yani gemi fiziksel olarak kaybolmus ve tekrar geri dönmüstü. Taniklara göre geminin üzerini bir pelerin gibi saran manyetik alan görevini yapmisti. Fakat ana hedef geminin kayboldugu yerde degil, bir baska yerde ortaya çikmasini saglayabilmekti yani daha yaygin bir deyimle "isinlanma" yapilmaliydi.

    Philadeiphia Deneyi'nin temelinde düsünce olarak Albert Einstein'in "Çekim ve Elektriklenmede Birlesik Alan Kurami" vardir. Kuram, deneyciler tarafindan elektronik kamuflaj olarak tasarlandi. Einstein, kuramim 1925-27 arasinda Almanya'da bir Prusya bilim dergisinde yayinladi ama kuramini denemis ve hatta tam anlamiyla gelistirmis degildi. O donemdeki amaç, çok güçlü bir elektromanyetik alanin saglanarak gemilerin görünmez olmalari ve bu sayede top mermilerinden ve denizaltilarin atacaklari torpidolardan korunmasiydi. Hatta daha sonra, görünmezlik alaninin bir benzerinin denizde degil, havada olusturularak önemli üslerin görünmesinin engellenmesi de düsünülmüstü. Deneyin temel çalismalari, "Project Rainbow" adiyla 1930'larin basinda Chicago Üniversitesi'nde baslatilmisti, 1931'de Princeton Üniversitesi'ne tasindi. Einstein, Dr. John von Neumann ve Dr. Nikola Tesla zaman zaman bu projede yer aldilar. Burada Dr. Alfred Bielek'in çalismalari ve anilari çok önemlidir; Bielek, her 10 yilda bir 12 Agustos'ta manyetik enerji alaninin yine olustugunu öne sürüyordu. Yani 1943'ten sonra 1963 ve 1983'te bu olay olmustu, olayin nedeni Senkronizasyon'du. Enerji alanlari yine toplaniyor, dalgalanarak ortaya çikiyordu, ama bu alanlar karmasik ve saskindi. Bilgisayarin babasi olan Neumann, 1986'da ölen Bielek'in anilarinda yazdigina göre olayi dogrulamisti ve ifadesi teyp bantlarinda vardi. Neumann doga yasalarinin tam ögrenilmemesinin çok tehlikeli olabilecegini de söylüyor ve korkuyordu. Olusturulan dev enerji, dogru açida senkronize edilirken birden kontroldan çikmis ve "yönsüz dalgalar"a dönüsünce alisilmadik etkiler baslamisti. Senkronize olamayan dalgalar zamani büküyor ve etkiliyordu.

    Bir diger ilginç yaklasim, Wisconsin Üniversitesi Matematik Profesörü olan Henry Levenson'dan gelmisti; Levenson, zamanin merkezi bir alanin çevresinde yogunlastigini ve bir "Zaman Saati" olusturarak, tüm varolusun gerçeklestigi ve gerçeklesecegi sifrelerle çalistigini söylüyor ve ekliyordu; "Sifrelerin içinde yasayan her sey vardir, dünyadaki tüm maddesel varolus dünya saatine veya zamanina göredir; dünya, Günes Saati'ne göre, Günes de galaktik saate göre ayarlidir. Eger, zaman kilidi bir yüksek ve güçlü bir enerji alaniyla bozulursa, ortaya çesitli türlerde zaman ve mekan dengesizlikleri çikacaktir. Ta ki, zaman kendini yeniden düzeltip, dengesini bulana kadar..."


    USS Eldridge bir seferinde görülüyor(25 Nisan 1944)
    Bir bilim adaminin esrarengiz ölümü
    Biz yine Philadeiphia Deneyi'ne daha da dogrusu Philadeiphia'ya dönelim. Olayin yasandigi dönemdeyiz; Öykü 1943 yili Haziran ayinda basladi, geminin adi USS Eldridge'di, DE 173 bir koruma destroyeri olarak siniflandirilmisii. Bir taniga göre, 75 KVA gücündeki iki dev jeneratör geminin ön top taretlerinin altina monte edildi, buradan geminin güvertesine dört manyetik isin yayilacakti. üç RF vericisi (Her biri iki megawat CW gücündeydi ve onlarda güverteye monte edilmisti.), 3000 adet 6L6 güç artirici tüp, iki jeneratörün olusturdugu gücü yayacaklardi, özel senkronizasyon ve modülasyon devreleriyle diger ekipman, olusan kütlesel elektromanyetik alanlari kullanilirliga indirgerken, kirilmis ve isinlar ve radyo dalgalari gemiyi saracak ve sonuçta gemi düsman gözlemcileri için görünmez olacakti. USS EIdridge adli destroyer, Philadeiphia Deniz Üssü'nün önünde biraz açikta demirsiz duruyordu, gözlem gemisi olarak da SS Andrew Furuseth adli bir silep seçilmisti. iste iddialara göre Philadeiphia Deneyi efsanesinin baslangicina neden olan insan bu geminin personelinden olan bir gemicidir. Bu adam, Cari M. Allen imzasiyla, 1950 yilinda Dr. Morris K. Jessup'a garip mektuplar yazdi ama zarfin üzerindeki isim Carlos Miguel Allende'ydi. Mektuptaki anlatima göre Allende veya Allen, olayi bastan sona izlemis gibiydi, Jessup adres olarak verilen posta kutusuna mektup yazarak ayrinti istedi ve bir mektup daha geldi; bu Allen, anlattiklarini kanitlamak için hipnoz, sodyum pentatol (bilinci uyusturarak iradeyi kiran dogruyu söyleten bir ilaç) ve teyp kaydi istiyor, olayin etkin bir biçimde açiklanmasi halinde insanlarin böyle bir nakil sistemiyle yildizlara dahi gidebilecegini yaziyordu. Jessup ise, adamin taniklik iddialarindan en azindan bir tanesinin dogru olabilecegini düsünüyordu. Aslinda Jessup, matematikçi ve gökbilimciydi. Astrofizik alanindaki çalismalari nedeniyle "Felsefe Doktoru" ünvani almisti, inkalar ve Mayalarla ilgili çalismalar yapti, Bermuda Üçgeni ve UFO konularinda tezler yayinladi.
    ikinci mektuptan sonra Jessup, Deniz Kuvvetleri'nden bir davet aldi. Deniz Kuvvetleri Arastirma Bürosu'na gittiginde eline bir kitap verildi ve kitap kendi yazdigi kitapti, bir yil önce Büro'ya postayla yollanmisti. Jessup, hatirliyordu; The Case for the UFO" adli kitap taslagim Deniz Kuvvetleri'nden Amiral N. Furth'a yollamisti ama Amiral haberi olmadigim söylüyordu. Kitabin sayfalarina üç degisik yaziyla yazilmis notlar alinmisti, Dr. Jessup yazilardan birisinin Aden'in yazisinin aynisi oldugunu fark etti. Notlar sanki dünyadisi birisinin gözlemi olarak yazilmis gibiydi, binlerce yil önceki uygarliklardan söz ediliyor, dünyaya gelen uzay araçlari tarif ediliyordu, sonunda ise güç alanlarindan, bir cismin nasil kaybolup, yine nasil ortaya çikarilabilecegi ve de 1943'te Philadeiphia'da yapilan deneyden söz ediliyordu. Normalde, saçma olarak tanimlanmasi gereken bu kitap, nedense ABD Hükümeti tarafindan Pentagon'da üst düzey belli yetkililere özel olarak dagitildi. Carlos Miguel Allende veya Cari Meredith Allen yani Dr. Jessup'a mektup yazip, deneyi anlatan adam kimdi? Neden mektubu yazdiktan sonra kayboldu ve öyküsünü neden basma yollamadi? ABD Hükümeti, Jessup'un üzerinde notlar bulunan kitabiyla neden ilgilenmisti? 1959 Nisan'inda Jessup, arkadasi Dr. Mason Valentine'i arayarak Deney ile ilgili kesin sonuçlara uiastigini anlatarak ertesi gün bulusmalarim istedi. 20 Nisan aksami yemekte bulusacaklardi ama bu yemek gerçeklesemedi.

    O gece, Miami'de, Hammock Parki'nda Dr. Morris K. Jessup, arabasinda ölü bulundu, polis raporlarina göre arabasinda egzoz gaziyla intihar etmisti ve söz konusu notlar ortada yoktu. Arkadaslari Jessup'un asla intihar edecek biri olmadigini söylediler, Valentine ise Jessup'un hastaneye götürüldügünde hala sag oldugunu ögrendigini iddia etti fakat bunlardan bir sonuç çikmadi ve olay kapandi. Acaba öyle miydi? Jessup'un Philadeiphia Deneyi ile ilgili çalismalarina ne olmustu? Bu çalismalar kimleri, neden rahatsiz etmisti? Gizem hala çözülmüs degil.

    Molekül transferinde kullanilan jeneratör
    Korkunç olay basliyor...
    Taniga göre, deney 22 Haziran 1943'te sabah 09:00'da jeneratörlere güç verilerek baslatildi. Manyetik alan olusuyordu;
    sonra yesilimsi bir sis gemiyi örtmeye basladi ve USS EIdridge kayboluyordu;
    tanik söyle devam ediyor; "Bir an sadece geminin çipasini görebildim, sonra o da kayboldu, artik sis de yoktu ve bombos denize bakiyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamlari korku ve heyacan içinde soluklarim tutarak inanilmaz basarilarim seyrediyorlardi. Gemi ve mürettebati sadece radardan degil gözlerimizin önünden de yok olmustu. Her sey planlandigi gibi gelisiyordu, 15 dakika sonra emir verildi ve jeneratörlerin salteri kapatildi. Önce bir sey olmadi, ardindan yesil sis yine ortaya çikti ve USS EIdridge görünmeye ya da geri dönmeye basladi ama nereden geliyordu? Sis azalirken, bir seylerin yanlis gittigini hissettik. Hemen gemiye yanastik, ilk önce mürettebatin çogunun geminin yanindan sarkarak kustuklarim gördük, digerleri güvertede saskin saskin bilinçsizce dolasiyorlardi. Yetkili ekipler gemiye girerek tüm mürettabati kisa bir zaman içersinde uzaklastirdilar ve yerlerini hazir bekletilen yeni bir mürettebat aldi. Birkaç gün sonra, yeni bir deneye karar verildi, gemi istenilen radar görünmezligine ulasmisti, donanim degistirildi ve 28 Ekim 1943'te deney yine ayni gemide yapildi. Jeneratörler çalistiktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulasmisti, sadece burnu ve kiçi görülüyor, arada ise bazi çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldi. Birkaç dakika sonra mavi bir isik parladi ve o çizgi de yok oldu artik gemi tamamen yoktu. Birkaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk'ta ortaya çikti. Ama göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadeiphia'da tekrar ortaya çikti. Bu kez durum ciddiydi, tüm mürettebatin basi beladaydi. Bazilari yok oldu ve bir daha geri dönmediler ama en korkuncu bes denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katilasan metal levhalarinin içinde kalmalariydi. Bu feci bir olaydi, birisi kurtuldu ama bir daha asla eski haline dönemedi. Aklini tamamiyle yitirmisti ama yapacak bir sey yoktu. Bazilarinin psisik yetenekleri gelismisti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çikan insanlar vardi. Manyetik alanin içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birinin yüzüne veya eline dokunmasiyla görünür hale geliyorlardi yani dokunmanin giysilerin olmadigi bir yere yapilmasi gerekiyordu. "Donma" adi verilen bu durum saatlerce, günlerce sürebiliyordu hatta bir tayfa^ nin donmasi alti ay sürdükten sonra kurtarilabildi. Elektronik kamuflaj basladiktan sonra geminin ve mürettebatinin bütünüyle kaybolup, çok uzak bir yerde ortaya çikip ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi? Sorunun cevabi hala yok ama Philadeiphia Deneyi hayatimda yasadigim en korkunç, en inanilmaz olaydi;
    bildiklerim bu kadar, uzmanlarin ne düsündüklerini bilecek konumda degildim."


    USS Eldridge'nin ve gözlem gemisinin o dönemdeki rotalari

    Holografik balonlar
    Gemi nasil Norfolk'a gitti? Neden yine Philadeiphia'da bir yere gitmedi? Levenson'un "Zaman Kilitleri" mi neden olmustu? Biz bir zaman dizisi içinde yasiyoruz, her hareketimizde bir an geçiyor ve zamani olmadan süregelen uzayla çevriliyiz. Uzayzaman içinde bir yerde, bir an için varoldugumuzda, olusan zaman karesi yani o anin resmi, lokal uzay/mekan kosullari geregince yakalanir ve dünyadan çikarak günes sistemine yayilir ama uzaya gitmez ve günes sisteminin çevresinde yörüngeye girer. Bu "isinlanma" gibidir yani her hareketimizin bir resmi çekilip, uzaydaki albümde yerini almistir. Bu sonsuz zaman resimleri veya dilimleri Yaradilis'tan beri vardir. Yani dünya zamani içinde degil de, uzay zamani içinde geri dönüp tüm resimleri görebiliriz.
    Bu olusumun diger kosulu bugünün emilme özelligidir, içinde bulundugumuz an bir bir balon gibi siserek holografik bir görüntü olusturur; bu tek bir anlik resimlerin biriktigi bir alandir ve özel bir uzay alanindadir. Yani o alanda bu an ve geçmisteki tüm anlar vardir; iste USS EIdridge'in Norfolk'ta ortaya çikmasinin nedeni geçmisinde orada bulunmasidir; çarpilan uzayzaman alaninda geminin geçmiste orada bulundugu anin resmi ortaya çikmis ve gemi görülmüstür. Yani o anda hem Philadeiphia'da, hem de Norfolk'tadir. Eger zaman alanini yeterince bozabilirsek, madde bir an için geçmiste bulundugu bir yerde gözükebilir, dünya-zamanda degil, uzay-zamanda yer degistirmistir çünkü daha önce oradaydi. Eger olay sirasinda ve transer tamamlanmadan önce birisi enerjiyi durdursaydi, madde parçaciklari isinlanarak emilecek kaynagina dogru yani geriye vakumlanarak bu andaki orijinal yerine dönecekti. iki balon düsünün; birisinin içinde Philadeiphia'da USS EIdridge bulunsun; öteki balon ise Norfolk'da ama içi bos; bu bos balonda madde olmayan holografik görüntü beliriyor ve bu görüntü geçmiste bir yerde olan uzaysal imaj. Geçmisteki her zaman resmi bir holografik imaj balonu olarak vardir, bunu bir çizgi filmin veya bir animasyonun kareleri olarak da düsünebilirsiniz. Ve bu resim dizisi her varolan sey için olusmaktadir.
    Simdi dikkat edin;
    eger biz Philadeiphia'da bulunan USS Eldridge'in kendisinin bulundugu dolu balonu SIKISTIRIRSAK , Norfolk'taki bos balona giden maddi bir baglanti koridoru ya da madde tüpü olustururuz. Yani imaj gemiye dogru... Bu noktada, kaynagin dörtte biri bos, hedefin dörtte üçü doludur, iste tam bu anda birisi balonu sikistirmayi durdurursa ne olur? Isinlanmis madde dalgalar halinde geri dönerek orjinal uzaysal alanina geri döner yine vakum yaparak balonunu doldurur. Basinç yani sikistirma enerjisi "Yüksek siddette titresen manyetik alanlar" transferden önce serbest kalmistir. Sonuç dalgalari dev bozucu veya distortional etkiler yaratarak kütleyi alaninda hacimsiz birakirlar. Canli organizmalarin kayit alanindaki etkileri kagit gibi incedir, dalga yerini alirken tüm dalgalarin kaydi sirasinda kurbanlar hayalet kayitlara dönüsürler. Bu bioplazmik alanin bozulmasi ciddi fiziksel sorunlara yol açabilir; bu olasilik öldürücü ve sasirticidir ama yapacak bir sey olamaz, bilgisayarda kelime islem programiyla resim yapamazsiniz. Eger amaç görünmezlikse, çesitli tanim ve yorumlar getirebilir. Ama niçin gemi suya batmamis veya karada bir kentin ortasinda belirmemistir sorusunun cevabi yukardadir, zira geçmisin resimlerinde bunlar yoktur. Ve negatif sonuçlara göründügü kadar bakilirsa, deneyde yanlis giden bir seyler vardir. Ama bunlar nedir?

    "Philadeiphia Deneyi olasidir"
    Philadeiphia Deneyi bu bilimsel anlatimlardan sonra bugün 1943'te oldugundan çok daha fazla güncel. Yeni kaynaklardan yeni ayrintilar ögrenilmekte, bir diger iddiaya göre projede görev alanlarin beyni yikanarak, gördüklerini unutmalari saglanmisti ama yillar sonra anilar geri gelmeye basladigi için yasayan taniklar konusmaya basladilar. Bielek bu yeni iddialardan kitabinda söz ediyor. Hikayeyi dinledikten sonra hemen akla gelen bazi önemli sorular var;

    * Philadeiphia Deneyi, 1943 yilinda gerçekten USS EIdridge adli bir destroyerde veya bir baska gemide mi yapildi? Bu gemiye ne oldu?
    * Gerçekten göz açip kapayinca kadar koca bir destroyer 6000 km uzaga gidip geldi mi?
    * Her iki deneyde yer alan mürettebata ne oldu? Simdi neredeler ve 54 yil sonra hala yasayanlar var mi?
    * Içlerinden hiçbirisi ortaya çikip, olayi neden anlatmadi?
    * Nasil oldu da ABD Deniz Kuvvetleri, böylesine önemli bir bilimsel adimi, 50 yil saklayabildi?
    * Böylesine korkunç bir sonuca ulasan bu teknoloji nasil bir seydi?
    * Einstein'in "Birlesik Alan Kurami" gerçek miydi?
    * Peki bu kuram gelistirilip, tamamlanmis miydi?
    * Bugün Philadeiphia Deneyi ile ilgili dosyalar hangi kapali kapinin ardinda saklaniyor?
    Daha pek çok soru sorabiliriz ama cevaplar bulunamiyor, Bielek yukardaki sorularin bazilarina cevap aradi ama o da yeterince tatmin edemiyor. UFO'larla Philadeiphia Deneyi arasinda ne gibi bir iliski olabilirdi? Dr. Rinehart kimdi? Bu isim Türkiye'de de "Yok Oldu" adiyla yayinlanan "Thin Air" adli Philadeiphia Deneyi ilgili kitapta duyuldu, kitabi George E. Simpson ve Neil R. Burger yazmislardi. Alfred Bielek and Preston Nichols'a göre, Dr. Rinehart, Bili Moore adli bir bilim adaminin takma adiydi. Moore, deneyin ilk asamalarinin bilimsel hesaplarini yapmis ve hatta deneyde bizzat görev almisti, isigin bükülmesi alaninda uzmandi. Peki ama kimdi ve neredeydi? Jessup'un arkadasi Dr. Valentine, Charles Berlitz'le yaptigi röportajda söyle diyordu; "Bence Philadeiphia Deneyi bilinen va alisilmis yollarla açiklanamaz. Baz bilim adamlari atomun temel yapisinin, madde parçaciklarindan degil, elektromanyetik alanlardan olustugu görüsündeler. Bu çok karmasik enerji alanlarinin birbirlerini etkilemesi olayidir. Eger böyle bir evrenin içinde maddenin katli fazlari bulunmasaydi, sasilirdi. Bu fazlarin bihsinden birisine geçilmesi bir yasamdan ötekine geçmeye benzer. Boyutlar arasi degismedir yani dünyalar içinde dünyalar olabilir. Manyetik alanlarin karistirici olarak degisimler yaratabileceginden kuskulaniliyordu. Maksatli olarak, olagandisi manyetik kosullar yaratilmasi hem fiziksel,, hem de yasamsal olarak maddenin fazim degistirebilir. Bu durumda da, bagimsiz bir varlik olmayan ama içinde bulundugumuz yasama benzer belirli bir madde/zaman/enerji boy ütü n un bir parçasi olan zaman faktörünü de çarpiklastirir. Kisacasi Deney, olasidir."

    Berlitz'e göre Philadeiphia Deneyi'nin yapilip yapilmadigi belli degildir ve su an için kanitlanamaz ama kavram olarak geçerlidir çünkü Einstein'in "Birlesik Alan" kurami tarafindan desteklenmektedir. Eger Deney yapildiysa, söylentilerin ardindaki gerçek taniklar susmaktadirlar ve belki de "Yok Oldu" kitabinda anlatildigi gibi çildiran ve inanilmaz degisimler gösteren mürettebatin çogu ölmüs veya gizli bir yerde ölümü beklemektedirler. Ve belki de bir gün, üzerinde "Çok Gizli" yazili bir dosyanin açilma zamani gelecek karanliklar aydinlanacaktir.

    Alıntı


  9. #8

    Üyelik tarihi
    18.01.2010
    Mesajlar
    2.966
    Rep Puanı : 11614
    Ettiği Teşekkür
    2.211
    1.128 mesaja 2.773 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    107

    Standart

    Çok ilginç ama boyutlar arası kapının bu kadar basit şekilde açılacağını sanmam.

    Herşey sanal.
    Gökyüzüne uçmak...

  10. #9

    Üyelik tarihi
    18.02.2010
    Mesajlar
    149
    Rep Puanı : 370
    Ettiği Teşekkür
    0
    4 mesaja 15 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    35

    Standart

    Vay bee ! Hakikaten insan beyninin sınırları zorlanıyor, gerçek dimi bu ?


  11. #10

    Üyelik tarihi
    23.11.2008
    Mesajlar
    5.316
    Rep Puanı : 17990
    Ettiği Teşekkür
    0
    38 mesaja 109 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    154

    Standart

    Alıntı HOZEN_ANGEL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Vay bee ! Hakikaten insan beyninin sınırları zorlanıyor, gerçek dimi bu ?
    Bilinmiyor tam olarak ne kadarı gerçek. Belki az bile biliyoruz belki de hala yapamadılar.


Sayfa 1/3 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Dr.Masaru Emoto'nun deneyi
    Konu Sahibi URUMHAMATAHAYİL Forum Farkındalık
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 17.12.2016, 13:11
  2. 100 Maymun Deneyi
    Konu Sahibi MarlaSinger Forum Bilim & Teknoloji
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 25.11.2011, 12:31
  3. Çift yarık deneyi
    Konu Sahibi cibabu Forum Bilim & Teknoloji
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 30.04.2011, 21:26
  4. Milgram Deneyi
    Konu Sahibi Amphitrite Forum Psikoloji
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.12.2010, 17:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •